İhsan DAĞI
Devlet, evimize kadar elini kolunu sallaya sallaya nasıl girecek?
Senin veya başkasının, herkesin evi mahrem. Devletin ne işi var elin mahreminde? Mesele ne şu ne bu; tepemize dikilen, her şeyimize karışabileceğini sanan bir zihniyetin kendini iyice göstermesi ve de kendini sınırsız, mutlak bir güç sanması. Konumuz öğrenci evleri değil. Herkese, her şeye karışmayı normal gören bir zihniyet; insanların özel alanlarına, evlerine kadar girip müdahale etmeyi düşünen bir zihniyet bütün sınırları aşmıştır. Oysa devletin dokunamayacağı, giremeyeceği yerler vardır. İnsanların mahremine saygı göstermek üstelik muhafazakâr bir değer olmalı. Nazlı Ilıcak'ın dediği gibi böyle bir tutum ne demokratlıkla bağdaşır ne de muhafazakârlıkla.
Bu bizim bildik ‘toplum mühendisliği'. Yıllarca Kemalist devlet ‘kendi değerleri'ne (laiklik, pozitivizm) ters bulduğu için dindarları, başörtülüleri dışladı, ötekileştirdi. ‘Değerler' adına yapılıyor gibi görünse de aslında bu bir ‘iktidar biçimi', hegemonya inşa yöntemiydi. Meşru, doğru, normal olan ‘kendisi', kendi değerlerini paylaşanlardı. Diğerleri onların iktidarlarını onaylamadıkları, biat etmedikleri ve onlara benzemedikleri sürece ‘eşit yurttaşlar' olarak değil ‘anormal' varlıklar olarak görüldü.
Muhafazakâr devletin toplum mühendisliği de farklı değil. Yine ‘değerler' sahnede; dinî, millî, ahlakî değerler. Fark, bunların Kemalist değerlerin aksine devlete değil, ‘millete ait' olduğu sanısı. Elbette toplum bu değerleri genel anlamda paylaşır ama iktidar, değerler adına yönetme iddiasıyla onları devletleştirir, hegemonya kurucu bir işlevsellikle yeniden tanımlar. Hatta hayatı bile tanımlamaya başlar; ‘meşru hayat var, gayrimeşru hayat var.' Artık değerler devletin sahipliğindedir; işlevi, iktidarın meşruiyetini yeniden üretmek, yönetenlere itaati vaaz etmektir. Devlete eklemlenen değerler, toplum-merkezli özgünlüğünü ve özerkliğini kaybeder. Bizde olan budur ve evrensel anlamda muhafazakârlıkla da alakası yoktur. Şu veya bu değerlere göre toplumu tanzim etmeye çalışan devlet, o değerleri değil kendi iktidarını inşa eder. Bu nedenle değerler toplum merkezli, devletten bağımsız ve özerk kaldıklarında özgün ve kendiliğindendir, çoğuldur, tek tip değildir.
Mühendisliğe kalkışan devlet, topluma tepeden bakar. Toplum için, bireyler için neyin iyi, neyin doğru olduğunu, neyin ahlaklı olduğunu devlet belirler, sonra da aparatlarıyla bunu uygulamaya kalkışır. Jakoben ve müdahaleci devlet yani...
İktidarın ‘muhafazakâr' karakteri, sergilenen jakoben ve müdahaleci anlayışını mazur görmemizi gerektirmez. Muhafazakâr bir partinin bu niteliğini politikalarına yansıttığı bir durumu aşan noktadayız; iktidar, özel alanların kanun yoluyla düzenleneceğini söylüyor. Yani sınırlı-anayasal devlet, kişi özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı vs. aşılıyor. Şehir Üniversitesi'nden siyaset bilimci Hasan Kösebalaban'ın ifadesiyle: “Devletin özel alanda denetim yapması otoriterlikten de öte bir durum. Zira otoriter rejimler kamu alanını kontrol etmeyi kâfi görürler.”
Başbakan'ın son açıklamaları, tartışmaları böyle bambaşka bir noktaya taşıdı. Dışa vurulan zihniyet otoriterlik düzeyinden totaliterlik noktasına ulaştı. Özel alanın kanun marifetiyle denetime kalkışılması apaçık totaliter bir uygulamadır çünkü. Bu bir zihniyet meselesidir ve ‘muhafazakâr'lıkla da açıklanabilir değildir.
Belki daha derinlere gidip İslâmcı ‘yeni toplum' ütopyasına bakmak gerek. Demokratik yollarla iktidara gelen İslâmcılar, kafalarında İslâmcı ‘yeni toplum' ütopyasını silemeyince ‘postmodern otoriterlik' tezahür ediyor bünyede, değerlerle ve değerler üzerinden devşirilen toplumsal destekle meşrulaştırılan bir otoriterlik türü...
Mustafa Akyol, bir tweet'inde; “Devlet, hiç kimsenin evinin içine müdahale edip ahlak bekçiliği yapamaz. Yaparsa, demokrasiyi de çiğner, özgürlüğü de, mahremiyeti de.” diyor. Devletin sınırlarına aldırmadınız, ahlak polisliğinin tehlikelerini görmediniz diyelim. Muhafazakâr siyaset yapıyorsanız ve bir muhafazakâr için ‘mahremiyet'in önemi varsa insanların mahremleriyle uğraşmayın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023