Eser KARAKAŞ
Gazetelere, internet sitelerine yazı yazmanın da eski keyfi kalmadı, aklınızda hoşunuza giden bir konu var ama öyle gariplikler yaşanıyor ki her gün, bu güzel konuları, kaçınılmaz olarak, erteliyorsunuz.
Güya mafya lideri bir adam bir deklarasyon yayınlayan öğretim üyelerinin oluk oluk kanlarını akıtacağını ve bu kanla duş yapacaklarını söylüyor.
Güya savcılar da sütre gerisine çekilmiş korkudan ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
Ancak, bir şikayet üzerine dün dava açıldı oysa konu şikayete bağlı bir konu değil.
Bu ifade karşısında savcılar için neden “güya savcı” ifadesini kullandığım açık, dünyanın her hukuk devletinde suç olan böyle bir dil karşısında sus pus oturuyorlar.
Mafya lideri için de aynı “güya mafya” ifadesini kullanıyorum; mafya günümüzde artık devlet dışı bir oluşum, devlete karşı da kavga veriyorlar, İtalya artık en iyi örnek ama bizim mafya bozuntuları arkalarını sıkı sıkıya devlete dayamış gözüküyorlar, tipik bir Türkiye klasiği.
Onlar için de, devlet için de çok çirkin.
Tüm bu nedenlerden yazımın alt başlığını “Yanlışlıklar Komedyası” koydum.
Bu yazıyı Perşembe sabahı yazıyorum, karşımda TV açık, önce Davutoğlu’nu, sonra da Erdoğan’ı dinliyorum, öğretim üyelerine demediklerini bırakmıyorlar, PKK’yı neden eleştirmiyorlar dediler ama Sedat Peker için, bu suç ifadesi için bir türlü soruşturma açamayan savcılar hakkında ağızlarını açamadılar.
Savcıları bir kenara bırakın, zaten muhtemelen böyle bir kurum yok artık ama iyi ki de Sedat Peker’i eleştirmediler, ben hala, safca, devlete saygı ile yaklaşmak isteyen bir vatandaş olarak memnun oldum.
Bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan bir mafya lideri bozuntusu ile muhatap olmamalı, onu eleştirmemeli, kınamamalıdır.
Bu iş savcıların işidir ama işin fecaati onlar da ortada yok.
Kimsenin anlamadığı nokta şudur: Kınama, eleştiri meşru kabul ettiğiniz kişi ve kurumlara yönelik bir eylem olmalıdır.
Evinizi soymaya giren hırsızı kınamazsınız herhalde.
Hırsızın muhatabı polistir.
Sizin işiniz meseleyi polise intikal ettirmektir.
Öğretim üyelerinin yayınladıkları deklarasyonda PKK’yı kınamamalarını, eleştirmemelerini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
En azından ben öyle değerlendiriyorum.
Seneler önce bir ekranda emekli bir generalle tartışıyorduk, emekli general bena da aynı suçlamayı yöneltti ve “askeri hep eleştiriyorsunuz, PKK’yı eleştirdiğinizi hiç duymadık” dedi.
Ben de emekli generale “bence siz de PKK’yı eleştirmeyin, PKK’yı bir öğretim üyesinin, bir emekli generalin eleştirmesi bizlerin PKK’ya yapacağı en büyük kıyak olur, kendilerini meşrulaştırdığımız anlamına gelir, mesele bir şiddet kullanımıdır, güvenlik güçlerinin işidir” dediğimi hatırlıyorum.
Beni ne kadar anladılar bilemiyorum ama ben bunu söylemek zorunda idim.
Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun türkçenin bu detaylarına biraz daha özen göstermelerinde fayda mülahaza ediyorum.
Öğretim üyelerinin deklarasyonunda imzam yok, üslup bana da biraz sert geldi, ben yazsa idim, devlet organlarını terörle mücadelede iç ve uluslararası hukuka aynen uymaya davet etmekle, bunun dışına çıkılırsa da, takipçisi olunacağını söylemekle yetinirdim.
Ancak, Cumhurbaşkanının başını çektiği ekibin de, Davutoğlu’nun da, yandaş medyası da bu deklarasyona tepkilerini anormal, kabul edilemeyecek ölçüde orantısız buluyorum.
Söz konusu 1100 öğretim üyesi için ne planlanıyor, bilemiyorum ama bu planın sonuçlarının Türkiye için hiç de hayırlı olmayacağını seziyorum.
Başbakan Sedat Peker’i muhatab almamıştır, muhtemelen benim düşündüğüm nedenden değildir, onu kanka görmüş olabilir, ama yine de iyi olmuştur, Peker’in muhatabı da savcılık kurumu olmalıdır.
Bir öğretim üyesi de şiddeti yöntem olarak benimseyen bir örgütü değil ama ağırlıklı olarak terörle mücadelede çok hata yapan kendi meşru güvenlik güçlerini eleştirmelidir, doğru olan da budur.
Terörle mücadelede güvenlik güçlerinin meşru birimler tarafından haklı ya da haksız, az ya da çok eleştirilmeleri olsa olsa terörle mücadelenin etkinliğini arttırır.
Özel kuvvetlere bağlı birilerinin “kurdun dişine kan değdi, kürt kork artık” diye duvarlara yazılar yazmasını, savcılar bir şey yapmadıklarına göre, kim eleştirecektir peki?
Türkiye’de tüm kavramlar tersine dönmüş durumdadır.
Görüntü tam bir yanlışlıklar komedisidir.
Hukuk ayaklar altına alınmıştır ve maalesef alan da en başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakandır.
Her ikisi de, maalesef deklarasyonunun içeriğinin ifade özgürlüğü kapsamı içinde değerlendirilemeyeceğini söylemektedirler.
Cumhurbaşkanı ve Başbakanının bu açıklamaları Anayasanın 138. Maddesinin açık ihlalidir.
Anayasa maddesi şöyle demektedir: “Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz”.
Bir deklarasyonun ifade özgürlüğü kapsamı içinde olup olmayacağına ANCAK yargı karar verebilir.
Ama yanlışlıklar komedyası ülkesinde işler tersine işliyor.
Ama, bir Cumhurbaşkanının, bir Başbakanın açık anayasa ihlalinde bulunmaları kimse için ama önce kendileri için hayra delalet değildir.
ESER KARAKAŞ | HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025