Markar ESAYAN
Belli ki cumhurbaşkanlığı konusunu uzun bir süre daha, en azından her şeyin netleşeceği vakte kadar tartışmak zorunda kalacağız. Bu konuda etki yaratmak isteyenler çok daha melez bir hal aldı ve esas olarak artık etkinin hedefi CHP ve onun kitlesi değil. Erdoğan, AK Parti ve tabii ki AK Parti tabanı. Yazılan çizilen şeylerin arkasından sırıtan şey ise yeni değil; 2007 sürecinin daha incelikli bir tekrarını yaşıyoruz aslında. O zaman amaç vesayet için önemli kalelerden biri olan cumhurbaşkanlığının AK Parti'ye geçmemesiydi. Evet, Çankaya'ya bir ulusalcı isim geçememişti ama, Erdoğan'ın da geçmesi engellenmişti. Bugünkü itirazların benzerleri etkili olmuş, 'gerginliği arttırmamak' için Erdoğan 'Abdullah Gül kardeşim' demişti. Yine bugünkü gibi Erdoğan'ın partinin başında kalması ve mücadeleye devam etmesi gerektiği tezi de oldukça etkin olmuştu.
Ama aslında bal gibi mümkün olamamış A Planı yerine, Erdoğan'ın Köşk'e çıkmaması yönündeki B Planı gerçekleşmiş oldu. Argümanlar etkiliydi; çünkü AK Parti'nin ve ona yakın medyanın içinden çıkıyordu. Hayırlı oldu mu, bence oldu. Erdoğan'ın o yıllarda kapasitesi öngörülemiyordu çünkü. Mesela MİT'i, GES'i teslim etmeyeceği, One Minute ve milli ekonomi tercihleri, ama özellikle de paralel bürokrasiyi atlatarak Çözüm Süreci'ni başlatabileceği tahmin edilmemiş olmalı. Yoksa Erdoğan'ı Çankaya'da izole etme yolu daha mantıklı gelebilirdi.
Ama işler şimdi çok daha ciddi. Artık Erdoğan mutlaka kurtulunması gereken büyük bir düşman. Nitekim, 2007'nin Cumhuriyet Mitingleri, suikastları, muhtıraları ve kapatma davalarının yerini 17-25 Aralık darbesi aldı. Bu A Planı'ydı. A Planı başarısız oldu. Mücadele bitti mi? Şüphesiz hayır. 30 Mart sonuçlarına sadece CHP, MHP ve paraleller mi üzüldü zannediyorsunuz yoksa? Hayır. 2007'de olduğu gibi Erdoğan'ın Köşke çıkmasını istemeyen daha melez bir konsorsiyum var.
'Sahada yenilgiyle sonuçlanan A Planı, zihniyet dünyalarında B Planı olarak devreye sokulmuş mudur' diye sormadan edemiyor insan. Erdoğan'ın başbakanlık görevinde kalmaması ve Çankaya'ya çıkması halinde, hele hele bir de başkanlık rejimi için bir anayasa değişikliğine gidilmesi halinde neler olacağına dair aslında uyarıdan ziyade tehdit içeren bir söylem dolaşıma sokulmuş durumda.
Tarhan Erdem bu yönde bir yazı yazdı ve ona itiraz sadece Yalçın Akdoğan'dan geldi. Şöyle diyordu Erdem:
'Sayın Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına adaylığı, ülke için birçok yanlışın, düzeltilemeyecek kötülüklerin başlangıcıdır. Adaylığı başbakanlık, Ak Parti başkanlığı ve cumhurbaşkanlığını birleştirme amacının dışa vurumu anlamına gelecektir. Son günlerde Sayın Erdoğan'ın söyledikleri, bir fütursuzluk örneğidir.
Türkiye bu denemenin yapılacağı kadar ilkel bir ülke değildir; halkımız bu üç görevin birleştirilmesine izin vermeyecektir. Anayasa dışı yetki gaspına heves edenler ve izin verenler mahcup olacaklardır.
Sayın Erdoğan önce başbakanlık ve bakanlık koltuğuna oturma acz ve zilletini kabul edecek kişileri bulmakta güçlük çekecektir. Halk bu yetki gaspını önleyecektir, şimdi önleyemezse, 2015 baharında veya hemen ertesinde, çok acı biçimde cezalandıracaktır.'
Erdem'in yetki gaspı dediği şey, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı... Erdoğan'ın buna tevessül etmesi halinde en ağır şekilde -tarih de vererek- cezalandırılacağını söylüyor. O ceza ne ola ki? Seçimse amenna. Erdoğan'ı halk cumhurbaşkanı seçmez, 2015'te de genel seçimlerde AK Parti'ye teveccüh etmezse, bu ancak bir demokrasi kazanımı olur. Ama ya ikisinde de halk Erdoğan derse? Bu neden gasp olsun ki! O zaman da ortalığın 2015 baharında karışacağını anlıyoruz.
2014 yılının B Planı da buymuş demek! Erdoğan'a yapılan teklif şu: 'Haddini aşma. Çankaya'ya çıkma, çıkıyorsan da partiyi bırak. Yoksa seninle çalışacak ne bakan, ne de başbakan bulursun. O da olmadı sokaklar karışır. Her zaman da başarılı olamazsın ki! Uzlaşmayı kabul et, kendini kurtar.'
Kritik nokta ise şu: Erdoğan partiyi kontrolünden bırakıp Çankaya'ya çıksa da, partinin başında kalıp Çankaya'yı kendi haline bıraksa da, aslında tasfiye olmuş oluyor. Çünkü cumhurbaşkanını halk seçecek ve Erdoğan'dan esirgedikleri aktif cumhurbaşkanlığını Erdoğan'a karşı kullanacaklar.
Erdoğan şu an 'onurlu tasfiyeye' razı olması için tehdit ediliyor.
Müthiş bir mücadele bu. Erdoğan'ın ne medyası, ne de başka bir şeyi var. Sadece halk, o kadar.
Sadece halk...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019