Mehmet Ocaktan
Şeffaflığın olmadığı toplumlarda, problemleri çözmek çok daha zor hale geldiği gibi, toplumsal güveni sağlamak da ne yazık ki pek mümkün olmuyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin inisiyatifiyle başlatılan “Terörsüz Türkiye” projesi, ilk günden bu yana şeffaf bir şekilde yürütülemediği için istikamet tayininde hiç gereksiz sıkıntılar yaşanıyor. Oysa Türkiye’nin terörden kurtulması konusunda kimsenin bir itirazı yok ama ne hikmetse iktidar, elini taşın altına koyan Bahçeli’nin aksine, genellikle sürecin etrafından dolaşarak meseleyi yürütmekte ısrar ediyor.
Meclis komisyonunda İmralı’ya gitme kararı alınıyor ama komisyon kaçak-göçek gitmek zorunda kalıyor. Mesela heyetin Öcalan’la görüştüğü haberleri yayınlanıyor ama AK Parti’nin komisyondaki üyesi Hüseyin Yayman “Ben gitmedim” şeklinde açıklamalar yapıyor. Saatler sonra TBMM, heyetin İmralı’da Öcalan’dan “detaylı beyanlar” aldığını duyuruyor.
Peki nedir bu gizlilik?
Sanki Meclis komisyonunun Öcalan’a gittiğinin duyulması istenmiyormuş gibi bir hava oluşturuluyor. Eğer milletin duyulması istenmiyorsa ya da korkuluyorsa neden gidiliyor, gidiliyorsa şeffaf bir şekilde duyurulması gerekmez mi? Ayrıca İmralı’ya gitmek suç filan da değil…
Aslında bu sürecin en sıkıntılı tarafı, “aman kimse duymasın” anlayışıyla yürütülmesidir. Maalesef iktidar inisiyatif alarak, başından beri süreci şeffaf bir şekilde yürütmediği için, CHP ve Yeni Yol grubu İmralı heyetine vekil vermemiştir. Demek ki haklıymışlar, heyetteki AK Parti üyesi bile utangaç bir şekilde “ben gitmedim” demek zorunda kaldığına göre…
Ama daha yolun başındayız, İmralı’ya gidişi bile duyurmaktan çekindiler ama daha turpun büyüğü heybede… Sürecin en netameli günleri esas şimdi başlıyor. Sırada, cezaevindeki PKK’lıların durumu ile ilgili bir bakıma özel nitelik taşıyan ‘infaz düzenlemesi’ ve Öcalan’a serbestlik hakkı sağlayacak olan ‘umut hakkı’ yasası var.
“Terörsüz Türkiye” yolculuğunun en kırılgan noktası da burası… Unutmayalım, Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024’te “Terörsüz Türkiye” girişimini başlatırken yaptığı çağrıda, “Öcalan Meclis’te DEM grubunda konuşsun, PKK’nın kendisini feshetmesini ve silahları bırakmasını istesin, ‘umut hakkı’nı düşünelim” taahhüdünde bulunmuştu.
Eğer süreç, bundan sonra bir yol kazasına uğramadan yoluna devam ederse, bir başka deyişle “terörsüz Türkiye”ye ulaşılacaksa, Öcalan’a serbestlik sağlanması da kaçınılmaz olacak hayata geçecektir, bunu herkesin bilmesi gerekiyor.
Nitekim Bahçeli'nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız, geçtiğimiz günlerde “Umut hakkı şartlara bağlıdır, şartlar yüzde yüz gerçekleşirse gündeme gelir” diyerek, MHP liderinin vaadini bir bakıma tekrarlamış oldu. Kısacası süreç başarıyla sonuçlanırsa, Öcalan İmralı’da serbestlik hakkını da kazanacaktır.
Her ne kadar iktidar, zihnindeki bazı endişeleri hala aşamadığı için süreci zamana yaymaya çalışsa da MHP kararlı bir şekilde hukuk hamlelerini sürdürerek iktidarı adım atmaya zorluyor. Bunu bazen Feti Yıldız’ın keskin hukuki çıkışlarında, bazen de Bahçeli’nin verdiği şifreli mesajlarda görmek mümkün.
