Leyla İPEKCİ
Suçlu değilseniz bile bir suç düzeni içinde, suç mafyalarıyla birlikte yaşamışsınız.
Yaşıyorsunuz. Suç işlemeden suçluluk duyma refleksi dahi geliştirmiş bazılarınız. En temiz, en masum yürek bile kirlenir, pas tutar bu 'kemik kan katliam' düzeninde. O yüzden, bugünlerde insana en dehşet verici suçlar deşifre olurken çoğumuzda bir umursamazlık, bir lakaytlık. Kimi siyaseten böyle yapıyor, kimi sahiden.
Zorumuza gidiyor bunca suçun yükümlülüğünü almak. Belki de kaldıramayacağımız, hak etmediğimiz ağırlıkları var. Kanıksamayı, bu alıştığmız kemik düzeni içinde usul usul eritmeyi tercih ediyoruz suç odaklarını. Hele örgütlü suçlar. Suçlu üreten bu sistemi kurutmak değil, onları yok saymak daha kolay geliyor pek çoğumuza.
İnsanın, başına gelen haksızlığa karşı mücadele vermesi doğal. Daha insani olan, bir başkasının uğradığı haksızlığa karşı hakkıyla direnebilmek. Bunu yapmamak içinse bu topraklarda sayısız gerekçesi var herkesin. Sözgelimi, benim de katilim var, benim de katliamcım var, neden seninkileri savunayım, dediğiniz anda. Artık insanlığın en büyük acılarını yarıştırarak 'mağduriyet zulmü' yapmaya başlıyorsunuz.
Ve tabii başkasının suçlusunu adalete teslim etmek için uğraşmaktansa, o başkasıyla kavga edip çatışmaya devam etmek daha kolay geliyor. Kemik düzeni devam ediyor her tür suçluluk duygumuzun eşliğinde.
Bu memlekette 2000'lerde de tıpkı 90'lar, 70'ler, veya 60'lar gibi resmî kurumlara, siyasete, sivil alana, ekonomiye ve medyaya çapalanmış birtakım derin güçlerin ittifakla gerçekleştirdiği kanlı eylem planları devam etti. Onların organizasyonunu kimi zaman belgelerle ortaya koyduk, kimi zaman sadece yaşadıklarımızdan, başımıza gelenlerden kefşettik bunları.
Uzun yıllara yayılan bu kemik düzeni ilelebet sürsün ve gelen hükümetler hiçbir zaman muktedir olamasın diye her daim konjonktüre göre düzenlenen darbe eylem planları 'bin parmaklı el' tarafından uygulamaya sokuldu bu memlekette. Eğer 2000'lerdeki birçok eylem planı bu süreçte deşifre olmasaydı, sadece Danıştay üyesi, bazı rahipler, Hrant Dink değil, bir denizaltıyı izlemeye gelen öğrenciler, bir camide namaza gelen cemaat, bir başka cemaatin liderlerinden biri ve hatta bazı üst düzey siyasetçiler de bugün aramızda olmayacaktı.
O günlerden birinde Avrupa'dan gelen bir grupla buluşmuştum. Israrla şöyle diyorlardı: "Sizin İslamcı hükümetiniz çok fena işler yapıyormuş. Onların bu tavrı yüzünden ülkenizde kolayca rahipler vuruluyormuş, bir Ermeni'yi de vurdular. Nobelli yazarınız da vurulacağını anlayınca kaçmış, ülkesine gelemiyormuş."
"Size bunları kim anlattıysa tamamen saptırmış" dedim onlara. Çünkü bu eylem planlarını hazırlayanlar, bu memleketin köklü bir geleneğinin uzantısıdırlar. 70'lerdeki sağ-sol çatışmalarında da, daha önceki farklı siyasi partilerin iktidar dönemlerinde de bir yığın kanlı eylem planı yapıp onların iktidarını iş yapamaz hale getirerek, kendi tahakkümlerini sürdürebilmişlerdir. Nobelli yazarımız, bırakın hükümet tarafından öldürülmesine teşvik edilmeyi, aksine, onun hakkındaki suikast planını deşifre ederek hayatını korumak için buradan uzaklaştırıldı. Bizzat hükümet üyelerine yönelik olarak ortaya çıkan suikast planları da cabası.
İçinde yaşamayanın anlamayacağı bir derin düzende soluk alıp verdik o yıllarda. Tıpkı 90 yıldır olduğu gibi. Kemal Türkler'i, Gün Sazak'ı, Nihat Erim'i, Kışlalı'yı, Abdi İpekçi'yi, Gaffar Okkan'ı, Musa Anter'i, Hablemitoğlu'nu, Üzeyir Garih'i, Mumcu'yu katletmeyi azmettirenlerin, Muhsin Yazıcıoğlu'nu şüpheli bir kazayla ortadan kaldıranların gün ışığına çıkarılabilmesi için Hrant davası umulmadık bir fırsat sunmuştu. Eğer bu dava çözülürse, diğer maktulleri azmettirenlere de sıra kendiliğinden gelecekti. Çünkü düzen, suç mafyasının ve onunla yaşamaya alışmışların düzeniydi.
Bugün artık gün geçmiyor ki, şüpheli bir asker ölümü, bir albayın intiharı veya bir işadamının katli gibi davalar yeniden açılıyor olmasın. Toplu insan kemik ve kafatasları bulunmasın. Yine gün geçmiyor ki, 90'ların karanlık atmosferinde yakınlarını kaybedenler hikâyelerini anlatıyor olmasın. 12 Eylül'den sonra 28 Şubat ve 27 Nisan da yargıya taşındı. İşkence davaları yeniden açılıyor.
Bu kez de bu davalara sahip çıkması gerekenlerin sesi çıkmıyor. Yine siyaset, yine ideolojik taraftarlık ağır basıyor. "Bu dava bitmedi." Bu söz, yüz yıldır çözülemeyen davaların hiçbirinin bitmediğini belirtiyor. Çözülemeden zamanaşımına uğramış her davada bir 'derin operasyon' izine rastlanıldı bugüne kadar. Suç örgütleri ister Ergenekon, ister Susurluk, ister 12 Eylül uzantısı olsun; hakkıyla yargılanamadan kimse hakkıyla unutamayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.09.2018
4.02.2018
1.02.2018
28.08.2018
25.08.2018
21.08.2018
7.02.2018
4.02.2018
31.07.2018
28.07.2018