Mehmet Ocaktan
Yaşanabilir bir toplum inşa etmede her zaman hukukun üstünlüğünün olmazsa olmaz şart olduğunu, ehliyet ve liyakatin esas olması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Tarihin bütün dönemlerinde yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, sistemin adı ne olursa olsun asgari ahlaki ve hukuki şartları oluşturmadan hiçbir toplumun huzur ve refah içinde yaşaması mümkün değildir.
Aslında gerek siyasal iktidarlar, gerekse toplumun farklı kesimleri hukuk ve liyakatin önemli olduğunu bilirler, hatta her vesileyle bunun altını da çizerler. Ancak bu ilkeleri hayata geçirebilmek bir zihniyet değişimiyle mümkün olduğu için, uygulamada statükocu zihin yapılarını aşmak mümkün olmamaktadır.
Maalesef Türkiye gibi sağ ve sol Ortodoks cemaat yapılarıyla örülmüş toplumlarda bırakın liyakatin esas alınmasını, liyakatli olmanın cezalandırılması bile her zaman mümkündür. Çünkü kimilerine göre Kemalist paradigmaya göre amel etmeyenler ehliyet ve liyakate sahip olsalar da devlet içinde önemli görevlerde yer almaları çok makbul değildir. Muhafazakar ve dindar çevreler için ise, liyakatli olmanın kriteri kendi dünya görüşleriyle birebir örtüşmekten geçmektedir.
Ne yazık ki böyle bir sosyolojik gerçekliğin üzerine oturan toplumlarda liyakat kriterlerinin belirlenmesi de çok kolay değildir. Kuşkusuz bu durum aynı zamanda Doğu toplumlarının en karakteristik özelliklerinden birisidir. Yani Türkiye gibi toplumlarda liyakat rasyonel akla göre değil, sağ ya da sol cemaatçi yapıların reflekslerine göre belirlenmektedir.
Bugün Türkiye’de yönetim kademelerinde öylesine acıklı liyakatsizlik örnekleri yaşanıyor ki, insan ister istemez “Bu nasıl bir zihniyettir, akıl ve mantık bu kadar mı iflas eder” deme ihtiyacı hissediyor. Gerçi akraba-i taallukat işlerinin bu kadar revaçta olduğu bir toplumda, liyakatin önemli olmasını beklemek de biraz saflık olurdu.
İşte bu zihniyet yapısı devlette sadece liyakati unutmakla kalmıyor, aynı zamanda liyakati ve liyakatli insanları da cezalandırıyor. Bu konuda devlette yaşanan çok canlı bir örneği aktarmak istiyorum. Geçtiğimiz hafta eski bir vali dostumuzla sohbet ediyoruz. 2018 yılında kendi isteği ile emekliye ayrıldı, açıkçası çok üzüldüm. Çünkü o liyakatli, dirayetli, devleti iyi tanıyan, her valilik yaptığı ilde toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, siyasi yapılara karşı mesafesini koruyan ve toplumun gönlünde yer eden ve hep hayırla yadedilen bir valiydi. Henüz gençti, bu ülkeye çok daha güzel hizmetler yapabilirdi. Ama ne yazık ki bizim ülkemizde liyakatli insanlara pek itibar edilmiyor. Hatta görevden ayrılırken idari bir ceza verilerek ayrıca taltif ediliyor!
Vali dostumuzun bir toplantıda yaptığı konuşmada söylediği şu cümleleri duyunca, sayın valinin akraba-i taallukat cumhuriyetinin liyakat kriterlerine neden uymadığını ve sessizce emekliye ayrıldığını daha iyi anladım. Valinin cümleleri aynen şöyle: “Eğer bir baba her sabah ‘bu devlette benim çocuğumu işe almazlar’ endişesiyle uyanıyorsa, ya da bir iş adamı ihale düzenine bakıp bu ülkede bana ihale vermezler kaygıları taşıyorsa o toplumda birlik ve bütünlük yoktur ve insanların gelecek umutları da kaybolmuş demektir.”
Görüldüğü gibi bugün şikayet ettiğimiz pek çok problemin temelinde, neredeyse liyakatli olmayı bir nakısa gibi gören zihniyet yapısı bulunmaktadır. Liyakati devletin gündeminden çıkardığımız için ekonomide, siyasette, eğitimde problem çözme kabiliyetimizi kaybediyoruz ve bu yüzdenden de her alanda derin bir çölleşme yaşıyoruz. En çarpıcı örnek; son yaşadığımız deprem uyarısıdır. Ehliyetli ve liyakatli insanlar tarafından yönetilen bir ülkede, 20 yılda deprem için yeni çözümler üretilememesi düşünülebilir mi? Ama üretemedik işte, dua ediyoruz ki büyük bir felaket olmasın...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025