Mehmet ALTAN
Basın Tarihi’nde günümüzün yirmi yıl gerisinden gelerek aheste beste ilerliyoruz. Bazen güncele zıplıyoruz, bazen yirmi yıldan da geriye gidiyoruz.
Ancak geçen hafta da vurguladığım gibi hangi tarihe gidersek gidelim sanki hep “aynı günün” içinde yaşıyoruz.
***
Aynı günün içinde yaşarken bazen umudun ışıklarının yandığı da oluyor… Ama hüzne geri dönüyoruz.
Bir yandan CHP’nin “Vizyon Belgesi”nde hızla AB reformlarına dönüleceğinin ve “yargı dosyasının” öncelikle açılacağının ifade edilmesi, diğer yandan siyasal iktidarın “ulusal güvenlik” kavramının iliğini kemiğini sömürmesi, beni ister istemez 2001 ve 2002 yıllarında yaşanan “AB Üyeliği” konusundaki cephe savaşlarına geri götürdü.
“Ulusal güvenlik” kavramı o zaman da her türlü ilerlemenin önüne heyula gibi dikilmişti.
***
Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin dönüm noktası, 10-11 Aralık 1999 tarihinde yapılan Helsinki Zirvesi oldu.
Bu zirvede Türkiye'nin adaylığı kabul edilmiş ve diğer ülkeler ile eşit konumda olacağı açıklanmıştı.
Helsinki Zirvesi'nde, diğer aday ülkelerde olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı Belgesi hazırlanmasına karar verildi.
8 Kasım 2000 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesi” (KOB) açıklandı.
Katılım Ortaklığı Belgesinin ardından hükümet tarafından hazırlanan “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesi ile İlgili Ulusal Program”, Milli Güvenlik Kurulu’nda da görüşüldükten sonra 19 Mart 2001 tarihinde kamuoyuna sunuldu.
Demokratikleşme ve insan hakları konusunda 2001 yılında yapılan tartışmaların temelini haliyle Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “Türkiye için Katılım Ortaklığı Belgesi” (KOB) oluşturdu.
KOB’un açıklanmasının ardından gelişen tartışmalar ağırlıklı olarak siyasi kriterler çerçevesinde gelişti.
***
Türkiye Ulusal Programı’nın kısa ve orta vadeli önlemler paketinde yer alan anayasa değişiklikleri için TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerden ikişer temsilcinin görev aldığı Partilerarası Uzlaşma Komisyonu bünyesinde oluşturulan Alt Komisyon, çalışmalarını Mayıs ayında tamamlayarak Uzlaşma Komisyonu’na Anayasanın 51. maddesinde değişiklik yapılması konusundaki önerilerini iletti.
TBMM Partilerarası Uzlaşma Komisyonu, alt komisyonun önerdiği 51 maddelik değişikliği 37 maddeye düşürdü.
Milli Güvenlik Kurulu’nun Haziran ayı olağan toplantısının ağırlıklı gündem maddesini, üzerinde anlaşmaya varılan 37 maddelik Anayasa değişikliği paketi oluşturdu.
Kurulun askeri kanadının konu hakkındaki görüşleri konusunda Başbakan Ecevit, “Anayasa değişikliği konusunda yararlı görüşmeler oldu. Yakından ilgileniyorlar. Görüşlerini söylediler. Genel olarak destek var. Zaten biz de ilgili tüm toplum kesimleri görüşlerini söylesin istiyoruz. Hükümet üyelerinin de tam olarak maddeleri incelemesi gerekir,” dedi.
Uzlaşma Komisyonu’nun kabul ettiği 37 maddelik değişiklik paketi, hükümeti oluşturan koalisyon parti başkanları ile birlikte 288 milletvekili tarafından imzalanan bir teklif haline getirilerek 6 Eylül 2001 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu.
***
“Yerli ve milli” ya da “ülkenin bekası” veya “ulusal güvenlik” kavramları etrafındaki salçalı hamaset yemeği AB reformları söz konusu olunca hemen ateşe kondu.
Statükocuların tek derdi vardı: “Ülkeye demokrasi gelmesin”…
Kürtçe yayın ve eğitim, savunma harcamalarında şeffaflık, asker sayısının ve askerlik süresinin azaltılması, KİT’lerin özelleştirilmesi, Anayasa ve demokratikleşme konularında gerek ulusal programın hazırlanmasına gerekse Anayasa değişiklikleri çalışmalarına MGK tarafından ulusal güvenlik gerekçesiyle yapılan engellemeler, ANAP ile askeri kanat arasında gerilime yol açtı.
“Tutucular koalisyonuna” karşı en sarsıcı ve unutulmaz çıkışlar, dönemin ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’dan geldi.
4 Ağustos günü Mesut Yılmaz, partisinin 7. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada “ulusal güvenlik kavramının yerli yersiz her meselede ortaya çıkarıldığını” ifade ederek, şöyle dedi:
“Ulusal güvenlik kavramı, devletimizin geleceğini sağlamlaştırıcı her adımın engelleyicisi konumuna getirilmiştir... Devletin bekasını sağlayacak bir kavramı, devletin can damarlarını keser hale getirmeyi dünya üzerinde yalnız Türkiye becerebilirdi... Türkiye'de değişimin anahtarı, ulusal güvenlik kavramında saklıdır.
Ulusal güvenlik gerekçesiyle devletimizin bekasını sağlamlaştıracak, milletimizi rahat ve huzura erdirecek adımlar atılması adeta imkansızlaştırılmaktadır.
Türkiye, eğer bir adım ileriye gitmek istiyorsa bu sendromdan kurtulmalıdır...
Ulusal güvenlik kavramının muhtevası ve gerekleri, kamuoyunun tartışmasına açılmalıdır...”
***
Mesut Yılmaz’ın o günkü konuşması ne yazık ki 20 yıl geride değil, bugünkü siyasal iktidarın yarattığı Türkiye’nin 20 yıl ilerisinde…
Geçen haftaki “bitmeyen gün” başlıklı yazı nasıl bitiyordu:
“20 yıl öncesinden söz ediyoruz ama bugünden söz eder gibiyiz… Zaman geçiyor, insanlar ölüyor, iktidarlar değişiyor, dünya başka yerlere gidiyor ama biz hep aynı sefaleti yaşıyoruz. Nasıl sıkıştıysak bu hiç değişmeyen ‘uğursuz gün’ün içine, bir türlü kurtulamıyoruz. Yüz yıl önceyi de anlatsak, 20 yıl önceyi de anlatsak, bugünü de anlatsak hep aynı korkunç hikâyeyi anlatıyoruz.”
Bu hikâyenin devamını anlatmayı sürdüreceğiz…
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025