Kerem ALTAN
“Ülkenin yakılıp yıkılması, halkın dehşete düşürülmesi ve Batılı medyaya ülke sokaklarında çarpışmalar olduğu şeklinde yanlış bir imaj yansıtılması karşısında sessiz kalmayacağız.”
Bu sözler kime ait? “Kime olacak, tabii ki Erdoğan’a” diye cevap verdiğinizi duyuyorum fakat haksızlık etmeseniz de yanılıyorsunuz. Doğru cevap “Mısır’daki kanlı darbenin sorumlusu General Sisi” olacaktı.
Yazıya küçük bir “hafıza oyunu”yla başlamamın nedeni, Mısır’daki darbecilerin, darbe mağdurlarının hak arayışına verdikleri tepkilerle, ülkemizde yaz aylarında meydana gelen Gezi olaylarına katılanlara başbakanın ve hükümetinin verdiği tepkilerin arasında tıpkı yazının girişindeki gibi hatırı sayılır benzerlikler olması.
Bu benzerliklerin dikkatimi çekmesi ve bunu dile getirme isteğim ne Mısır’da yaşanan acıları küçümsediğim, ne darbelere karşı olmadığım, ne de aman ha Mısır’ı ve Gezi’yi kıyasladığım anlamına gelmeli.
İlla bir anlama gelecekse bu, birbirine “düşman” gibi görünen bazı baskıcı yönetimlerin kendi halklarına reva gördüğü “tavırların” birbirine çok benzediği olmalı.
Örneğin Mısır’dan gelen son haberlerden biri Kahire’deki El Fetih Camii imamının tutuklandığı yönünde. Tanıdık geldi değil mi?
Polisten kaçan göstericilerin sığındığı El Fetih Camii imamı, göstericileri güvenlik güçlerini öldürmeye kışkırtmakla ve aynı göstericilere silah vermekle suçlanıyor. Yine de henüz “camiye ayakkabıyla girdiler” ya da “camide grup seks yaptılar” gibi haberlerin çıkmaması sevindirici tabii ki.
Hatırlayalım. Gezi olaylarında gerilimin iyice artmaya başladığı günlerde polisin “orantısız gücü”nden kaçmak isteyen göstericiler Dolmabahçe Camii’ne sığınmışlardı. Cami müezzini göstericilere yardım elini uzatmış ve camiye girmelerine izin vermişti.
Peki sonra ne olmuştu? Başbakan Erdoğan sonunun nereye varabileceğini aşağı yukarı tahmin ettiği halde, düzenlediği mitinglerde camide olanlarla ilgili ne kendisinin ne de medyadaki adamlarının hiçbir zaman ispatlama gereği duymadığı iddialar ortaya atıp taraftarlarını “Gezicilere” karşı tahrik etmek için uğraşıp durmuştu. Tabii bir de yaralı insanlara caminin kapılarını açan müezzin altı saat boyunca Terörle Mücadele ekiplerine ifade vermiş ve hakkında inceleme başlatılmıştı.
“Benzetmeye” devam…
Buyurun, Mısır’daki darbeyi açık açık destekleyen Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın, darbe mağduru göstericileri terörist olarak nitelediği açıklaması: “Suudi Arabistan Krallığı, halkı ve hükümetiyle, terörizme karşı Mısırlı kardeşlerinin yanında olmuş ve olmaya devam edecektir.”
Sisi’nin de bu açıklamaya bir itirazı olacağını sanmıyorum.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Gezi Olayları sırasında ne demişti hatırlayalım: “Şu saatten sonra orada bulunan her kişiyi (herkesi demek istiyor) devlet terör örgütünün mensubu olarak değerlendirmek zorunda kalacaktır.”
Peki Sisi’nin “şiddete başvuranlara müsamaha gösterilmeyecek” demesiyle, Erdoğan’ın Gezi direnişi sırasında hayatını kaybedenlerden “3-4 kişi polise şiddet uygularken ölüyor” demesi arasındaki ürkütücü benzerliğe ne diyorsunuz?
Ya da yabancı medyayla ilgili başlatılan karalama kampanyaları ve yabancı gazetecilerin tutuklanması?
Mısır Enformasyon Bakanı’nın, el-Cezire televizyonunun güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini iddia etmesiyle, Gezi olayları sırasında başbakanın yerli ve yabancı medyayla ilgili suçlamaları birbirinden çok mu farklı?
Darbe karşıtı gösterilere katılımı engellemek için toplu taşıma araçlarının seferlerinin durdurulması veya göstericilerin “düzeni bozmakla” suçlanması ve bu tutumlarında ısrar ederlerse “gerekenin yapılacağı”nın söylenmesi de çok tanıdık değil mi?
Adeviye Meydanı ve Taksim Meydanı birbirine benzemeyebilir, meydanlarda toplananlar da birbirine benzemeyebilir. Ama şunu biliyoruz ki iki ülkede de meydanlara çıkanlar demokratik haklarını istiyor ve demokrasiden hoşlanmayanlar, sandıktan da çıkmış olsalar silahla da gelmiş olsalar demokrasi isteyenlere aynı tepkiyi veriyorlar. Demokratik talepleri şiddetle bastırmaya uğraşıyorlar.
“Diktatör görmek istiyorsanız Mısır’a gidin” diyor Başbakan ama işte hangi “diktatörlüğe” gidersek gidelim “bir benzeri” çıkıyor karşımıza.
Yine de kendisine diktatör dendiği halde hala kimselerin “sallandırılmış olmadığına” şükredelim. Gezi gösterilerinde beş kişinin öldürülmesi, hapis cezaları, işten çıkarmalar, itibarsızlaştırma ve hedef göstermeler şimdilik kendisine yetiyor, değerini ve haddimizi bilelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.01.2015
7.01.2015
30.12.2014
24.12.2014
16.12.2014
28.11.2014
18.11.2014
11.11.2014
4.11.2014
21.10.2014