Aydın Selcen
Pompeo’ların, Bolton’ların dünyası bize terso gelir. Askerden askere ilişkiler sigorta özelliğini çoktan yitirdi. Somut sorunlar, Münbiç başta, henüz orta yerde duruyor. Müzmin ABD düşmanlığının, bekaya tehdit addedilen Kürt meselesiyle iç içe geçtiği bir dönemde seçim kampanyası da başladı. Trump’ın içgüdülerine göre davranması önündeki frenler de kalktı. Kanımca Türkiye-ABD ilişkilerini görülebilir gelecekte pek de aydınlık günler beklemiyor.
On yılı aşkın işgal ettiği Exxon’un CEO’luğu konumunu, ABD Dışişleri Bakanı olmak için bırakan Tillerson, bir yılı ancak aşan bir süre yaptığı görevden “arka kapıdan” çıkarak ayrılmak zorunda bırakıldı. Pek çoklarına göre tarihin gördüğü en kötü ABD Dışişleri Bakanı ünvanını da elde etti.
Tillerson 1975’te mühendis olarak girdiği Exxon’da 2006 yılında CEO atanmıştı. Halen en az 300 milyon ABD Doları tutarında bir kişisel servete sahip olduğu söyleniyor. Emekliliğine dört ay kala ayrıldığı için 180 milyon ABD Doları tutarındaki tazminatını almadığı biliniyor.
Exxon’un 200 ülkede faaliyeti ve 80 bini aşkın çalışanı var. Tillerson’un neden bakan olmak istediği ve koskoca ABD Dışişleri Bakanlığı’nı neden neredeyse imha edip gittiği ise henüz muamma. Bir teknik vergi muafiyeti/tazminat konusu nedeniyle görevde bir yıl kalıp şubatta ayrılmasının beklendiği ise haberleştirilmişti. Ayrılamadı, kovuldu.
Başkan Trump, Tillerson’la İran’la önceki başkan Obama’nın yaptığı nükleer anlaşmayı (“JCPOA”) çöpe atmak konusunda anlaşamadığını kaydetti. Yerine atadığı CIA Direktörü Pompeo’ylaysa tamamen aynı düşündüklerini vurguladı.
Tillerson görevden alınmadan tam önceyse Exxon’un Rosneft’le anlaşmaları iptal oldu. Bazı kaynaklarca asıl anlaşmazlık konusunun Rusya olduğu dile getirildi. Zira İngiltere’deki sayısı on dördü bulan şüpheli Rus muhalif ölümlerinin son halkasının ardından Trump, Başbakan May’e destek verdi. Söylenene göre, Trump her ne kadar kendi seçim kampanyasının Ruslarla ilintisi olduğunun soruşturulmasından rahatsızsa da, Rusya’ya karşı sert önlem alınmasına da karşı değil.
Trump’ın “odadaki yetişkinler” denilen üç general Savunma Bakanı Mattis, Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster ve “Chief of Staff” Kelly ile Dışişleri Bakanı Tillerson’un hareket alanını daraltmasından rahatsız olduğu konuşuluyor. Özetle, Tillerson gitti, sırada McMaster ve Kelly var. Yetmedi, Adalet Bakanı Sessions da yolcu. Mattis’in yeri sağlam.
Trump istediği takımı kurmak üzere olduğunu zaten açıkladı. Dahası, McMaster’in yerine en güçlü aday Bolton. Bolton, “İran’ın bombasını engellemek için, İran’ı bombalayalım” (2015-NYT) makalesinin yazarı. Bolton’un GW Bush döneminde BM Daimi Temsilcisiyken 39 katlı BM Genel Merkez binasının üstten on katı yıkılsa dünya için daha faydalı olacağını söylemiş oluşu kişiliği hakkında bir fikir verecektir.
