Lale KEMAL
Geçen cuma öğlen saatlerinde, İmralı’ya gidiş gelişler için kullanılan kosterin yenisiyle değiştirildiği haberlerini doğrulayan Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu gelişmenin, Öcalan’ın, uzun süredir izin verilmeyen avukatlarıyla görüşmesinin habercisi olmadığının ısrarla altını çiziyorlardı. Ancak, aynı gün öğleden sonra bir gelişme oluyor ve BDP, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile temasa geçerek, kardeşi Mehmet Öcalan’ın, Abdullah Öcalan ile hemen görüşmesine izin verilmesini talep ediyor. Bu arada hatırlatalım, ailesi ile Öcalan arasında görüşme yasağı yok ancak aile, görüşme başvurusunda bulunmuyordu. BDP, Ergin’e bu talepte bulunurken, Öcalan’ın, açlık grevlerinin sonlandırılması çağrısı yapacağı mesajını da veriyor.
Bakanlık da hemen harekete geçerek, Mehmet Öcalan’ın, yeni alınan koster ile -zaman zaman koster arızalı olduğu gerekçesiyle Öcalan’ın avukatlarıyla ya da bazı BDP’li vekiller ile görüştürülmemiş olması bir hayli tuhaf ama bu ayrı bir yazı konusu- geçen cumartesi günü sabahı, büyük olasılıkla İstanbul’da bir limandan İmralı’ya geçmesini sağlıyor. Belli ki bu seyahat olurken, durumdan haberdar olan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Manisa’dan, grevlerin bittiğinin duyulabileceği açıklamasını yapıyor. Dün akşam saatlerinde de, Mehmet Öcalan, ağabeyi Abdullah Öcalan’ın, açlık grevlerinin bitirilmesi çağrısını aktarırken kendisine atfen açıklamasının bir yerindeki şu cümleyi kullanıyor: “Açlık grevini eylem tarzı olarak genel itibariyle doğru bulmamakla birlikte... Açlık grevi eylemi yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır.”
Mehmet Öcalan’ın açıklamasının ardından BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak da, açlık grevlerinin sonlandığı haberini dün sabah saatlerinde veriyor.
Binlerce hükümlü ve tutuklu, anadilde savunma hakkını veren tasarının yasalaşma yoluna girmesini yeterli bulmayıp Öcalan ile avukatları arasındaki görüşmelerin başlatılması ve anadilde eğitim taleplerinin de karşılanması halinde ancak eylemlerini sona erdireceklerini bildirmelerine rağmen ne oluyor da dün grevler sonlandırılıyor. Bu sorunun net cevabını bilmek zor her ne kadar Öcalan, kardeşi aracılığıyla, “eylem yerini bulmuş” dese de. Ama dünkü yüksek tahminlere göre, Öcalan, yakında avukatlarıyla görüştürülecek ama AİHM’de devam eden davası bağlamında hukuki konularla sınırlı olacak şekilde bu buluşmanın olacağı belirtiliyor.
Peki, Öcalan, akamete uğratılan Oslo görüşmelerine denk gelen sürede yani Nisan 2010 ile Temmuz 2011’e kadar olan sürede, Prof. Dr. Mehmet Özcan’ın da hatırlattığı üzere, 56 kez avukatlarıyla görüştürülmüşken, 15 aydır neden görüştürülmedi? Prof. Özcan’a göre, devlet, Oslo barış sürecinde kendisini yanlış yönlendirdiği düşüncesiyle Öcalan’a böylece ceza verirken Devrimci Halk Savaşı adıyla yeni bir çatışma sürecini başlatmış olmasından dolayı da yine devlet kendisine öfkeliydi. Dolayısıyla avukatları ile görüşmesi engellendi.
Zaten uluslararası hukuka göre, Öcalan hakkında yargılama süreci olduğu için yalnızca hukuki konularla sınırlı avukatlarıyla görüşebilecekken siyasi amaçlı mesajları için de görüştürüldü ve ama bu, 15 ay süreyle kesildi, yukarıda değinilen sebeplerin de etkisiyle. Açlık grevlerinin sona erdirilmesi sürecinde MİT’in de devrede olduğu zaten sürpriz bir gelişme değil. Ancak, MİT’in, yaz başından bu yana, diyalogu kesmemek adına Öcalan ile görüştüğü belirtiliyor. Prof. Özcan, Öcalan’ı kontrol eden yapının (MİT) elindeki bu gücü kontrol altında tutmak istediğine dikkat çekerken devlet aklının, Öcalan’ın, PKK ve Kürt siyaseti üzerinde güçlü etkisi olduğuna inanıyor.
Ateşkes süreci başlayabilir
Diğer yandan, BDP’nin, Bakan Ergin ile temasa geçerek Mehmet Öcalan’ın ağabeyi ile görüşmesini sağlamış olması, bu partinin, bazı vekillerinin de eyleme katılmasına rağmen, açlık grevlerinin sonlanması için çaba göstermiş olması nasıl yorumlanabilir?
Kürt sorununa kafa yoran isimlerden MİT Müsteşar eski Yardımcısı Cevat Öneş ile dünkü telefon görüşmemizde, toplumsal dinamiklerin barışı dayattığına işaret ederken, açlık grevlerinin, gerek BDP, gerek MİT gerekse silahların susmasını isteyebilecek bir PKK fraksiyonunun girişimleriyle sonlandırılarak diyalog ortamının hazırlanmakta olduğunu gösterdiğine işaret ediyordu. Anadilde savunmanın önünün açılmış olmasına ek olarak hükümetin, bir güven artırıcı önlemler paketini (GAÖ) açıklaması gerektiğini belirten Öneş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, resmî dilin Türkçe olduğunun tartışılamaz bir madde olarak muhafaza edilmekle birlikte Kürtçe eğitimin bir süreç içerisinde gerçekleşeceğinin lüzumu, seçim barajının düşürülmesi ve hükümetin hazırlamakta olduğu 4’ncü yargı paketinde, Türk Ceza Kanunun’daki anti demokratik maddelerin temizlenerek ifade özgürlüğünün hayata geçirilmesini bu paket içinde yer alması gerekli unsurlar olarak sıralıyordu.
Hükümetin, bu adımlar atılırken güvenlik eksenli yaklaşımı ve milliyetçi söyleminden uzaklaşması gerektiğine işaret eden Öneş, açlık grevlerinin sona erdirilmesi için yapılan temasların ve Arınç gibi isimlerin verdikleri demeçlerin, BDP ve PKK’da barış isteyen çevreler ile Öcalan’ın da içinde bulunduğu bir ekiple devlet arasında, barış sürecinin yeniden başlayabileceği ve bir ateşkes sürecine girilebileceği yolunu açmış olabileceğine işaret ediyordu.
Gözlerini Köşk’e diken dolayısıyla milliyetçi kartı açıkça oynayan Başbakan Erdoğan’ın, açlık grevcilerini kışkırtıcı söylemleri, PKK ve BDP’yi şantajcı gibi tanımlamalarla sert bir üslup kullanmış olmasına rağmen kendi önderliğinde bir devlet aklının barış arayışlarını sürdürdüğü izlenimi güçleniyor.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016