Elbette Öcalan gibi terör örgütü lideri olan bir isme böyle bir hak sağlanmasına itiraz edenler, hatta şiddetle karşı çıkanlar olacaktır.
Ama kabul edelim ki bu bir paket program… Ve kelimenin tam anlamıyla bu bir müzakere sürecidir, bir tarafta İmralı ve Kandil, diğer tarafta ise iktidar var. Doğal olarak bu süreçte terör örgütü kendini feshedip silahları bırakıyorsa, iktidarın da atması gereken adımlar var demektir.
Hatırlayalım, PKK kendini feshedip silahları bırakırken, özel hukuki düzenlemelerin yapılmasını ve demokratik siyasetin önünün açılmasını talep etmişti.
Doğal olarak şimdi sıra, siyasi iradenin hukuk ve demokratikleşme konusunda atması gereken adımlarda… Kabul etsek de etmesek de müzakere süreçleri, doğası gereği aynı zamanda bir al-ver sürecidir. Eğer terör örgütü üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirirse, iktidarın üzerine düşenleri yapmaması gibi bir lüksü olamaz.
İktidar, “Terörsüz Türkiye”nin hayata geçmesini gerçekten istiyorsa, İmralı’nın ve terör örgütünün taleplerini dikkate alarak bir takım özel hukuki düzenlemeleri ve de Öcalan’a serbestlik sağlayacak “umut hakkı” yasasını da çıkarmak durumundadır. Eğer bu talepleri kabul etmiyorsa, o zaman da çıkıp bunu millete net bir şekilde ifade etmelidir.
Açıkça belirtmek gerekirse, bu süreç sadece Bahçeli’nin gayretleriyle değil, yürütme makamı olan iktidarın doğrudan elini taşın altına koymasıyla başarıya ulaşabilir. Aksi taktirde süreci zamana yaymakla hem süreci akamete uğratmış oluruz hem de milleti boşu boşuna yormuş oluruz.
Evet biliyoruz iktidarın zorlukları var, henüz şehitlerin acıları tazeliğini korurken Öcalan’a serbestlik getirecek bir yasayı hayata geçirmek hiç kolay bir iş değil. Belki de bundan sonra yıllar boyu, Öcalan’a serbestlik sağlayan bir iktidar olarak anılacaksınız. Ama ne yapalım ki elli yıllık terörü bitirecek bir sürecin doğası, böylesine netameli meselelerin altına imza atmayı da gerektiriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTOda Başkanlığı Fotoğraf Çektirme Yarışı Değildir 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBilal Erdoğan fırtınası!.. 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHalep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanÇözüm adımlarını SDG parantezi dışına çıkarmak mümkün mü? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmekli için son çare sandık 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Zor dönemden geçen dünya’da Türkiye… 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞMENN DAKKA DUKKA… 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRToplum değişmek istiyor mu, Kürt meselesinde açılım neden hep aynı yerde tıkanıyor? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞÜlkenin toprak bütünlüğü, üniter devlet, federasyon, adem-i merkeziyetçilik 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginlik, fakirlik ve pahalılık 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUVenezuela’yı aldı güya, ama para babaları güvence istiyor 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünBu kadar düşüncesiz olabilirler mi? 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarLinç kültürü değil linç sektörü 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHalep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUZihniyet akrabası siyasetçiler 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmeklinin Türkiye Yüzyılı şimdi başlıyor desenize 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuDers alınıyor mu? 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSuriye’deki tehlike 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENAmbargo ile diktatörlük arasında sıkışan İran 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESiyasetin cinselliği 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKaranlık Orman’ nedir? Trump’ın hepimizi soktuğu yerdir 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRTRUMP'A TEMİZ BİR "ÖDÜL" LÂZIM 9.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025
22.12.2025
8.12.2025
5.12.2025
3.12.2025
1.12.2025
26.11.2025