Mehmet BARANSU
Balyoz ve gerçekler yazı dizimizde ortaya çıkardığımız yeni belge ve bilgilerin ardından, Çetin Doğan, avukatları ve ailesine, “Bu gerçekleri nasıl açıklayacaksınız” diye sormuştum. Beklediğim gibi ortaya çıkardığım bilgi ve belgelere cevap verilemedi. Doğan’ın damadı tarafından hazırlanan blogda, konu tek satırla geçiştirildi: “Baransu’nun yazılarına cevap vermeye değer bir şey görmüyoruz.”
Doğan’ın avukatları ve yakınları başta ıslak imzalı belgeler olmak üzere, ses kayıtlarına belgelere cevap veremeseler de bugün kamuoyunu hem blogunda hem de twitter’da nasıl yanılttıklarını, yalan bilgiler aktardıklarını, iddianamedeki belgeleri nasıl sakladıklarını sizlerle paylaşacağım.
İlk olarak Dani Rodrik’in twitter’da yazdığı bir mesajla başlayayım. Hatırlanacağı gibi yazı dizimin üç bölümünde, “sahte” olduğu iddia edilen 11 sayfalık Balyoz Harekât Planı’yla, 12 Eylül Darbe Planı olan ve Balyozcuların üzerinde çalışma yaptıkları Bayrak Harekât Planı’nı, ses kayıtlarını karşılaştırmıştım. İşte bu yazılarıma Rodrik şu açıklamayı yapmış: “Baransu, sahtekârların seminer kayıtlarından alıp Balyoz belgelerine serpiştirdiği kimi ifadeleri listelemiş.”
Rodrik, soruşturmanın açıldığı andan itibaren, bu belgenin sahte olduğunu iddia etmesine rağmen, ilk kez yazdığım bölümlerin gerçek olduğunu kabul etti.
Peki, serpiştirdi denen belgeler nelerdi?
Gözaltına alınacak kişiler, Milli Mutabakat Hükümeti, tutuklanacak kişiler, el konulacak fırınlar, pastaneler, alışveriş merkezleri, tankların hangi sokağa konuşlanacağı, AK Parti’yi devirme planlı gibi binlerce belge, bilgi. Suç olan bu belge ve bilgilerin 11 sayfalık Balyoz Harekât Planı içeriğinden kat be kat fazla olduğu notunu da düşeyim.
Yani; ortada bu “sahte” denen planın içeriğinden daha fazla suç unsuru taşıyan ve sanıkların gerçek olduklarını itiraf ettikleri belgeler, bilgiler var. Bu bilgiler de iki yüz sayfadan fazla. Ortada bu gerçek duruyorken, birileri bu suç unsuru belgeler yerine 11 sayfalık bir “sahte” planı neden üretsin? Kaldı ki “sahte” denen planın içeriğinin yüzde 99’u da, iki yüz sayfalık suç unsuru ses kayıtlarıyla, el yazılarıyla, bildirilerle, konuşmalarla, powerpoint’lerle aynı.
Bu gerçeğin ardından başka bir çarpıtmaya geçelim.
Balyoz ve gerçekler yazı dizimizin son bölümlerinde, askerî raporlardan bazı alıntılar yapmış ve Çetin Doğan ve avukatlarının kamuoyunu yanılttığı başka bir gerçeğe parmak basmıştım. Doğan ve avukatları ilk günden itibaren ısrarla 11, 16 ve 17 No’lu CD’lerin tek delil olduklarını iddia etmişlerdi. Bunun doğru olmadığını iddianameden örnek vererek açıkladım. Ancak, önceki gün Dani Rodrik sitesinden “yalan” yazdığımı iddia etti. Ve iddianameden, 50. sayfadan bir kupür koyarak, delillerin sadece 11, 16 ve 17 No’lu CD olduğunu açıkladı.
Şimdi sizlere Dani Rodrik’in kamuoyunu yanıltmak için iddianamenin 50. sayfasındaki bu bölümde nasıl bir oyun oynayıp, kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını açıklayayım.
Önce, diğer CD’lerin de delil oldukları bölümü yazalım. Bu bölüm iddianamenin 49. sayfasında. Ki bu bölümü daha önce dizimizin 7. bölümünde yazmıştık: “Balyoz Harekat Planı ve ekleri Başsavcılığımıza teslim edilen CD’lerden 11, 16 ve 17. CD lerde bulunmaktadır. Diğer CD lerin tamamına yakını ise 1. Ordu Komutanlığına ait plan seminerine konu yapılan Egemen harekat planını da içeren ve gizli nitelikteki bir kısım askeri durum ve değerlendirmeleri ve planları içeren CD lerdir. Bu nedenle söz konusu 50 klasörün tamamı EMANET KLASÖRÜ (EM 1-50) olarak adlandırılarak tamamı adli emanete alınmıştır. Bu klasörlerden dava ve suçla ilgili bir kısım çıktı ve belgeler ise yeniden fotokopi veya çıktısı alılarak klasörler halinde soruşturma dosyasına konmuştur.”
Görüldüğü gibi 11, 16 ve 17 No’lu CD’lerde, Balyoz Harekât Planı’yla ilgili planların ekleri olduğu, diğer CD’lerin de delil olduğu belirtiliyor.
