Gökhan BACIK
KHK’lilere yönelik, yahut onları da içine alan bir affın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kestirmek zor.
Affın olup olmayacağı tartışmasını şimdilik bir kenara bırakarak bazı noktaların altını çizmekte ve bazı sorular sormakta fayda var.
İlk olarak, affı prensipte savunmak gerekiyor. Yani af konusuna işlevsel bakmak lazım. “Ben hata mı ettim ki af dileyeyim” gibi yaklaşımlar özünde doğru bile olsa ikincildir ve esasen ilgisizdir.
Af kanuni bir düzenlemedir ve önemli olan mağduriyetleri mümkün olduğunca gidermek, sosyal ve diğer hakları geri kazanmaktır.
Affın bu işlevselliği dışında “af dilemek, affedilmek” gibi duygusal yorumlarla algılanması aşırı bir yorumdur. Aksine affı bir vergi affı, öğrenci affı yahut erken emeklilik yasası gibi daha ziyade teknik bir konu gibi düşünmek gerekiyor.
Bir af kanunu, ondan yararlanacaklar açısından kanuni ve meşru bir hak üretir.
Kimse kanundan kaynaklanan hakkını kullandığı için eleştirilemez.
Burada kritik olan konu ise olası bir affın tatmin edici olup olmayacağı.
Haklı olarak bazıları işe yaramayan bir tasarı ile siyasilerin “bakın işte af çıkardık” diyerek topluma yönelik siyasi manevra yapacağından endişe etmekte.
Teorik olarak siyasetçiye hiçbir zaman tam olarak güvenilmez. Ancak böyle bir güvensizliğin çaresi uzaktan bakmak değil, onun yaptığı süreçleri denetlemektir.
Yani KHK’lilerin bir platform şeklinde olası bir af tasarısı ile ilgili gözlemler yapması ve kendi çevrelerini bilgilendirmesi gerekiyor.
Ne var ki KHK’liler etkin biçimde siyasetle müzakere edecek bir örgütlenmeye gidemedi. Burada pek çok faktör söz konusu.
Bazı KHK’liler haklı olarak bezgin veya topluma küskün. Bazıları ise “zaten birileri stratejiler geliştiriyor” diye düşünüyor olabilir. Bazıları ise kendi başına yol almaya çalışıyor olabilir.
Öte yandan KHK’lilerin bir iç düşman olarak damgalanmaları, onların etkin örgütlenmelerini de doğal olarak engellemiştir.
Biliyoruz ki Türkiye’de KHK’li olmak siyasi, ekonomik ve sivil haklar açısından şu an bütün dünyada mukayeseli olarak en zor pozisyonların birinde olmaktır.
Konuya biraz daha geniş bakacak olursak, af konusu üzerinde düşünürken iki temel sorunun da tartışılması ve netleştirilmesi gerekiyor.
İlk olarak, KHK’lilerin gerçekçi gelecek beklentisi nedir?
Mesela – rakamları genel olarak yazıyorum – 4 bin hâkim ve savcı aynı zamanda 10 binden fazla subay görevine iade edilir mi?
AKP sonrası bile olsa böyle kapsamlı bir af ve göreve iade edilme pek çokları için “Cemaatle tekrar devlet erkini paylaşma olarak” yorumlanacaktır.
Türkiye’de böyle bir siyasi ve toplumsal vasat mümkün olur mu?
Af konusu ve diğer konularda strateji belirlerken KHK’lilerin beklenti ve gerçekleşme dengesi hesabını çok iyi yapması gerekiyor.
Bir noktayı tam burada hatırlamakta fayda var:
Genelde en iyi ihtimal olmaz.
Elbette nasıl düşünülmesi gerektiğini doğal olarak en iyi Türkiye’de yaşayan KHK’liler bilecektir.
Ben en iyi ihtimal asla olmaz demiyorum.
Ancak kötümser senaryoları baz alarak düşünmek daha isabetli olabilir diyorum.
Nitekim, aynı bağlamda başta yurt dışından pompalanan idealist senaryolara biraz şüphe ile bakmakta fayda olabilir.
Yurt dışında neredeyse bütün hayatını ehven-i şer’e göre yaşayanların söz konusu KHK’liler olunca idealist beklentileri sürekli gündemde tutması inandırıcı değildir.
KHK’liler yurt dışından insanların fikirlerine elbette itibar edebilir. Örneğin pizza satarak kazandığının bir kısmını Türkiye’deki mağdurlara gönderenlerin fikirlerine itibar edilebilir.
Ancak pizza satan iyi niyetlinin yanında parçası olduğu yapıyı neredeyse bir tımarlı sipahiye çeviren menfaatçilerin de olduğunu unutmamak gerekiyor.
İkinci önemli soru ise şudur: Sınırlı bile olsa, AKP döneminde bir af KHK’lilerin entegrasyonunda, uzun vadede daha meşrulaştırıcı bir dönüm noktası olur mu?
Yani KHK’liler konusunu bütün siyasi yükü ile olası bir AKP sonrası döneme bırakmak makul müdür?
Yoksa AKP’nin araladığı kapı daha sonra daha rahat ve geniş açılır diye düşünmek mi gerekir?
Bu nokta bir açıdan çok önemli.
Çünkü AKP sonrası toplum ve devlet reflekslerinin KHK’liler konusunda hemen değişmesini beklememek gerekiyor.
AKP döneminde yapılan bir af, ondan sonra gelen iktidarlar için bazı başka adımlar atmak konusunda daha kolaylaştırıcı olabilir.
Zamanlamayı ele alırken kötü bir olasılığı da ihmal etmemek gerekiyor.
Diyelim, farzedelim, önümüzdeki olası bir seçimi de AKP kazanacak.
O zaman uzun vadeli anlamı ve sonuçları açısından yaklaşan seçimden önce AKP eliyle bir af çıkarılması iyi mi olur kötü mü olur? Çünkü tekrar seçimi kazanan AKP bu konuda toplumsal baskıyı da artık kenara itebileceği için af konusunu rafa kaldırabilir.
O yüzden af konusunu bütün yönleri ile ele alırken AKP’nin tekrar bir seçim daha kazanacağını varsayarak tedbirli bakışa göre de düşünmek gerekiyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025