İhsan DAĞI
Lafım, bir zamanlar AK Parti’nin AB üyeliği konusundaki gayretlerine takoz olmayı politika sanan CHP’lilere, ulusalcılara, laiklere... Daha çok pişman olacaklar.
O zaman ‘müttefikleri’nin ellerinde tuttukları ‘devlet sopası’nı muhafaza etmek için AB işini durdurmaya çalışıyorlardı, şimdi o sopa kafalarına inmeye başlayınca sızlanmaya başlıyorlar. AB’den sorumlu bakan komisyonun raporunu ‘ciddiye almadığını’ söyleyince bakanı ciddiyete davet ediyorlar. Geçmiş olsun... Artık sizin AB üyeliğinin getireceği hukuk ve demokrasi standartlarına ihtiyacınız olabilir, ama şimdilerde buna ihtiyacı olmayanların sözü geçiyor.
En kritik dönemlerde AK Parti’nin AB politikasını ‘memleketi satmak’la eş tutanlar bugün nasıl konuşabiliyorlar? Ne AK Parti’nin demokratlığına, ne Kürt ve Alevi sorunlarını çözmeyişine, ne de yargıyı ve üniversiteleri kullanışına itiraz edebilirler. Ergenekon ve Balyoz davalarında hukukun ihlal edildiğinden, yargının hükümet tarafından etkilendiğinden şikayetçiler. Umutları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde... Avrupa standartlarına daha dün itiraz ediyor, “Türkiye’nin özel koşulları”ndan söz ediyorlardı… Bu davaların sanıkları ve mahkumları üç-beş yıl önce ‘hukuk devleti’ni iyice yerleştirecek AB sürecine karşı çıkmayı bırakın, o süreci tehdit olarak niteleyip durdurmaya çalışıyor, hatta bazıları fiili bir darbeyle bu işi tamamen rafa kaldırmaya uğraşıyorlardı. Kötü mü olurdu ‘hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları’nın herkesi koruyacak bir yapıya dönüşmesi, kökleşmesi, geri çevrilemez hale gelmesi?
Ekim 2005’te tam üyelik müzakereleri başlarken durmuştu aslında süreç; tam da ulusalcıların çabaladıkları gibi Kıbrıs meselesi üzerinden. Gümrük birliğine ilişkin ek protokolün Kıbrıs Rum kesimini de kapsayan bir şekilde onayından kaçınmak hem güven bunalımı yarattı AK Parti hükümetiyle AB arasında hem de süreci kilitledi. Hükümet Rum gemilerine Türk limanlarını açmaya yanaşmadı. Oysa 1987 tarihine kadar açıktı zaten limanlar. Bir yandan dışişleri bürokrasisi, öte yandan da CHP’nin ulusalcı muhalefeti AK Parti’yi korkuttu, hükümet onların milliyetçiliğine ve devletçiliğine yenildi.
Bu tarihten sonra ne heyecanı kaldı AK Parti’nin, ne vizyonu. En önemlisi de kapatma davasının ardından AK Parti’nin AB’ye ihtiyacının kalmamasıydı. Cumhuriyet tarihinin en hızlı, en kapsamlı dönüşüm projesi tamamlanamadı. Bu sonuçta elbette Fransa ve Almanya’nın tutumu, genel olarak Avrupa’nın isteksizliği, hatta olumsuzluğu da rol oynadı. Doğru, ancak bunlar başka bir mesele, şimdi bize bakalım.
AK Parti baştan itibaren AB’ye hep ‘araçsal’ baktı. Bunda yanlış bir şey de yoktu. Birçok kesim ve insan gibi AK Parti de AB’nin Türkiye’yi dönüştürecek, demokratikleştirecek ‘bir kaldıraç’ olduğunu görüyordu. Herkesin dile getirdiği meşhur, ‘önemli olan tam üyelik değil süreç’ sözü de zaten bu araçsallığın bir ifadesiydi.
Demokratikleşmeye, hukuk devletine, askerin sivil denetimine direnen, siyasete alan bırakmayan, AK Parti’yi meşru görmeyen güçler vardı ve bunlar AB’ye de karşıydı. AK Parti aldığı AB yanlısı pozisyonla AK Parti karşıtı bütün güçleri aynı anda AB karşıtı haline de getirmeyi başardı. Hem AB’yi hem de AB yanlısı çok büyük kitleyi arkasına alarak vesayet kurumlarını etkisizleştirdi. Rakiplerine karşı söylemsel bir üstünlük kurdu, ulusal ve küresel meşruiyetini pekiştirdi. AB sürecinin gerektirdiği reformlar, bu süreçte içte ve dışta kurulan ittifaklar AK Parti’yi güçlendirdi.
Bu hikâyenin bam teli şu; bu araçsallaştırma, eğer süreç geri döndürülemez bir noktaya gelseydi anlamsız olacaktı. Sonuçta Türkiye demokrasisi, hukuk devleti rejimi, insan hakları uygulamaları Avrupa standartlarına ulaşacak, oturacak, yerleşecekti. Ancak ulusalcı muhalefetin de desteğiyle süreç durdu. Sonuçta da değişen güç dengelerinden bir sistem ve zihniyet değişikliği değil bir aktör değişikliği çıktı. Dün AB sürecini tıkayanlar, bugün AK Parti iktidarını uluslararası standartların denetiminden ve kısıtlarından da kurtaranlardır. Kutlarım...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023