Şimdi gelelim Dani Rodrik’in kamuoyunu nasıl yanılttığı, belgedeki sakladığı bölüme. Rodrik, iddianamenin 50. sayfasındaki yalnızca üç CD’nin delil olduğunu iddia edip, açtığı blogunda bir de kupür veriyor. Önce, Rodrik’in okurlarıyla paylaştığı bölümü okuyalım, sonra, okurdan profesyonel bir şekilde neyin saklandığını açıklayalım.
Dani Rodrik’in blogundan verdiği kupür şöyle: “Yukarıda da belirtildiği gibi dava konusu suç ile ilgili kayıtlar Mehmet Baransu tarafından başsavcılığımıza teslim edilen 19 adet CD’den, 11, 16 ve 17 nolu CD’ler içerisinde yer almaktadır. Geri kalan CD’ler ise plan semineri, Egemen Harekat Planı ile bir kısım birliklerin durum ve değerlendirmelerine ilişkin bir kısım gizli nitelikte askeri soruşturma dosyasına konmuş ve soruşturma dosyasına konma şekli yukarıda izah edilmiştir.”
Rodrik blogunda iddianamedeki bu bölümü vererek, suç unsuru CD’ler sadece, bunlardır iddiasında bulunuyor. Yalnız, savcıların belgelerle ilgili “soruşturma dosyasına konma şekli yukarıda anlatılmıştır” bölümünü vermeyerek, aslında bunların üç CD’yle ilgili bilgiler olduğu algısı yaratmaya çalışıyor.
İddianamenin 49. sayfasındaki bölümü yukarıda verdim. Diğer CD’lerin delil olduğunu savcılar açık açık yazmışlar. Kaldı ki iddianamenin diğer bölümlerinde de 2, 4, 5, 6, 14, 15 No’lu CD’lerin deliler arasında bulunduğu ayrıntılı olarak anlatılıyor. Balyoz ve gerçekler yazı dizimizin 7. bölümünde bu konuyla ilgili bilgiler vermiştim.
Şimdi gelelim Rodrik’in, iddianamenin 50. sayfasında yaptığı manipülasyona. Yukarıdaki kupürü veren Rodrik, ilginç bir şekilde kupürün “yukarıda izah edilmiştir” satırından sonrasını kesiyor. Devamını okurdan saklıyor.
Neden mi?
Çünkü bu satırın devamında, savcılık diğer CD’lerin de delil olduğunu açıkça yazıyor: “Bunun dışında kalan diğer CD’lerin davanın diğer taraflarına verilip verilmeyeceği (Üç CD’nin avukatlara verileceğine karar veriyor savcılık. –MB)hangi aşamada verileceği verilmeden önce bu CD içeriklerinin mahkemenizce incelenip bazı evrakların mı yoksa tamamının mı verileceği yine YUKARIDA belirtildiği gibi DAVA KONUSU SUÇLA İLGİLİ OLMAYAN (Savcılık diğer CD’lerde davaya konu suç belgelerin olduğunu bu ifadeyle belirtiyor. –MB)belgelerin ilgili komutanlığa iade edilip edilmeyeceği veya hangi aşamada iade edilip edilmeyeceği veya hangi aşamada edileceği hususuları mahkemenizin takdirine bırakılmıştı.
Askeri müdahaleye yönelik soruşturma konusu planlar dışındaki birliklerin planlarına gizliliği ihlal etmemek açısından yer verilmemiş, yalnız soruşturma konusu suça ilişkin planların yası dışılığını ortaya koymak açısından zaman zaman bunlara değinilmiş, karşılaştırma yapılmıştır. Devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgi niteliğindeki dokümanlar, suç teşkil eden dokümanlardan ayrılarak 2010/144 sırasına kayden adli emanette muhafaza altına alınmıştır.”
Dani Rodrik’in belgenin devamını vermediği işte bu bölümde diğer CD içerisindeki suça konu belgelerin dosyaya konduğu ve CD’lerin delil olduğu net bir şekilde görünüyor.
Dani Rodrik, blogunda yazdığı yazısında “Baransu, 1. Ordu Komutanlığı bilgisayarlar ve sitemlerinde yapılan incelemede Balyoz belgelerinin karşılığının bulunmadığını saptayan rapordan hiç bahsetmiyor” diyerek, benim bazı gerçekleri sakladığımı da iddia ediyor.
Öncelikle bahse konu rapor şu; CD’leri teslim ettiğimiz Askerî Savcı, 1. Ordu’nun bilgisayarlarında inceleme yaptığını söylemiş, ancak bilgisayarların harddiskleri zaman içerisinde değiştiği için 2003 yılına ait bilgilere ulaşamadığını belirtmişti. Karşılık bulunmadığından kasıt bu. Kaldı ki aynı savcının internete ses kaydı düştü ve Askerî Savcı, Balyoz’un darbe planı olduğunu, sivil savcıların bunu anlamayacağını itiraf etti. Dani Rodrik bilir mi bilmem ama aynı savcı Kozmik Oda’da da inceleme yapmak, belgeleri ve bilgisayarları kontrol etmek istemişti de dönemin 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız buna izin vermemişti. Yani, ortada aslında incelenen bir durum da yoktu.
***
NOT: Balyoz ve gerçekler yazı dizime bir süreliğine ara vereceğim. Konuyla ilgili Alper Görmüş, Namık Çınar ve Emre Uslu’nun yazılarını takip edebilirsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.01.2016
5.02.2016
28.12.2015
15.12.2015
9.02.2015
30.11.2015
23.11.2015
16.11.2015
9.01.2015
26.10.2015