Gülay GÖKTÜRK
Son günlerde Suriye Kürdistanı konusunda peş peşe yazdığım yazılarda hep aynı şeyi söyledim: "Irak'ta yapılan hatayı tekrarlamamak, PYD'ye karşı düşmanca bir tutum almak yerine iletişime girmek gerekiyor. Türkiye'nin izlemesi gereken siyaset, yine bölünme fobisinin esiri olup bütün bu oluşumları tehdit olarak değerlendirmek değil; dost bir tutumla süreci etkilemeye çalışmak olmalıdır.
Ankara'nın önümüzdeki günlerde PYD başta olmak üzere Kürt partileriyle bir araya gelip, Suriye Kürdistanı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açması neden olmasın? Bu hamle aynı zamanda Esed'in oyununu boşa çıkarmak demek değil midir? Her üç parçada Kürtler'in desteğini kazanan bir Türkiye'nin bölgede ve dünyada çok daha önemli bir güce sahip olacağını görmek için dış politika uzmanı olmak gerekmiyor. Takıntılardan biraz kurtulmak yeterli" dedim.
PYD Eş Başkanı Salih Müslim'in Davutoğlu'nun davetiyle Türkiye'ye gelmesi ve görüşmelerin ardından yapılan açıklamalar, hükümetin kısa bir yalpalama döneminin ardından Suriye Kürt bölgesine ilişkin politikasında doğru bir hatta girdiğini gösteriyor.
Gerçi Başbakan Erdoğan Müslim'in "uyarmak" için çağırıldığını söyledi ama bu ifadelerin MHP başta olmak üzere şoven milliyetçilerin giriştikleri yoğun salvoya karşı "iç politika gereği" söylenmiş sözler olduğunu tahmin etmek zor değil.
Konuşmaların asıl muhtevasını Müslim'in görüşme sonrası yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz."Görüşmelerden hem Türkiye hem de Kürtler adına önemli ve olumlu sonuçların ortaya çıktığını; Türkiye'nin PYD'ye karşı tavrının değiştiğini" söyleyen Müslim, Suriye Kürdistanı'nda geçici yönetim konusunun tartışıldığını ve bu konuda yetkililerin "Bu sizin hakkınızdır" dediğini aktarıyor.
Hem siyaseten hem ahlaken doğru
İşte olması gereken budur. Bu iletişim sayesinde Türkiye hem Esed'in oyununu boşa çıkarmış olacak hem de PYD'yi ve Suriye Kürdistanı'ndaki gelişmeleri daha fazla etkileme imkanına kavuşacak. Ayrıca açılan bu yeni sayfanın Türkiye'nin Suriye politikasının bütünü açısından da yeni açılımlar, yeni imkanlar sağlaması mümkün olacak.
Ve Türkiye bu iletişim imkanını elbette yarın öbür gün Suriye Kürdistanı'ndaki siyasi güçlerden biri -örneğin PYD- kendi dışındaki diğer güçler üzerinde baskı uyguladığı, demokratik meşruiyet çizgisinin dışına çıktığı, şiddete başvurmaya kalktığı takdirde uyarmak için de kullanacak.
AK Parti'nin bu politika değişikliği sadece Esed'in oyununu boşa çıkardığı için ya da Türkiye'de çözüm sürecinin büyük bir darbe almasını engellediği için doğru değil; aynı zamanda -ve daha önemli olarak- yıllardır döne döne savunduğu "ahlaki dış politika"nın gereği olduğu için doğru.
Aksi olsaydı, yani Filistin'de işgalci İsrail'e karşı Filistinliler'in meşru haklarını savunurken, Mısır'da darbecilere karşı Mısır halkının iradesini temsil eden Mursi'nin yanında saf tutarken, Suriye'de zalim bir diktatöre karşı mücadele edenleri desteklerken, "şu ya da bu çıkarı değil, adaleti savunduğunu ve haklı olanın yanında yer aldığını" söyleyen Türkiye, sıra Suriye Kürdistanı'na gelince orada yaşayan Kürtler'in özerklik iradesine karşı çıkıp "ulusal çıkarlarım gereği izin vermem" deseydi, "ahlaki politika" ilkesi çökmüş olmaz mıydı?
"İç politika gereği"
Peki AK Parti iktidarı doğru olanı yaparken, neden bunu göğsünü gere gere bütün kamuoyuna açıklamıyor da bazı aktörler farklı, bazıları farklı konuşuyor?
Ben siyasetçilerin zaman zaman "iç politika gereği" farklı, dış politika gereği farklı konuşmalarını zaten hiçbir zaman anlamamış ve doğru bulmamışımdır.
Bu defa da anlamıyorum ve yadırgıyorum.
MHP'nin "Bir dakika beklemeyelim, bodoslama müdahale edelim" tutumunun, biraz iz'anı olan insanlar üzerinde herhangi bir etki yapma ihtimali var mı ki AK Parti Suriye Kürdistanı'yla dostluk politikasını açık açık savunmuyor?
Doğru politikaları sadece siyasi partilerin ya da siyasi liderlerin anlaması yetmez. Bu politikalar geniş kitleler tarafından da kavranmalıdır ki, toplumlarda kalıcı bir bilinç sıçraması yaşanabilsin; demokratik siyasetin ilkeleri içselleşebilsin.
AK Parti'nin muhafazakâr kitlelerde hâlâ önemli bir etkiye sahip olan bölünme fobisini etkisiz hale getirmeden; "Bağımsız Kürdistan" fobisiyle mücadele etmeden; özerklik, federasyon gibi ihtimalleri muhafazakâr kitlelerin "korkulu rüyası" olmaktan çıkarmadan çözüm sürecini ilerletmesi de oldukça güç görünüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015