Demiray ORAL
İlkokulda öğretmen sözlü yaptığında, mahalle maçında her gol kaçırdığımda, ilk aşkımı ilan etmek üzere konuşmaya başladığımda, “beden” dediğimiz derste birtakım kasaların üzerinden manasızca takla atmam istendiğinde, mahallenin pislik çocukları tarafından karanlık bir sokakta kıstırıldığımda, yatağımdan uzak bir yerde sarhoş olduğumda, bir eylemde polisten kaçarken, elimde birtakım kâğıtlar devlet dairesine girdiğimde, market kasasında sıra beklerken, herhangi bir yerde sıra beklerken, avukatlık stajında ilk haczimi yapmam gerektiğinde, her yalan söyleyişimde yüzüm kızardığında, berber koltuğuna oturduğum anda, öğrencilikte maça- konsere- sinemaya gidecek param olmadığında, askerdeyken, sıkıcı bir yemekteyken, üniversiteden mezun olurken kep giyip fotoğraf çektirmem istendiğinde, İstanbul trafiğinde öndeki arabanın şoförünün ensesini ezberlerken, gençlik senelerinde pişmanlık duyarak uyandığım bir yatakta, ağır akşamdan kalma kalktığım sabahlarda- öğlenlerde ve akşamlarda, bütün pişmanlık, hayalkırıklığı, utanç, vicdan azabı anlarımda, ezcümle derhal ortadan kaybolmayı tutkuyla istediğim her zaman...
Hep “ışınlanmayı” istedim ben.
Işınlanıp bir anda başka bir yerde gözümü açmayı.
Bu nedenle çocukken, “büyüyünce ne olacaksın bakıyim” tadında sorulara arkadaşlarım “asker- polis- doktor- pilot” diye karşılık verirken ben “bilim adamı” derdim.
Soranlar, gülümseyip başımı okşar ama kimse de niye diye sormazdı, iyi mi?
Hâlbuki iki dakka ciddi olup sorsalar, açıklayacaktım: “Çünkü ışınlanmayı bulmak istiyorum.”
O zamanlar ne Einstein amcayla tanışmışlığım var, ne görelilik kuramıyla.
Dolayısıyla, ışık hızının aşılamaz kabul edildiğinden, bütün fiziğin bunun üzerine inşa edildiğinden habersiz, mutlu mesut ışınlanmayı bulacak bilim adamı olmayı düşlüyordum.
Ayrıca elimde kalkan olarak kapı gibi Uzay Yolu dizisi vardı.
Her hafta Kaptan Kirk’ün, “Işınla bizi Scotty” komutunu ağzımın suyu akarak dinliyordum.
Madem bir gün Atılgan gibi uzay gemileri olacaktı, kapılar biz önüne gelince şıkır şıkır otomatik açılacaktı, cebimizde bayıltma veya öldürmeye ayarlanabilen tuhaf lazer tabancaları bulunacaktı... O zaman ışınlanma da gerçek olacak diye inanmanın nesi mantıksızca olabilirdi ki?
Hem ayrıca ortada öyle bir durum olsa koca kulaklı Mister Spak dizi mizi dinlemez, kendini tutamayıp mutlaka “mantıksız!” diye ortaya atılırdı...
Sonra seneler geçmeye başladı ve ben bilim adamı olamayacağımı, dolayısıyla da ışınlanmayı bulamayacağımı anladım.
Ama bunun sebebi Einstein amcayla tanışıp, onun kuramını öğrenip derin karamsarlığa kapılmam değildi.
Tamamen sadeleştirirsek, iki nedeni vardı.
Birincisi memleketin eğitim sisteminde gizliydi, daha doğrusu kabak gibi ortaydı. Ve artık veletken“bilim adamı olacağım” dediğimde büyüklerin neden sırıtarak başımı okşadığını da artık anlıyordum.
Aynı tezgâhtan geçmiş olan büyükler cevabımı pek şirin bulmakla birlikte bunun memleket topraklarında ancak bir hayal olduğunu iyi bildiklerinden, kibarca “nah olursun bilim adamı” demeye getiriyorlardı.
Tabii sekter solcular gibi bütün suçu sisteme atıp kendimi pirüpak bırakmak olmaz.
Neticede (ikinci sebep oluyor), ben de bir şeyi keşfetmek için ömrümü adayacak karakterde olmadığını erkenden keşfetmiştim...
Her neyse, hep bir umutla bekledim yine de ışınlanmanın bulunmasını.
Fakat marketlerin bile kapısı Atılgan’ın kapıları gibi olmuştu da, benim şöyle babamın uşağı gibi“Işınla beni!” diyeceğim yeri malı bir Scotty’im bir türlü olamamıştı.
Baktım olmuyor, sınırsız bir ışınlanma hakkından vazgeçip, bazı tavizler vererek bilim dünyasıyla pazarlıklara bile giriştim.
Senede 10 hak verilsin, herkes onu istediği zaman kullansın diyordum misal. Sonra da 10 ışınlanma hakkım olsa onları nerelerde kullanacağıma ilişkin hayaller kuruyordum.
Ama geçtim seneyi devirmeyi, benim haklar daha birkaç ayı bile geçmeden doluveriyordu.
Fakat Einstein ve ışık hızı hiç aşılamadı.
Artık tam ümidi kesmeye başlamıştım ki, geçen gün Cenevre yakınlarındaki CERN’den o haber geldi. Bilim dünyası sonunda ışıktan daha hızlı yolculuk yapan nötrino adında, kütlesi sıfıra yakın sayılacak kadar küçük parçacıklar olduğunu söylüyordu.
Henüz yapanlar bile keşiflerinden şüphe duysalar da bu benim umurumda bile değildi.
Hemen büyük bir heyecanla hangi durumlarda, nerelerden ışınlanmayı isteyeceğime dair yeni bir liste yapmaya karar verdim. Pencereden dışarıyı şöyle bir seyrettim ve ilk maddesinden başlayarak listemi yazmaya başladım: Yaz sonunda tatil yeri boşalıp her yere hüzün çökünce...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- GGŞEÖ üyesiyim
31.05.2015 - Peki aslında hangi takımı tutuyorsun?
23.09.2014 - Ne öğrendik bütün yaşadıklarımızdan?
13.06.2014 - Kaybederken kazanmak
2.04.2014 - Cemaat’in maksadındaki gaye!
16.02.2014 - İnadına ‘L’amour’ diyen adam bizimkilerin ahlakını bozar mı?
13.01.2014 - Kimdir bu “hukuk devleti” adlı arkadaş?
6.01.2014 - “Son taarruz”dan sonraki gün
29.12.2013 - Olan biten üzerine serbest stil…
19.12.2013 - Eyyy ahali, Romalılar, uzaylılar…
11.11.2013
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Hrac Madooglu
Cocuk mu kandiriyorsunuz hanimefendi? "Kobane ha dustu, ha dusecek" diye heveslenip durdu Erdogan, aylardir. Kurtler kor, sagir mi?
Ad Soyad Giriniz...
"Muslumanin Muslumana cani, kani irzi, mali haramdir"...Peki, ya Musluman olmayana?