Berat ÖZİPEK
Kupayı kaybeden sahaya iniyor, Kadıköy’de etrafa saldırıyor, kazanan sevinci göstermek için yol kesip araba sallıyor.
“Araba devrilecek sandık, çocuk var, yapmayın, dedik ama dinlemediler” diyor arkadaşım Gülçin.
Gecenin bir vakti, bir çocukta derin bir korku izi bırakma pahasına “taraftar seviniyor!”
Şike konusundaki üç maymun mutabakatı ile kolektif örtbas ve son olarak bu terör…
Futboldan zaten hazzetmezdim, daha da soğudum.
Ben ısınmışım soğumuşum, bunun önemi yok.
Önemli olan şu ki, futbol sadece kendi sahasında kalmıyor ve hayatı bölemediğimiz için orada göz yumulan hukuksuzluk başka sahaları da etkiliyor.
Hem de kötü etkiliyor.
İnanmakta zorlandığım kalıplar
Sürekli olarak “spor barış ve kardeşliktir” denir. Özellikle de ortada tersini söyleyen pek kimse yokken. Ama özünde yarışma, üstün gelme ve kazanma arzusu olan rekabetçi sporlarla ilgili olarak, sanki tersi daha çok geçerli gibi gelir bana.
“Futbol dostluk demek”se, neden onunla ilgili olarak üretilen literatür ağırlıklı olarak küfür, tehdit, aşağılama ve cinsel şiddet yüklüdür diye düşünürüm. “Bir baba hindi”, “fincanı taştan oyarlar” veya “Beşiktaşım bu sene” gibi koro için bestelenen “şarkı”ların lirik ve pastoral temalar içerdiği söylenebilir mi? Gol atan futbolcuların sevinirken yaptıkları en yaygın hareketler, neden genellikle öteki takımın taraftarlarında takdir hisleri uyandıracak türden değildir?
Neden statlar bile korku filmi gibi tanımlanır? “Ali Sami Yen Cehennemi”, “Burası İnönü, buradan çıkış yok” denir? Neden “eze eze yendi”, “ sahayı dar etti”, “sahadan sildi”, “sahaya gömdü”,”Barça-ladı” gibi manşetler atılır da“Saraçoğlu stadında zarafet” gibi manşetler atılmaz? Atmak isteyeni, “oğlum ne bu ya, defile haberi mi yazıyorsun?”diye paylarlar mı paylamazlar mı?
Belki sporun insan doğasındaki şiddet eğilimine meşru bir çıkış yolu olarak faydalı olduğu ileri sürülebilir. Bu birihtimal; belki doğrudur. Ama onun, toplumlar arasında şiddet, saldırganlık, ayrımcılık, ırkçılık, milliyetçilik, bölgecilik, hemşericilik ve benzeri kötülüklere hizmet ettiği binlerce acı tecrübenin varlığı ihtimal değil gerçek. Milli semboller, bayraklar ve milli marşların damgasını vurduğu uluslararası karşılaşmaların ve askeri tatbikatları andıran turnuvaların ne türden duygular uyandıracağı da ayrı mesele.
Sporun, özellikle de futbolun pek çok defa “insanları birleştirdiği” söylenir. Emekli bir diplomat, maç olduğunda Avrupa’daki MHP’lilerle BDP’lilerin aynı tribünde aynı Türkiye takımını desteklediğini söylemişti. Bu anlamda, evet birleştiriyor, ama daha büyük bir bölünme ve karşıtlık üzerinden olmuyor mu bu birleşme?
Sporu yücelten özdeyiş ve sloganlar, insanların gündelik hayatta inanmadan söyledikleri sözler olabilir mi? Yoksa onun barış ve kardeşlik olduğu, tarihte söylenmiş en büyük yalanlardan biri mi? Onunla gelen şiddeti nasıl açıklamalı? Biliyorum, eğitim, ekonomik sorunlar vesaire diyeceksiniz. Gelin bir de, “Countires and Concepts” adlı kitabındaMichael Roskin’in, holiganizmin kaynağını anlatırken yazdığı şu satırlara bakalım:
“Şiddete sebep olan nedir? Kimileri işsizliği suçlar… ama holiganların çoğu iş-güç sahibidir ve bazıları iyi bir yaşam standardına sahiptir… Kendisinin holigan olduğunu itiraf eden bir Manchester taraftarı, ‘gerçek şu ki, biz sadece kavgayı seviyoruz’ demektedir.”
Bizde de gözaltına alınan holiganlar arasında doktorlar ve öğretmenler var.
Ve inanmakta hiç zorlanmadıklarım
Uzaktan da baksam, ihtiyatlı olmaya gerek duymadığım, çünkü emin olduğum hususlar da var.
Mesela “önemli olan yenmek veya yenilmek değil sportmence yarışmaktır” derler, ama herkes bilir ki önemli olan yenmektir. Hiçbir teknik direktörü “takımı şampiyon yapamıyor çok sportmen yarıştırıyor” diye görevde tutmazlar. Kimse de “kardeşim hani önemli olan sportmence yarışmaktı?” diye sormaz.
“İyi oynayan kazansın” derler, ama genellikle samimi bir temenni değildir bu. Asıl temenni “kötü de oynasak biz kazanalım”dır, “bizim takım kazansın”dır. Maç sırasında yenme fırsatını “ahlakçılık” yapıp kaçıran futbolcuyu soyunma odasında kutsayan az olur.
Yalan üzerine mutabakatımız var
Maç muhabbetlerine maruz kaldığım uzun yıllar boyunca herkesin defalarca şikeden söz ettiğini çok iyi hatırlıyorum. Ama şimdi herkesin ağız birliği etmişçesine, birbirinin gözünün içine baka baka yalan söylediğini veya topluca sustuğunu da görüyorum. Duyan da, sanki “şerefsizler maçı sattı” sözü bu ülkede milyonlarca kez söylenmemiş de şimdi birileri çıkmış evliyalar ligine bühtan ediyor zanneder!
“Her yıl Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ‘fair play’ ödülleri veriyor, ama bunun doğru dürüst haber değeri bile yok, taraftarı bile kutlamıyor” diyor arkadaşım. Bunun bir anlamı var.
Bu delikten giren ateş …
Bu ülkede ilk kez ciddi bir değişim, dönüşüm ve arınma fırsatı var ve bu bütün alanlarda aynı anda yaşanmak zorunda.
Ama deryayı geçenler bu derede bocalıyor ve bu alanda kirlilik üstün geliyor.
Adaletin terazisini en baştan kendi elimizle bozduğumuz için. İlk düğmeyi yanlış iliklediğimiz için.
O alana dokunmadıkça tam bir temizlenme mümkün değil ve orada göz yumulan kirlilik zaman içinde yeniden bütün bünyeye sirayet edecek.
Şimdi yeniden en başa dönüp, alenen ve taammüden işlediğimiz “ilk günah”ımızla yüzleşip, şimdiye kadar verilen bütün kararları iptal edip, yazılan raporları yırtıp, yargıyı ve dünyayı aldatmaya çalışmaktan vazgeçip yeniden başlamazsak olacağı bu!..
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025