Leyla İPEKCİ
Bazılarımız çocukluğunu bir kambur gibi taşır üzerinde. Bazılarımız hızla geçip giderken neyi yüklendiklerinin farkına dahi varmaz. Eğer siz de bir gecede büyümek zorunda kalan çocuklardan iseniz, sargılı hatıralarınız arada bir için için kanar. Çaktırmadan geçiştirirsiniz. Bazen geçiştiremez, altında kalırsınız o halen canlı enkazın. Bazılarınız da okuru şahit tutmak ister. Kayda geçirmek ister canlı tanıklıklarını.
'90'larda Güneydoğu'da çocuk olmak' adlı söyleşiler kitabı, bu anlamda yakın tarihimize ışık tutan çok önemli bir çalışmaydı. (Rojin Canan Akın, Funda Danışman; Metis) İşte Emine Uçak Erdoğan'ın Keje / Bir Gecede Büyümek (Timaş) adlı öykü kitabı da bizi 80'lerde Güneydoğu'da çocuk olmaya götürüyor diyebilirim.
Faili meçhullerden, işkencelerden, gözaltında kayıplardan, koruculardan, operasyonlardan, açlık ve sefaletten, yakılan evlerden, tarlalardan, göçten her şeyden önceye. 2000'lerde su yüzüne çıkan gerçeklere gönderme yaparak da söyleyeyim: Kendi jetlerini düşürme planı yapanların, kendi vatandaşını fişleyenlerin, siyasetçisine suikast düzenlemeye, ibadethanesini patlatmaya kalkışanların, cinayete azmettirenlerin öncesine...
İlk gençliğine dek Güneydoğu'da yaşamış bir 'bölge'li olarak Uçak, çocukluğunun ağaçlarına, meyvelerine, tarlalarına, toprağına, kayasına, taşına, şarkılarına, masallarına, hasat zamanına, ekmeğine, üzüm salkımlarına, havuzlarına... Ağıt yakmış Keje'de.
Kapıların kapalı olduğu bir döneme götürüyor bizi Keje, evet. Her şey içten içe kaynıyordu o vakit. Diyarbakır Cezaevi gerçeğini kimse duymuyor, 80 sonrası haksız yere yıllarca içerde yatacak olanları, işkenceden çıkamayacakları kimse bilmiyor, devletin vatandaşına neler ettiğine dair hiçbir bilgi kırıntısına rastlanmıyordu medyada.
PKK'nın ilk baskın gecesinden sonra çocukların bir gecede değişime uğrayan ve birkaç ay içinde tamamen değişecek olan hayatlarını -ve bir daha asla geri dönülemeyecek olan kadim hayatı- anlatıyor yazar. Yitip gidenleri, geri gelmeyecek olanları... Bir tanıklığın son izdüşümlerini.
Hiçbir ideolojik gerekçeye sığınmadan, hiçbir politik tarafa yaslanma ihtiyacı duymadan yazılmış bu öykülerin her biri başka bir çocuğun ağzından anlatılmış. Mekânı ve zamanı özellikle muğlak bıraktığını belirtmiş Uçak. Bu çok yerinde kararla anlattığı öyküleri hamasi bir söyleme taşımaktan kurtardığı gibi, hamaset diliyle anlaşılmaktan da korumuş. Çünkü acı, ıstırap, kan ve gözyaşı hele ki çocukluk söz konusuysa, nefsinizi çarçabuk kamçılayarak, iyi niyetinizi suistimal edebilir kolayca. Altını biraz fazla çizdiniz mi, acının ideolojisini yapmaya başlarsınız. Sonra acının istatistiğini tutar, ardından da acı yarıştırmaya başlarsınız sosyolojik terimlerden sıçrayıp atlayarak. Ve tabii siyasetin kanırtan terimlerinin esiri olursunuz. Emine Uçak ise bu tuzakların hiçbirine düşmemiş. Usul usul, son derece sakin bir üslupla, yavaş yavaş döküyor eteğindeki sert yaşanmışlıkları. Etrafı toza dumana katmadan, yüreğimizde derin oluklar açıyor, içeriye acıyla birlikte umudun da birlikte aktığı...
Umut evet. Çocukluğun masum gecelerinden birinde, 'dışarıdakiler' dedikleri örgütün baskınında onlarca ölü çıkaracak bir beldede hayvanların arasına kendini atarak canlı kalmayı başaran çocuğu anlatırken dahi okurda bir kin uyandırmamayı başarıyor Uçak. Umut burada işte, bu her biri yaşanmış yıkıcı öykülerin ifade edilme zarafetinde.
Bizi düşmanlığa değil, ilk anılarımıza davet ediyor bu dil. Evinden, toprağından, anılarından ve bugününden vazgeçmek zorunda kalmayı kelimelerini kin ve intikam ateşine atmadan ifade ediyor. Taşın, rüzgârın, şarkıların hep birlikte özlem ve hayallerimizi büyüttüğü, bizi insan kıldığı o 'masalsı' günlerin gelecekte de mümkün olabileceğini hissettiriyor, ütopik olarak değil, tüm sahiciliğiyle.
Öykülerinde iki ateş arasında kalakalan çocukluğun lime lime edilişini zorunlu göçten, faili meçhullerden, işkenceden ziyade stran'lardan, tekerlemelerden, dehre'lerden, aker oyunundan, merah ve kelor ekmeklerinden, tuz ocağından, boynu koparılan bir keklikten ve mesela gizli bir tahta pabuçtan bahsederek anlatıyor Emine Uçak. Bu öyküler, siyasetin harabeye dönüştürdüğü o sivri ve kıyıcı dilin cümlelerimize saçılıp dağılan külleri arasında bir inci bulmak gibi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.09.2018
4.02.2018
1.02.2018
28.08.2018
25.08.2018
21.08.2018
7.02.2018
4.02.2018
31.07.2018
28.07.2018