İhsan DAĞI
13 yıl aradan sonra AK Parti tek başına iktidarı kaybetti. ‘Yeni Türkiye’ adını verdikleri faşist bir ‘parti devleti’ kurma hayalleri de suya düştü. Türkiye uçurumun kenarından döndü.
Muhaliflerin canına, malına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik İslami referanslarla meşrulaştırılmaya çalışılan otoriter ‘tek adam rejimi’ veya ‘kurumsallaştırılmış parti devleti’ girişimi durduruldu. Bunu mümkün kılan tüm partileri, kesimleri, bireyleri tebrik etmek gerek; Türkler, Kürtler, Aleviler, dindarlar, milliyetçiler, demokratlar, liberaller Türkiye’nin Erdoğan ve AK Parti’den, ‘bir’den büyük olduğunu, çok olduğunu gösterdiler.
AK Parti için şok, Türkiye için yeni bir dönem
Bu, AK Parti için ‘şoke edici’ bir gelişme, Türkiye için ‘yeni bir dönem’ demek. Aldıkları oya, kullandıkları devlet gücüne ve dağıttıkları kamu kaynaklarına bakarak Türkiye’de yeni bir rejim kurabilecekleri, böylece iktidarlarını sürekli kılabilecekleri hayaline kapılan İslamcılar ‘Türkiye realitesi’yle karşılaştı.
Umarım AK Parti’liler bu yeni dönemi anlar. Bu ülke,‘muhafazakar kisvesine bürünmüş İslamcılar’ın hamur gibi yoğurup kafalarına göre bir şekil verebileceği bir ülke değil. Türkiye, sandıklarından daha modern, dinamik ve çoğul; kendileri ise bunu okuyamayacak kadar ‘ideolojik körlük’ içinde.
Unutulmayacak
İslamcıların muhalefetteyken geliştirdikleri demokrasi, özgürlük ve hukuk dilini terk ederek ‘zorba ve Jakoben bir devlet’e yöneldikleri unutulmayacak.
Üstelik bunu yaparken sağduyusuna, vicdanına, ilmine güvendiğimiz birçok İslamcı yazar, gazeteci, aydın, akademisyen sessizliği tercih etti; büyük çoğunluğu da otoriterleşen ama‘kendinden’ olan devletin hizmetine koştu.
Gezi’den beri İslamcılığın entelektüel sefaleti deşifre oldu; yüz yıl sonra kavuştuklarına inandıkları ‘kendi devlet’lerinin organik aydını olmayı tercih ederek ‘davaları’na da aslında ihanet ettiler.
AK Parti iç eleştiriden kaçtı. Eleştiren, farklı şeyler söyleyenleri hain, düşman, ajan ilan etti. Rasyonalite yerini ‘komplo teorileri’ne bıraktı. Önce komplo teorileri ürettiler, sonra bu komplo teorilerine kendileri de inanmaya başladı. Rasyonaliteyi sadece kitleleri için değil kendi dünya okumalarında da devre dışı bıraktılar.
Gücü güçsüzlüğü oldu
Ve güçlerinin zirvesindeyken tek başına iktidarı kaybettiler. Muhalif kalan herkese karşı ölçüsüzce ve hukuksuzca kullanmaya kalktıkları bu ‘güç’ güçsüzlüklerinin en büyük kaynağı haline gelmişti. Son 13 yılda neredeyse bütün seçimlerde ‘mağdur’,‘mazlum’ ve ‘masum’ algısıyla seçim kazanan, iktidardayken bile hala muhalefetmiş gibi görülen, hataları ona değil onu tam iktidar yapmayan vesayet kurumlarına yüklenilen AK Parti bu seçime‘mutlak muktedir’ olarak girdi.
Aydınlar, gazeteciler, gazete yöneticileri, patronlar, sanatçılar ve hatta itiraz eden sıradan halk tehdit edildi, sorgulandı, gözaltına alındı. Devlet ve parti medyası adeta ‘söylemsel tehdit ve şiddet’mekanizmasına dönüştürüldü.
Sonuçta AK Parti’nin gücü onun güçsüzlüğü oldu. Hukuksuzluk, yolsuzluk, yoksulluk artık başkalarına fatura edilecek değildi; sorumlu AK Parti olarak görüldü ve ilk defa bir genel seçimden ciddi oranda oy kaybetti.
‘Muhasebe’ fırsatı
Bu sonuç AK Parti’nin bir ‘muhasebe’ yapması için fırsat olabilir. Partinin söylemleri, politikaları, liderliği, parti üzerinde bir yüke dönüşen Erdoğan’la ilişkileri, tabanı, paydaşları vs. üzerinde yeniden düşünmeye başlayabilirler.
Ama bu düşük bir ihtimal. AK Parti Gezi’den beri ‘rasyonel bir aktör’ olma özelliğini kaybetti. Aslında geçmişte ‘Milli Görüş’hareketi, değişen siyasal koşulları ‘yeniden okuma’ başarısını göstermişti. 28 Şubat döneminde ‘Refah Partisi’ modelinin, dilinin, liderliğinin ve kadrolarının hareketi taşıma kabiliyetini kaybettiğini tespit etmiş ve yeni bir siyasal hareketi (AK Parti) başlatma diriliğini göstermişti.
Ama bu defa farklı. 28 Şubat döneminde İslamcı-İslami hareketler kendi ayakları üzerinde durabilen, siyasal aktörü etkileyebilen, bağımsız sivil toplum kuruluşlarına, iş adamlarına, gazeteci ve aydınlara sahipti. Bugün, İslamcı hareket ve İslami kesimler (Gülen ve Yeni Asya grupları hariç) tamamen ‘devletleştiler’, AK Parti’nin bir gölge teşkilatına dönüştüler. Yani AK Parti’yi veya Erdoğan’ı etkileyebilecek konumda değiller; ne bağımsızlar ne özerk.
Ayrışmalar olacak
AK Parti devletine ve liderine muhtaç İslamcıların mevcut durumda eleştirel ve rasyonel kurucu bir rol almaları imkansız. Dolayısıyla AK Parti bugün iktidarı kaybetmesinin muhasebesini yapacak, rasyonel çıkış yolları ve modelleri geliştirecek sivil, toplumsal ve entelektüel dinamiklerden yoksun. Besleme İslamcı hareketler özgünlüğünü de özgürlüğünü de hayatiyetini de kaybetti.
Elbette yeni dönemde itirazlar, ayrışmalar olacak. Hem entelektüel hayatta hem siyasal alanda tartışmalar, yeni hareketler ve hareketlenmeler göreceğiz. Ancak bunların iç ‘iktidar mücadeleleri’ kıvamını aşacağını sanmıyorum.
AK Parti hala Türkiye’nin önemli bir siyasal gücü, ama artık ‘güç tekeli’ni, seçimle gelip kalıcı bir rejim değişikliği yapma hayalini kaybetti. Bu gerçekle yüzleşirlerse ve dolayısıyla ‘yeni Türkiye’adı altında faşist bir rejim kurma hayalini bir kenara bırakırlarsa ‘normal’ bir siyasi partiye dönüşebilirler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023