Gülay GÖKTÜRK
Herhangi bir konu komisyona havale edildiği anda benim için bitmiştir. Şimdiye kadar kurulan hiçbir komisyondan dişe gelir bir sonuç çıktığını görmedim çünkü.
Hele hele, daha önce kurulan ve uzun aylar sonra hiçbir şey yapamayacağı görülen bir komisyonu yeniden canlandırmaya kalkmak, ipe un sermekten başka bir şey değil benim gözümde.
Davutoğlu’yla Kılıçdaroğlu arasında yapılan son görüşmede alınan “Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nu yeniden canlandırma” kararından söz ediyorum.
Haberlerde bu kez komisyonun çalışma süresinin ucunun açık olmadığı belirtiliyor. Buradan çıkan sonuç, oluşturulma ve çalışma tarzının yine aynı olacağı... Yani yine bütün partiler milletvekilleri sayısına bakılmaksızın eşit üye verecek ve yine bütün kararların oybirliğiyle alınması gerekecek.
İlk komisyon kurulduğunda yani 2011 Kasım’ında “Bu komisyon kendini ne sanıyor” başlıklı bir yazı yazmış ve şöyle demiştim:
“Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri oturmuşlar, nasıl bir yöntemle çalışacaklarına dair 15 maddelik bir metin çıkarmışlar. Buna göre, bütün kararlar uzlaşma komisyonunu oluşturan bütün siyasi parti temsilcilerinin oybirliğiyle alınacakmış. Bu kadarı da yetmemiş; komisyondan çıkacak metin (eğer çıkabilirse), genel kurulda yani Meclis’te de değiştirilemeyecekmiş!
Ben bu kadar komik bir durum ne duydum, ne gördüm!
Bu Komisyon kendini ne sanıyor? Ne cüretle kendisini Meclis’in üzerinde bir yere koyuyor? Biz seçimlerde bu komisyona mı oy verdik? Meclis üzerindeki ordu vesayetini, yargı vesayetini kaldırmak için yıllardır mücadele ettikten sonra şimdi bir de Uzlaştırma Komisyonu vesayetiyle mi uğraşacağız?
Anayasanın nasıl değiştirilebileceği mevcut anayasada yazıyor. Ve orada oybirliğinden bahsedilmiyor. Anayasa değişikliği için herkesin onayı gerekseydi, anayasaya nitelikli çoğunluk diye bir madde koymanın ne anlamı kalırdı ki…”
“...Her biri farklı dünya görüşlerine, ideolojik ve siyasi çizgilere sahip partiler nasıl olur da bir metin üzerinde oybirliği sağlayabilir? Böyle bir şey olsa olsa tek parti diktatörlüklerinde ya da darbe meclislerinde mümkün olabilir.
Bizde olacak olan ise, uzayan müzakereler, bitip tükenmeyen kavgalardan sonra komisyonun hiçbir iş yapamadan dağılmasıdır.”
Aynen öyle oldu ve döndük dolaştık, 2016 yılında aynı komisyonun yeniden canlandırılması kararı aldık!
İnanılmaz gerçekten...
Ben şahsen birçokları gibi Türkiye’nin bütün meselelerinin mevcut anayasa yüzünden tıkandığını, yeni bir anayasanın sihirli değnek değmişçesine bütün sorunlarımızı halledeceğini düşünenlerden değilim; ayrıca anayasaların öyle “sıfırdan” yazılmasının pek de mümkün olamayacağını; siyasi ihtiyaçlara ve siyasi ittifak imkânlarına bağlı olarak paket paket ilerlemenin daha gerçekçi olacağını düşünüyorum.
Ama hem bu meseleyi bu kadar hayati görüp, hem de kendi eliyle çıkmaza sokanları da hiç anlamıyorum doğrusu...
Oysa yapılması gereken ortada:
AK Parti, Meclis’in ve toplumun karşısına somut bir anayasa teklifiyle gelecek. (Bu konuda elde o kadar çok hazırlık, o kadar çok malzeme var ki, böyle bir teklifin bugünden yarına ortaya konması işten bile değil) Sonra bu teklifin - uzlaşma komisyonlarında değil - siyasetçisiyle, aydınıyla, basınıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla bütün halkın katıldığı geniş bir platformda enine boyuna tartışılmasını sağlayacak. Öyle ki, parlamentodaki partiler kendi tabanları tarafından “makul olana destek verme” konusunda baskı altına alınsın. Bu arada Davutoğlu da elinde bu taslakla parti liderlerine gidecek, onlar görüşlerini en kısa zamanda belirleyip kamuoyuna açıklayacaklar. AK Parti bu eleştiriler doğrultusunda yapabileceği revizyonu yapacak; vazgeçemeyeceği noktaları da açıklayacak.
Böylece Meclis’ten en az 330 oy alabilecek bir tasarının hazırlanmasının mümkün olup olmadığı kısa zamanda ortaya çıkmış olacak...
Eğer 330 bulunabiliyorsa kolları sıvayıp bu işi bir an önce bitirecekler. Olmuyorsa da kaderlerine razı olup anayasa değişikliğini bir başka bahara bırakacak ve bugünkü çift başlılık halini mümkün olduğu kadar krizsiz bir şekilde yönetmeye çalışacaklar.
Her halükarda, Türkiye siyaseti de artık temcit pilavına dönen şu yeni anayasa lakırdılarından kurtulacak.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi?
10.01.2016 - Dokunulsun mu, dokunulmasın mı?
8.02.2016 - Yine aynı komisyon
3.02.2016 - 'Nişantaşı tepinirken ağlar Güneydoğu'
31.12.2015 - HDP kendisini kapattırmaya çalışıyor
29.12.2015 - Sadede gelelim
27.12.2015 - DTK çözüm hamlesi yapacakmış!
25.12.2015 - Washington-Moskova arasında
22.12.2015 - Kürt Paketi
21.12.2015 - Çözüm Masası’na dönülsün, diyenlere
18.12.2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























memet arif
ak parti kadroları da tasavvurlarını pratikte sınayarak aşacaktır; nasihatle değil bizzat pratiğin içinde.