Ayhan ONGUN
Gerek özel yaşamımızda gerekse toplumsal yaşam içerisinde bizleri huzursuz ve mutsuz eden nedir diye sorguladığımızda karşımıza çoğu zaman önyargılarımız çıkıyor.
Kendimizle ya da çevremizle, toplumla ilgili tüm değerlendirmeleri kendi doğrularımızı mutlak kabul ederek yapınca, farkında olmadan önyargılarımız öne çıkıyor ve hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen duygu ve düşüncelerimiz; hem bizi mutsuz ediyor, hem de kendi dışımızda bizim gibi düşünmeyen, bizden farklı olanlara karşı düşmanlık beslememize neden oluyor.
Eğer eğitim ve kültür alt yapımızda biraz olsun sevgi, hoşgörü varsa; düşmanlık olmasa da ötekine karşı tavrımız; küçümsemeye, aşağılamaya, yok saymaya dönüşüyor.
Damarlarımıza akıtılmış, bilincimize yerleştirilmiş üstencilik, kibir ve egolarımız çoğu zaman mantığımızın önüne geçerek, bizi hastalık derecesinde bir bencilliğin kucağına itiyor.
O zaman, kendimizi dünyanın merkezine yerleştiriyor, tüm olay ve olguların kendi etrafımızda döndüğünü sanmak gibi tedavisi imkansız bir kronik ruh halinin esiri haline geliyoruz.
Yaşamımız boyunca bize ezberletilmiş doğruların dışına çıkamayan” zavallı bizler”; doğal olarak çevremizde gelişen, değişen ve çelişen olayları sorgulama, anlamaya çalışma gereği bile duymuyoruz.
Çünkü en doğrusunu biz biliyoruz,
Çünkü biz farklıyız, ötekilerden üstünüz,
Çünkü bu ülkenin, devletin, cumhuriyetin ve hatta tüm değerlerin tek sahibi bizleriz.
Dolayısıyla da bizim dışımızdaki herkes yanlış düşünür,
Hatta onlar cahildir, düşünmezler, onların yerine de biz düşünür, karar veririz.
Ola ki onlar gün gelir çoğunluk olursa bile, onlar bizi yönetmeyi beceremezler.
Her koşulda, tüm vesayet kurumlarını harekete geçirir, gerekirse paralel yapıları devreye sokar, darbe yaparız, kaos ve kargaşa yaratırız,
Daha olmadı, görünmez kazalar yapar, tuzaklar kurarız.
Toplumun yüreğine korkular salarız, korkularla yönetmeyi severiz.
Bütün bunları yaparken dönüp bir kez olsun aynaya bakmayız.
Çünkü aynadaki görüntümüzden bile korkarız.
Kendimizi ötekilerden korumak için etrafımıza duvarlar öreriz.
Ancak farkında olmadan bu duvarlar içerisinde kendimizi hapsederiz.
Korkularımızın, egolarımızın, önyargılarımızın esiri ve hatta kölesi oluruz.
Oysa; önyargılarımızdan arınıp bakabilsek dünyaya,
Ötekileri de dinlemeye, anlamaya çalışsak,
Zorlasak hoşgörünün sınırlarını,
Çevremizdeki diğer insanların farklı görüşlerinin, yaşam tarzlarının, bizler için bir zenginlik olduğunu fark edebilsek,
Uzatsak sevgiyle ellerimizi,
Kucaklayabilsek, düşman bildiklerimizi
Barış içinde bir arada yaşamak zorunda olduğumuz gerçeğini kabullensek,
İnanın çok daha yaşanır olur hayat,
Çok daha mutlu oluruz yaşamı ve dünyayı paylaşmaktan.
Yeter ki, yaşadığımız coğrafyada tüm insanların bizler gibi eşit yurttaşlar olduğunu,
Önyargıların ve kibirin özel yaşantımızın da toplumsal hayatında en büyük düşmanı olduğunu kavrayabilelim.
Özgürlük ve demokrasinin barışa inanmaktan geçtiğini, korku senaryolarının artık geçersiz olduğunu,
Tek ve geçerli yöntemin halk iradesine saygı olduğunu görmek ve kabul etmek zorundayız.
Toplumda karşılık bulacak sosyal ve ekonomik projelerle halkın çoğunluğunu kazanmaktan başka iktidar yolu olmadığını anlamayanlar,
Geçmişiyle, tarihiyle yüzleşmekten korkanlar,
Boş yere başkalarını korkutmaya çalışmasınlar.
Biz artık korkularımızı yendik,
Barış, demokrasi ve özgürlük isteyenleri korkularla yıldıramazsınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020