İhsan DAĞI
İzmir’in statükoyu, Diyarbakır’ın değişimi temsil ettiği bir Türkiye... Elli yıl önce biri bize bunu söylese güler geçerdik. İzmir’de karamsarlığın, Diyarbakır’da umudun ayağa kalktığı bir Türkiye’den söz edilse, dinlemezdik bile.
Ne oldu da bir zamanlar Türkiye’nin en ‘kozmopolitan’ şehri olan İzmir, bugün içe kapanmacı ‘ulusalcılığın’ kalesi haline geldi? Anadolu ‘eski İzmir’e benzerken İzmir nasıl muhafazakâr, ürkek, içe kapalı, farklı olana şüpheyle bakan ‘eski Anadolu’ya dönüştü? Bir zamanlar değişimin motoru olan bir şehir ve de bölge şimdilerde nasıl değişimin, örneğin Kürt barışının önünde bir engel olarak algılanıyor?
Bu sorulara cevap vermek zor. Ciddi araştırmalar yapmayı, son yüzyılın siyasi olayları kadar ekonomik dönüşümüne, sınıf ilişkilerine ve karşılaştırmalı kalkınma göstergelerine bakmayı gerektirir. Kolay olan sonuca bakmak; görünür olan o... Bu ülkenin dünyaya ve yeni fikirlere belki de en açık, çoğulculuğu genetiğinde olan şehriydi İzmir. Türkiye’nin dünyaya açılan çok önemli bir ticaret ve kültür merkezlerinden biriydi. Sadece kendisi değil, tüm Ege İzmir üzerinden dünyaya açılırdı. Hep cumhuriyetçi ve laikti, tamam ama aynı zamanda derin bir demokrat ve değişimci damarı da vardı. İzmir’i 1922 sonbaharında yakanlar bile şehrin bu genetiğini bozamamışlardı.Bu şehir 1930’da Atatürk’ün izniyle kurulan muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırka’sına da büyük destek vermişti. Fethi Bey’in meşhur İzmir mitinginde topladığı kalabalık CHP’yi ürkütmüş, parti iki ay sonra kendini feshetmek zorunda bırakılmıştı.
Çok partili hayata geçildiğinde de İzmir, devleti ve statükoyu temsil eden iktidar partisine değil değişimi ve halk gücünü temsil eden Demokrat Parti’ye oy vermişti. 1954 seçimlerinde DP İzmir’in oylarının yüzde 61’ini almıştı. 27 Mayıs darbesinin ardından yapılan ilk ‘normal’ seçimlerde de İzmir DP’nin devamı olan, değişimi ve milli iradeyi dile getiren Adalet Partisi’ne oylarının yüzde 62’sini vermişti. Bu, dünya ile entegre, değişimden korkmayan, özgüven sahibi bir şehrin siyasal tercihiydi. Aynı İzmir 1977 seçimlerinde de ‘bu düzen değişmeli’ diyen Ecevit’in CHP’sine yüzde 52 oranında destek vermişti.
Sonra ne olduysa oldu. Türkiye’nin geri kalanı dünyaya açılırken İzmir içe kapanmaya başladı. Değişimi, açılımı, çoğulculuğu taşıyan öncü bir kent olmaktan çıktı, statükoculuğu temsil eden bir kimliğe büründü. Sanki Ankara’dan gelen emekli devlet memurlarının ruhu İzmir’i teslim aldı. Anadolu dünyayla bütünleşirken İzmir dünyadan, rekabetten, çoğulculuktan korkmaya başladı.
İzmirliler şimdi yeniden bir süreç başlattılar. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu önderliğinde yerel yöneticiler, işadamları, sivil toplum temsilcilerinden oluşan kalabalık bir heyet Diyarbakır’ı ziyaret etti. Bu, İzmir’in Diyarbakır’ı gözden çıkarmadığının bir ilanı olduğu kadar İzmir’in Türkiye ile bütünleşme iradesinin de beyanı. Başta Kocaoğlu olmak üzere bu diyalog sürecinde yer alanların tümünü tebrik etmek gerek. Diyarbakır’da karşılaştıkları dostluk ve misafirperverlik tüm Ege’de yankılanmalı, karşılığını bulmalı. Çünkü ‘barış süreci İzmir’den geçer’.
İzmir’in Kürtlerle kuracağı barış, devletin PKK ile anlaşması kadar önemli. Savaşı devlet, barışı toplum yapar. Toplum savaşa razı değilse devletin silahları da susmak zorunda kalır. Toplumun benimsediği bir barış yaşar ancak. İzmir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun başlattığı süreç ‘İmralı süreci’ kadar önemli, mutlaka devam ettirilmeli. Bu sürecin sonunda sadece Diyarbakır değil, İzmir de bütünleşmiş olacak Türkiye ile... Barış belki ‘eski İzmir’i de geri getirir...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023