Hasan Bülent KAHRAMAN
Orgeneral İlker Başbuğ tutuklandığında yazmış ve yargının "aşırı özgüven" içine girdiğini söylemiştim. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın hem de böylesi konularla ilgili olarak soruşturmaya davet edilmesi yargının bu sınırları aştığını da gösteriyor. Zaten "aşırı özgüven" kavramı da biraz metaforikti; aslında yargının sınırlarını aşmaya başladığını dile getiriyordu. Tastamam o noktadayız.
Böyle bir oluşumu hazırlayan ilk nedenin özel yetkili mahkemeler ve özel yetkili savcılar olduğunu söylemek kabil. Eline bu derecede imkân geçen bir yargı varoluşsal refleksini göstermekten ve her şeyi kendi bildiğince okumaktan başka bir şey yapmaz.
Jüristokrasi (yargıçlar iktidarı) oluşumunun başka bir yolu da yoktur. İlginç olanı mevcut hükümetin yargıyı bağımsızlaştırmak, daha doğrusu yürütme, hatta yasama üstündeki yargı sultasını kırmak için başlattığı girişimler sırasında bütün bunların bazı çevrelerce gözden kaçırılmasıydı. Sanki yargının temel refleksi jüristokrasiyi tesis etmek değilmiş gibi davranıldı ve iki yanlıştan bir doğru görüldüğü gibi çıkmadı.
Gele gele büsbütün farklı bir noktaya geldik. Mevcut pozisyon bugün herkesi ürkütüyor. Hükümetin "emrinde"/ denetiminde olduğu (!) söylenen yargı apaçık bir biçimde hükümete karşı. Çünkü işin içinde geleneksel devletçi bürokratik/ bürokratik devletçi refleks var. O bürokrasinin kaynağı yargıdır. Türkiye'deki darbe girişimlerinde ve darbelerde yargı daima o anti demokratik adımı atanların yanında olmuştur. O yetmediği gibi 367 saçmalığı sırasında görüldüğü üzere yargının kendisi darbe girişiminde bulunmuştur.
Bugün de aynı yaklaşım kendisini bir başka yoldan gösteriyor.
Nedir Hakan Fidan'ın ve diğerlerinin çağrılmasının nedeni? PKK'yla görüşmek. Neden bu görüşme yapıldı? PKK sorununu aşmak için. Şimdi bu konuda bir soruşturma açılıyorsa, böyle bir girişimin söz konusu sorunu ortadan kaldırmak için atılan adımları baltalamaktan başka bir anlamı olamaz. Nasıl olsun? Hükümet eğer o iradenin asıl sahibiyse ve Fidan o irade doğrultusunda bu girişimlerde bulunmuşsa ve sorgulanıyorsa bu hükümet yaklaşımının, siyasi kararın yargıya tabi tutulması anlamını taşımaz mı? Bundan sonra yani hükümet her attığı adımda yargıdan izin, onay ve tasdik mi almalıdır?
Bu girişimin yeni bir bürokrasi darbesi olarak tanımlanması güçlü, endişe veren ve aydınlatılmayı bekleyen bir işarettir. Hükümetin tavrı, tutumu, politikası tepeden tırnağa yanlış olabilir ama Yassıada'da hükümet tasarruflarının yargılanması ne idiyse bu da bana göre odur. Mesele, bunun da dışında, derin devlette yatan ve Kürt sorununun çözümüne karşı olan, bugüne kadar devamlı karanlık, spekülatif ilişkilerin kaynağında yer alan bazı güçlerin bir kere daha harekete geçmesi midir? Bu akıllara en fazla gelmiş sorudur. Aydınlatılması şarttır.
Başka türlü olmaz. İngiltere, bizzat Başbakanın ve basın müşavirinin şimdi hatırlarında uzun uzun, ayrıntılarıyla anlattığı görüşmelerle çözdü en kanlı sorununu. İngiltere istihbarat teşkilatları bu dönemde hükümetin yanında yer aldı, elbette. Hiçbir savcı veya yargıç da bu planları sorgulamaya kalkışmadı. Aklın almayacağı bir şey olurdu bu.
Sonuç çok açık: Kürt sorunu çözülmesin isteniyor belli çevrelerce, demokratikleşme girişimleri (en genel anlamda) yarım kalsın diye çalışılıyor, Fidan burada bir semboldür, bu hamle bütün kanatlarıyla merkeze, yani hükümete, siyasi otoriteye ve başbakana yönelmiştir.
Savaş birileri tarafından sürdürülüyor, bazı savaşlar hep devam etsin isteniyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025