İlhami IŞIK
Değişim ve dönüşümü en çok talep eden insanların, prensip olarak önce onların, değişip dönüşmesi gerekir; çünkü değişim ve dönüşümün hakikiliği, değişim ve dönüşüm talebinde bulunanların değişimiyle ancak mümkün hale gelebilir. Toplumda değişim isteyen kişi önce kendisi değişmelidir. Sözgelimi evladınızın değişmesini istiyorsanız önce siz değişmelisiniz. Eşinizin değişmesini istiyorsanız önce siz değişmelisiniz. Çevrenizin değişmesini istiyorsanız önce siz değişerek buna öncülük etmelisiniz. Kural budur. Ahlak bunu gerektirir. Ayrıca da değişimin başka da bir yolu yoktur.
Siz kendinizi ''sabit'' bir zeminde muhafaza ederek başkalarının değişmesini bekleyemezsiniz!
Bugünlerde iki şahsiyeti, aynı anda değişen ve dönüşen hayatlarımızın anlamını daha iyi anlamak için, bana rehberlik etsinler, yol yordam göstersinler diye kişisel dünyama sıkça davet ediyorum. Onların hakemliğine, bilgeliğine bir çocuk iştahıyla müracaat ediyorum. Biri Rahmetli babam Şêxê Şero diğeri de Walter Benjamindir.
Rahmetli babam Şêxê Şero'nun bembeyaz bir safkan Arap atı vardı. Babam bütün gençliğini at sırtında geçirmişti. Ata bindiği zaman at, adete bedeninin bir uzantısı haline gelirdi. Öyle ahenkli bir at sürüşü vardı ki, müzik gibi, her şey bir anda hareketlenir ve o hareket halindeki nesnenin hangi bölümünü babam, hangi bölümünü at oluşturur bunu seçmekte çok zorlanırdım. Tam ve mükemmel bir bütünlük çıkardı ortaya.
Bir gün bu şahane görüntünün nedenini sordum babama'' Şefkat '' dedi oğlum. ''Eğer atına şefkatli davranırsan, o da bedeninin bir parçası haline gelir!'' Bir binici ile bir at arasında kurulan şefkat ve merhamet duygularının böylesine harika sonuçlar doğuracağını rüyamda görsem inanmazdım. Ama gerçekti ve gözlerimin önümde duruyordu.
Babam atı için değişmişti ve babam değiştiği için atı da onun için değiştirmişti. O mükemmel uyumun sırrı buydu.
Babamın merhamet ve şefkat sözcükleri zihnimin bir tarafında olanca canlılığını korurken, zihnimin öte tarafında Walter Benjamin’in şu sözleri alarm zili gibi hep çınlayıp duruyor beynimin orta yerinde. ''İnsanları devrim yapmaya iten şey, özgürleşecek torunlarının hayalleri değil, köleleştirilmiş atalarının hatıralarıdır.''
Kendi varoluşumuzun hakikati ve gerçekliği üstüne düşünürken, ''ötekiler'' için beslediğimiz şefkat ve merhametin, ötekilerin hatırları üzerinden derin izler bırakacağını bir an olsun unutmamalıyız. Biz yani insan varlıklar olarak biz, sevgi ve merhameti bir süs olarak kendi zihnimizde öylesine “sırf bize yakışıyor” diye beslemiyoruz. Şefkat ve merhamet esas olarak ''ötekiler'' için beslediğimiz şahane duygulardır.
Bir başkasının varlığına ve haklarına ''nurlu'' gözlerle baktığımızda hissettiğimiz duygu sevginin, iki saç ayağı olan şefkat ve merhamettir.
Şefkat ve merhameti en çok kalbinde taşıması gerekenlerde hiç kuşkunuz olmasın değişim ve dönüşüm talep edenler olmalıdır.
Değişip dönüşenler zaten ne yaptıklarının bilincindedirler. Değişip dönüşmekte zorlananlara karşı ilk ''ahlaki'' sorumluluk şefkat ve merhamet duymaktır. Eğer içimizde, kalbimizde ötekilere de yeten ve onlara ulaşan yeterli şefkat ve merhamet yoksa, hiç kimseyi değişim ve dönüşüme ikna edemeyiz.
Değişim ve dönüşümün bir yolu, bir siyasi pozisyonun aynı anda hem içinde hem de dışında olmaksa -çünkü bir alanı işgal ederken diğer alanın sınırları üstünde aylakça dolaşmak, çoğunlukla en yaratıcı düşüncelerin ortaya çıkmasına elverişli bir varoluş biçimidir.-, diğer yolu ise, üzerinde olduğun ve işgal ettiğin sınırın dışına, diğer sınırlara bitimsiz bir şefkat ve merhametle bakmaktır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
28.09.2025
14.09.2025
9.09.2025
1.09.2025
23.08.2025
10.08.2025
23.07.2025
14.07.2025
1.07.2025