Ergun BABAHAN
New York'tan San Francisco'ya uçarken The Atlantic dergisinin “Aptal İnsanlara Açılan Savaş” başlıklı makalesini okuyorum. Makaleyi kaleme alan David Freedman, 1950'lerde orta seviyedeki bir zekanın insanların hayattaki başarı şansını etkilemediğini işaret ediyor. O dönemde zeka seviyeniz, kiminle evlendiğinizi, nerede yaşadığınızı belirleyen bir etken değildi.
Freedman, o dönemde iyi bir iş için karakter, çalışma ahlakı, insanlarla iyi geçinme gibi faktörlerin önem taşıdığını ve işverenlerin Amerika'da üniversite öncesi girilen SAT sınavı skoruna bakmak bir yana, üniversite diplomasıyla bile fazla ilgilenmediğine vurgu yapıyor.
2000'lere yaklaşılırken durum artık öyle değil. Bu dönemde zeki olmamak ciddi bir sorun. Sanayi toplumlarında zeka seviyesi sadece iş bulma şansını değil, toplumsal statünüzü de belirleyen bir çıta. Kendilerini zeki bulanlar, öyle olmadığını düşündükleri insanlarla açıkça alay edebiliyor bugün.
Zeka, yoksulluk seviyesi ve eğitimle geliştirilebilecek bir yetenek. Batı'da uzun yıllardır bu konuda çalışmalar yapılıyor. Yoksullukla okuldaki başarı arasındaki bağ, artık tartışma götürmeyen bir gerçek olarak kabul ediliyor. Devletlerin onca çabasına rağmen, yoksulluğu ortadan kaldırmak mümkün olmadı, yakın gelecekte de olacak gibi görünmüyor.
Burada devreye erken eğitim giriyor. Doğru yapıldığında erken eğitim, çocukların yoksulluk ve diğer çevresel faktörler tarafından zayıflatılan bilişsel ve duygusal zeka seviyelerinin yükselmesinde çok önemli bir rol oynayabiliyor. Yani, erken ve doğru eğitim, fırsat eşitliği konusunda çok önemli bir rol taşıyor.
Türkiye, gelişmiş ülkelerdeki gelişmeleri geç de olsa takip eden bir ülke. Bugün bir çok Batı ülkesinde üretim ve düşük seviye hizmet sektörü, robotlar, online servisler, Apps denilen uygulamalar ve diğer otomasyon uygulamaları nedeniyle insanların elinden alınmış durumda. Bu hızlı gelişim, bir çok meslekteki insan için alarm zilleri çaldırıyor çünkü insansız araçlar ve robot teknolojisindeki hızlı gelişim bugün geçimini garsonluk, taksi veya kamyon şoförlüğü yaparak kazanan insanların yakın bir gelecekte işsiz kalacağını gösteriyor. Sadece Amerika'da bu sektörlerde 15 milyon insan çalıştığı belirtiliyor.
Türkiye, yolsuzluk ve hukuksuzluğunu içi boşaltılmış bir din anlayışıyla doldurmaya çalışırken, toplumun yapısını tamamen bozacak bu gelişmeleri görmezden geliyor.
AKP döneminde eğitimin geldiği nokta ortada. Yazboz tahtasına çevrilen sistem, çocukları hayata hazırlamaktan çok din adamı gibi yetiştirmeye hizmet ediyor. AKP'nin eliti kendi çocuklarını yabancı dilde eğitim veren okullara veya yurt dışına gönderirken, seçmenlerine kalitesi düşürülmüş, ne matematik, ne fizik, ne de yabancı dil öğrenemeyen imam-hatipleri layık görüyor.
Ekonomideki kötü gidişin yoksulluğu daha da derinleştirmesi ve insanları tamamen sadakaya muhtaç etmesi kaçınılmaz bir tablo olarak karşımızda duruyor.
Özetle, elimizde yoksul ve yetersiz eğitim alan kuşaklar bulmaya hazır olalım. Üstelik bugün buldukları iyi-kötü işler teknoloji tarafından tamamen gereksiz hale gelecek ve dünyayla rekabeti bırakın, yaşamını idame ettirecek şansı bulamayacak bir kuşak geliyor.
Hamasetle yolsuzluklarını kapatmaya çalışanlar, ülkenin geleceği konusundaki vurdumduymaz tutumlarıyla bölücülük yapıyor. Yoksul, zeka seviyesi düşük, eğitimsiz veya kof eğitimli bir toplumdan demokrasi ve hukuk devleti çıkmayacaktır. İç savaş riski kadar büyük tehlike, dünya ile eğitim seviyesi uçurumunun artması ve eğitimsiz insanların değersiz hale gelmesinde yatıyor. Bugünü kurtarmaya bakanlar, yarınlarını karartıyorlar.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021