Lale KEMAL
BRÜKSEL- Gezi Parkı’nda ağaçların sökülmesine karşı barışçıl gösteri yapanlara polisin aşırı güç kullanımı ile ülke çapında hükümet aleyhtarı protestolara dönüşen ve dördüncü haftasına giren eylemlerde geldiğimiz nokta, AK Parti’nin ve medyanın, kötü bir demokrasi sınavı verdiğidir. Nasıl bir irondir ki, ekonomiyi düzlüğe çıkartan, vesayet rejiminin belini kıran bir hükümet, iktidarının 10. yılında liderliğinde gerçekleşen demokratik kazanımları bir anda çöpe atma riskini göze alabiliyor.
İktidar, eylemlerin en başında hiçbir ayrım yapmaksızın göstericileri, gaz bombaları ve basınçlı su ile dağıtmaya çalışan ve bu aşırı güç kullanımı hâlini sürdüren polislere bu talimatı verenlerden hesap sormuyor, demokratik değerlere saygı çağrısı yapan aday ülke konumunda olduğumuz AB’ye rest çekiyor.
Nitekim, geçtiğimiz günlerde Gezi olaylarında hükümetin tutumunu eleştirdiği için Başbakan Erdoğanve AB Bakanı Egemen Bağış’ın eleştirilerinden nasibini alan AB’nin Genişlemeden Sorumlu üyesiStefan Füle, Brüksel’de yönelttiğim, Türkiye’nin AB’den tamamen kopma riskini görüyor musunuz, soruma, şu yanıtı veriyordu;
“Benim görüştüğüm Türk yetkililer, AB’ye katılım sürecini sürdürme konusunda oldukça kararlılar. Bu süreç, bizleri ileriye götürme anlamında gerek Türkiye gerekse AB’nin çıkarına. AB projesinin, bir değerler ve ilkeler temeline dayandığı çok açık.”
Gezi ile başlayan ve Türkiye geneline yayılan olaylarda gerek ana akım medya, gerek yeminli AK Parti düşmanı medya, gerekse hükümetin demokratik değerleri zayıflatan tutumu, Ankara’nın, yaklaşık üç yıl aradan sonra yeniden başlaması beklenen AB ile tam üyelik müzakerelerini riske atmış bulunuyor.
Türkiye ve AB arasında, 26 haziran çarşamba günü, yaklaşık üç yıl aradan sonra ilişkilere ivme kazandıracak bölgesel politikalar başlığının açılması öngörülüyordu. Ne var ki, Brüksel’de önceki gün toplanan AB Genel İşler Konseyi, Gezi olaylarına istinaden bu başlığın açılması kararını önümüzdeki pazartesi gününe erteledi.
Başta Almanya bazı AB üyesi ülkeler, bugünden 26 hazirana yani dört gün içinde hükümetin, gösteriler karşısındaki sert tutumunu sonlandırmasını bekleyecek. Olmadı, 22. Fasıl olan bölgesel politikalar konu başlığının açılmasını bilinmeyen bir tarihe erteleyecek.
Bu başlığın açılması konusunu Türkiye’ye bir baskı aracı olarak kullanıp kullanmadıklarını sorduğum Füle, şu yanıtı veriyordu;
“Hükümetin, medyaya baskıyı sürdürmesinin kendisinin aleyhine döneceğini anlayacağını umuyorum. ‘AB ile müzakere başlığı açılmasının teknik bir konu olduğu, siyasi konulara bağlanamayacağı’ şeklinde Başbakan Erdoğan’ın önceki sözlerine katılıyorum. Ne var ki, Türk polisinin, barışçıl bir eylem sürecini siyasi bir konu hâline getirme koşullarını oluşturmaması gerekiyordu.”
Ankara’da hükümetten, AB’den gelen eleştirilere karşı, müzakere başlığının planlandığı şekilde açılmaması hâlinde birliğe “Bizi alın diye yalvaracak değiliz” söylemleri yükselirken, Brüksel’de, Almanya gibi ülkelerin Gezi olaylarını baskı aracı olarak kullanma politikaları nedeniyle hava bulutlu.
Füle’ye soru yönelttiğimiz Brüksel’deki konferans salonu, tam üyelik için aday ülke potansiyeli bulunan, Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek gibi Batı Balkan ülkeleri ile aday ülke statüsündeki Türkiye’den 400’e yakın gazeteci, STK üyeleri ve AB yetkililerinin katıldığı ve Sesini Yükseltanlamına gelen Speakup2 Konferansı’nın ikincisine ev sahipliği yapıyordu.
Gerek Batı Balkan ülkeleri gerekse Türkiye’de fikir özgürlüğünün ve medyanın durumunun kötüleştiği dile getirildi katılımcılar tarafından örnekler verilerek.
Türkiye ile birlikte 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başlayan Hırvatistan, 10 gün içinde AB’ye tam üye olacak, daha aday statüsünde bile olmayan Batı Balkan ülkeleri, bizden önce AB’ye tam üye olurlarsa şaşırmam.
Türkiye’nin AB ile ortaklık anlaşması imzalaması üzerinden tam 50 yıl geçmiş, halen yerimizde sayıyoruz.
Nihayetinde Türkiye, AB’ye tam üye olsa da olmasa da demokratik değerlere yeniden bağlılığını tesis etmek için Gezi olaylarıyla kritik bir sınavdan geçiyor.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016