Gülay GÖKTÜRK
Burhan Kuzu Hoca dün gece katıldığı bir televizyon programında, AK Parti’nin başkanlık modelinin hazır olduğunu, bu modelin esas olarak Anayasa Komisyonu’na verilen metin olduğunu, elbette tartışmalarla bazı rötuşlar yapılabileceğini söyledi.
Böylece, iktidarın 2012’deki sert eleştirilere rağmen hâlâ o metinde ısrar ettiğini öğrenmiş olduk.
Esasen ben de son yazımda, AK Parti başka bir model açıklamadıkça “nasıl bir başkanlık sistemi” tartışmasını söz konusu metin üzerinde yürütmek durumunda olduğumuzu söylemiş ve bu modelin en önemli gördüğüm iki probleminden birincisine değinmiştim; başkana verilen başkanlık kararnamesi çıkartma yetkisinden…
İkinci büyük problem ise başkana verilen Meclis’i fesih yetkisi… Bu yetki sistemin en iyi uygulandığı ABD’de yok; sistemin kötü uygulamasına örnek olarak gösterilen bazı Latin Amerika ülkelerinde ise var…
Ergun Özbudun, AK Parti’nin anayasa taslağının hazırlanmasına aktif olarak katılmış değerli hukukçularımızdan biridir. Başkanlık sistemine de karşı değildir. Ama aynı Özbudun, 2012’de getirilen taslakta yer alan Meclis’i fesih yetkisi hakkında bakın ne düşünüyor:
“Sert kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık sisteminde ne başkanın kongreyi feshetmesi mümkündür ne de kongrenin (ancak vatana ihanet gibi çok ağır suçlarda uygulanabilecek olan impeachment usulü dışında) başkanı görevden alma yetkisi vardır. Bu, sistemin özünü oluşturan bir özelliktir. AK Parti önerisinde ise, başkana Meclis’i feshetme yetkisi tanındığı gibi, TBMM’ye de (nitelikli çoğunlukla olmak şartıyla) başkanı Yüce Divan’a sevketmek yetkisi verilmiştir. Bunun sadece vatana ihanet durumu ile mi sınırlı olacağı, yoksa diğer görev suçlarıyla kişisel suçları da mı kapsayacağı açık değildir. (…) Başkana yasama organını feshetme yetkisinin verilmesi, kuşkusuz, sert kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık sisteminin özünden radikal bir sapmadır.”
Neden özünden radikal bir sapmadır?
Çünkü sistemin esas amacı yasamayı yürütmeden bağımsızlaştırmaksa, bu fesih yetkisi başkana Meclis’e karşı tehdit unsuru olarak kullanabileceği bir yetki vererek yasamayı yürütmenin kontrolüne sokmayı hedeflemektedir. Deniliyor ki, diğer ülke tecrübeleri bize fesih yetkisine sahip olan başkanların bu yetkilerini neredeyse hiç kullanmadığını gösteriyor. Doğrudur ama asıl mesele yetkinin kullanılması değil, kullanma tehdidiyle Meclis üzerinde baskı oluşturulmasıdır.
* * *
Şüphesiz her ülke kendi hukuk sistemini kurarken, yasalarını ya da anayasasını yaparken hem başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmak, hem de kendi gerçeklerini dikkate almak durumundadır. Hiç kimsenin bir başka ülkenin sistemini aynen kopya etmek gibi bir zorunluluğu yoktur.
Ama oluşturduğunuz size özgü sistem, ilham kaynağınız olan örnekleri “iyi” yapan unsurları dışlıyorsa, elinizde kalan şey artık farklı bir sistemdir.
Yapılan tartışmalarda iktidar sözcüleri, bu sistemin asıl üstünlüğünün yasamanın yürütmeden “özgürleşmesi” olduğunu söylüyorlar.
Evet, mevcut sistemde milletvekillerinin parti liderinin ağzının içine bakan etkisiz unsurlar oldukları, bu haliyle parlamenter sistemde yasamanın tamamen yürütmenin uzantısı haline geldiği bir gerçek.
Ne var ki, siz hem bu değişiklikten asıl maksadınızın yasamayı yürütmeden bağımsızlaştırmak olduğunu savunuyorsunuz, hem de yaptığınız iki önemli değişiklikle Meclis’i başkanlık kararnameleriyle by-pass etmenin ve feshetme tehdidiyle kontrole almanın yolunu açmaya çalışıyorsunuz.
O zaman nerede kaldı bu sistemin üstünlüğü?
Ve o zaman insanlar size “asıl amacınız nedir?” diye sormakta haklı olmazlar mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015