Trump’ın kadro değişiklikleri bizi neden ilgilendirsin? Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin yola koyulması çabası Mc Master’in Kalın’la İstanbul’da, Mattis’in Canikli’yle görüşmesi ve nihayet Tillerson’un Cumhurbaşkanı tarafından Ankara’da kabulüyle canlandı. Bu üçlünün ikisi resimde olmayacak.
Trump döneminde Ankara’nın beklentisi sorunların “bir numaralar arası” iletişimle çözülmesi yahut aşılmasıydı. Yani Putin formülü diyebiliriz. Böyle olmadı. Cumhurbaşkanı, Trump’tan telefon beklediğini, bu olmadığı takdirde kendinin ABD Başkanı’nı aramayacağını belirtti.
Bizim bu taraflara bakan, Suudi ve BAE veliaht prensleri MBS ile MBZ ile ilişkileri yürüten, İsrail Başbakanı Netanyahu’yla yakın temasta olan damat Jared Kushner de bir temas noktası olmadı. Belki de Vaşington ziyaretindeki resmi yemekte karşılıklı oturan iki damadın kimyaları tutmadı.
McGurk gibi orta-üst düzey temsilciler Ankara nezdinde kabul görmedi. Bir ara gelip giden Avrupa-Avrasya Bakan Yardımcı Vekili Cohen BM Daimi Temsilcisi Haley’nin yardımcılığına geçiyor. Obama döneminin Başkan Yardımcısı Biden gibi bir isim Trump döneminde ortaya çıkmadı. Hatta ABD ayrılan Ankara Büyükelçisi’nin yerine beş aydır atama da yapmadı. (Türkçe bilen eski Atina Büyükelçisi Daniel Smith halen bekleniyor.)
Yüksek Düzeyli İstişare mekanizmasına bakarsak, konular Suriye, Irak, FETO. Aslında sorun ABD’nin 2003’ten sonra Irak’ta, 2011’den sonra gelip Suriye’de komşumuz olması ve her iki ülkede de Kürtlerle iş tutması. Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’nin buralardaki mevcudiyetinin amacının ülkemizi bölmek olduğunu açıkça ifade etti.
Bu bakımdan tarih, daha önce belirttiğim gibi, dairevi aktı ve 90 başlarında filizlenen “müesses nizam” kafasıyla, Erdoğan ortaklaştı. Hatta bizatihi CENTCOM’un kendi varlığı dahi Ankara için kuşkulu bir durum. Bu derin meselelerin Bakan Yardımcısı Wess Mitchell ile Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal arasındaki heyetlerce yürütülen görüşmelerde çözülmesi beklenemez.
Mitchell-Önal’ın Münbiç konusunda mutabık kaldıkları zemin üzerine inşaat Çavuşoğlu-Tillerson tarafından yapılacaktı. Tillerson’un son mesai günü 31 Mart. Demek ki Pompeo-Çavuşoğlu kanalının açılması için Nisan’ı bekleyeceğiz. Bu gecikme sahne düzeninin kurulması için olumlu da olabilir, olumsuz da.
Yeni dönemde, bizim Astana işbirliği ortaklarımız İran ve Rusya’nın ABD’nin vizöründe olacağı anlaşılıyor. Bize fazla ayak oyunu alanı kalmayacağı gibi, ayak oyunu denenmesi halinde yahut diğer bir deyişle salonda başka sahada davranılması durumunda, bunun bedelinin bu defa ağır olacağı görülüyor.
Pompeo’ların, Bolton’ların dünyası bize terso gelir. Askerden askere ilişkiler sigorta özelliğini çoktan yitirdi. Somut sorunlar, Münbiç başta, henüz orta yerde duruyor. Müzmin ABD düşmanlığının, bekaya tehdit addedilen Kürt meselesiyle iç içe geçtiği bir dönemde seçim kampanyası da başladı. Trump’ın içgüdülerine göre davranması önündeki frenler de kalktı. Kanımca Türkiye-ABD ilişkilerini görülebilir gelecekte pek de aydınlık günler beklemiyor.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024