Hadi ULUENGİN
AŞAĞIDA değineceğim tek ve önemli istisnayı hariç tutalım.
Bunun dışında fanatik ve fanatizm kelimeleri hiçbir zaman olumlu anlam taşımadı.
Çünkü başta Voltaire, esas olarak aydınlanma düşünürlerinin lügate soktuğu her iki sözcük de Latincede mabet anlamına gelen fanum kökeninden türemiştir.
Oysa bu mabet öyle lalettayin bir yer değildir. Savaş tanrıçası Bellone’ye ait olanıdır.
O melun Bellone ki ölüm, kan, hırs, intikam gibi en ilkel dürtülerle özdeşleşir.
Artı, ibadethanede bekçi olan müritlerin tanrıçaya meczup ölçüde tapındığı varsayılır.
Dolayısıyla da fanatizm derken körü körüne iman ve gözü kara taraftarlık tanımlanır.
***
YUKARIDAKİ tek istisnanın mucidi ise Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’tir.
İlk Nazi yenilgileri başladıktan sonra kelimeleri tedricen olumlu anlamla donatmıştır.
“Führer’e fanatik inancımız”, “Alman fanatizminin yüceliği”, “Yahudilere fanatiknefretimiz” vs. gibi slogan ve belagatlerle lügati ters yüz etmiştir. Muazzam beyin yıkama sayesinde de rejim karşıtları bile farkına varmadan sözcükleri bu doğrultuda kullanır olmuştur.
Ama Allah’tan, savaş biter bitmez Almanlar gibi Almanca da “terbiye edildiğinden” (!) fanatik vefanatizm deyimleri Goethe lisanındaki gerçek manasına tekrar kavuşmuştur.
***
ÖTE yandan, bilhassa son yirmi otuz yıldan beri ve özellikle futbol takımlarının taraftarları için kullanılan fanatik tanımı de az çok aynı anlamı çağrıştırıyor.
Tabii burada Bellone mabedinin müritleri veya gamalı haçın militanları gibi uç noktaları kastetmiyoruz ama yine de makullüğü ve mantıkiliği aşan bir durum hissediyoruz.
Buna bir de yine aynı kökene uzanan ve kâh bir rock şarkıcısına, kâh bir dizi aktörüne, kâh bir tenis oyuncusuna duyulan hayranlığın fan kelimesiyle adlandırılmasını ekleyebiliriz.
Her hâlükârda şu kesin: Mutlaka ak - kara; mutlaka iman - inkâr; mutlaka yandaş - hasım ikilemleri ekseninde yükselen fanatizm gri tonlara, mütereddit sorgulamalara ve nesnel muhasebelere imkân ve fırsat tanımayan bir düşünce sistematiğiyle bütünleşiyor.
Ve eyvah ki, toplum olarak bugün buraya belki her zamankinden daha çok yakınız.
***
ÖYLEYİZ ve kökenleri daha eskiye uzanıyor olsa bile yine de esas fanatikleşmenin AKP’nin iktidar süreciyle birlikte başladığını; fitili ateşleyen tarafın ise böyle bir gelişmeyi hazmedemeyecek kadar bağnaz olan eski statüko olduğunu söylersek yanlışa düşmeyiz.
Nitekim değirmeni taşıma suyla döndürülen Cumhuriyet mitinglerinden tutun da “411 el kaosa kalktı” diye atılan manşetlere, fanatik çıkışlar ilkin “karşı cephe”den (!) geldi.
Oysa aynı AKP aynı iktidarın ilk döneminde bu fanatizme başka bir fanatizmle cevap vermemek akılcılığını gösterdi. Dolayısıyla sosyolojik tabanını genişletti ve prestijini artırdı.
Fakat ikinci dönemden itibaren işler tam tersine döndü.
Otoriter ve pederşahi eğilimleri ayyuka çıkan Başbakan “benden olmayan bana karşı demektir” yaklaşımını benimsedi. Dolayısıyla lideri olduğu kurum da hem kendini fanatik kıldı, hem o karşı cephede zaten mevcut fanatizmi daha çok körükledi ve daha çok perçinledi.
Velev ki teorisini yapmasınlar, şimdi aslında her iki taraf da haniyse Joseph Goebbels gibi fanatikve fanatizm terimlerinin anlamını ters yüz ederek onları olumlulukla donatıyor.
***
OYSA gri tonların, mütereddit sorgulamaların, nesnel muhasebelerin reddedildiği ve ak - kara; iman - inkâr; yandaş - hasım dürtülerinin bağnazlaştığı bir süreçten hayır gelmez.
Aklı ve makulü aramayan siyasetler ancak fanatizmi ve fanatikleri hükümran kılar.
Hâlbuki dediğim gibi sözcüğün kökeni ve lügate girişi ölüm, kan, intikam ve hırsla özdeşleşen melun bir savaş tanrıçasına uzanıyor ki, lânet!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015