İhsan DAĞI
Biliyorum, ‘barış’ sözü bir klişe haline geldi. Ama yine de dalgası geçilecek bir konu değil. Değeri yokluğunda anlaşılacak bir ‘durum’. Aslında bizim ülkemizde de barışın yokluğunu derinden hisseden insanlar var. Ülkenin bir bölgesi neredeyse otuz yıldır ‘savaş koşulları’nda yaşıyor. Bu süreçte 40 binin üzerinde insanımız öldü. Anadolu’nun her şehrinde, her kasabasında artık ‘şehitlik’ler var...
Nedense acıların yaşandığı coğrafyaya ve yüreklere uzağız; onlara ‘sürekli’ odaklanamıyoruz. Ancak terör büyük şehirlerde üç-beş can alınca dikkat kesiliyoruz; ‘bombanın patladığı yerde biz de olabilirdik’, ‘eylemin olduğu caddeden yarım saat önce geçmiştim’, ‘patlamanın sesi buraya kadar geldi’ muhabbeti çeviririz kaygıyla. Uzaklarda her gün bir iki gencin ölümü ise hayatımızı etkilemez. Duyarız, üzülürüz belki ama, ‘ölüm uzaklarda’ görülür bize, ‘başkalarına’ ait...
Böyle olunca da savaşın topyekûn nasıl ‘yıkıcı’ bir ‘şey’ olduğunu anlamakta zorlanırız. “Çanakkale’de yüz binler toprağa düştü”, “Dedem Yemen’den gelmedi” sözleri dilimizden düşmez ama ne savaşı biliriz, ne de barışı...
Barışın olmadığı bir durum insanlığımızın, vicdanımızın karardığı anlardır. Savaşmanın, yani insan öldürmenin ne demek olduğunu vicdanında derin yaralar açılan insanlar anlar. Savaştan dönenlerin ‘travmaları’ hakkında binlerce vaka anlatılır. İnsanlar biraz da öldürdükleriyle ölürler.
20. yüzyıl, iki dünya savaşı, birçok devletlerarası savaş ve sayısız iç savaşlarla insanlık tarihinde sayıca en büyük insan kayıplarının verildiği yüzyıldır. Birinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin sayısı 15 milyon. Bunların en az yarısı sivil. İkinci Dünya Savaşı daha da kanlı; ölenler 60 milyonun üzerinde.
Bu bir dehşet tablosu. Barış çalışmalarını ve projelerini de tetikleyen bir dehşet tablosu. Avrupa Birliği ‘savaşları durdurma’ projelerinden birisi ve en etkilisi. Mekanizması da basit; birbirleriyle savaşma eğiliminde olan ülkelerin ekonomilerini, kurumlarını ve toplumlarını bir araya getir, entegre et, ‘ortaklıklar’ kurmalarını sağla; böylece bir ülke kendine zarar vermeden ötekine zarar veremez hale gelsin, dolayısıyla savaşa kalkışmanın maliyeti, savaşın getirisinden yüksek olacaktır. Toplumsal düzeyde birbirlerine bağlanmış çıkarlar ve kaderler de savaşı durduracak fren işlevi görecektir.
AB bunu başardı. Bu nedenle de Nobel Barış Ödülü verildi. İçeride ve dışarıda eleştiriliyor bu karar. Kim ne derse desin; 20. yüzyılda iki dünya savaşına ev sahipliği yapan bir kıtadan Kant’ın ‘Ebedi Barış’ projesinin belki de ilk aşamasını oluşturacak bir yapı inşa eden ve evinde savaşı uzak tutan bir Avrupa’ya ulaşmak barış ödülünü hak ediyor. Ancak, ödül verilmiş, verilmemiş; hiç fark etmez. Barışı kurmak ve barış içinde yaşıyor olmak zaten en büyük ödül.
Öldürmek kolay, barış zor... Tam bir yıl önce Radikal’den Orhan Kemal Cengiz ‘Öldürmek’ başlığıyla müthiş bir yazı yazmıştı. Okuyalım:
“Bir tek saç telini üret desek insanın, herhalde dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarına sormamız lazım bu işi. Daha ancak geçenlerde nefes borusu ‘üretilebildi’, binbir güçlükle... Kadavradan alıp, tonla işlemden geçirdiler nefes borusunu. Hâlâ daha bir tek beyin hücresini bile ‘üretemiyoruz’ insanın... Yaşatması, var etmesi bu kadar zor olan insanı, herkes öldürebilir. Mesela, insan saçının fizyolojik yapısını bin kere anlatsanız anlayamayacak bir adam, eline silahı alıp, nefes borusunu üreten adamı alnının ortasından vurabilir... Hrant Dink’i, onun yazdığı bir tek cümleyi bile anlayamayan bir çocuk öldürmedi mi? Hiçbir şeyi var edemeyen bir insan, kâinatın en muhteşem mucizesini, saniyeler içinde bu dünyadan koparıp, sonsuza dek yeryüzünden silebilir.”
Kur’an’ın hükmü boşa değil elbette: “Kim bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”
‘Öldürmek sanatı’ olan savaş kötüdür. Bunu söylemek için de, evet, herhangi bir ‘Miss Turkey’ kadar zeki olmak yeterlidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023