Mehmet Ocaktan
Türkiye’de demokrasinin “yara izleri”nin hayli derin olduğunu ve otoriteryan kültürde yaraları sarmanın hiç de kolay olmadığını biliyoruz. Zira her geçen gün daha da yakıcı hale gelen siyasal ve ekonomik problemler yüzünden kederli zamanlar yaşıyoruz ve sanki her şey üzerimize yıkılıyor. Ancak yaşanan acıların gerçek nedenlerinin üzeri ideoloji ve hamaset perdesiyle örtüldüğü için hayatın her alanını kuşatan otoriter hali ifşa etmek hiç kolay olmuyor.
Aslında bu zihniyet yapısı daha yakın plandan analiz edildiğinde nasıl yakıcı bir hal içinde olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Zira özellikle son beş yılda siyasete hakim olan hamaset soslu zehirli şiddet dili ekonomiden eğitime, yargıdan dış politikaya kadar birçok sahada demokrasi liginde son sıralarda yer aldığımız gerçeğini en net haliyle ortaya koymaktadır.
Normal demokratik bir sistemde siyasetçinin aklının ucundan bile geçmesi mümkün olmayan tehdit dili, ne yazık ki Türkiye’de olağan bir siyasi literatüre dönüşmüş durumda.
Bizatihi siyasetsizliğin kaynağı haline gelen “Türk tipi” başkanlık rejiminin ruhu, normalleşmeyi adeta bir zaaf olarak görmektedir. Çünkü bu rejimde kendisini devletin “gücü”ne göre ayarlamayan, gücü elinde bulunduranları eleştirme ve sorgulama gafletinde bulunan siyasetçi de, bireyler de potansiyel tehlike arzetmektedirler.
Bu öylesine bir “güç” dalgasıdır ki işin başında doğal bir birey refleksiyle iktidarları eleştiren insanlar, sürekli elinde kırbaçla dolaşan iktidar erki karşısında yorulurlar ve sonunda gönülsüz de olsa “itaat” edip rahat(!) etmeyi seçebilirler. Bireylerin giderek suskunlaştığı ve de hak arama kabiliyetlerini yitirdiği toplumlarda, ne yazık ki totaliter zihniyetin kalıcı hale gelmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Daha çok iktidar, politikanın özneleri ve totaliterlik bağlamında eserler veren Amerikalı siyaset bilimci Hannah Arentd’in bu konudaki tespitleri dikkat çekicidir. “Arentd’e göre totalitarizmin ayırt edici özelliklerinden biri kitleleri sürekli devinim içerisinde tutacak yöntemler geliştirmiş olmasıdır. Doğru ile yanlış, olgu ile kurgu, cellat ile kurban arasındaki farkın belirsizleşmesini sağlamak, totaliter yönetimlerin siyasi repertuara kattıkları en sinsi stratejiler arasındadır. Hiyerarşileri sabitleyen ve şiddet sayesinde insanları sindiren diktatörlüklerin aksine, totalitarizm kitlelerin desteği sayesinde ayakta kalır. Kitlelerin tutunduğu değerlerin (hukuk, burjuva ahlakı, din, genel geçer davranış kalıpları, vb.) yerini lider kültü, mitolojik bir geçmiş, saldırgan güdüler, ırçılık ve husumet ile doldurabilmek için totaliter rejimlerin kalıcı ve belirgin olan her mevhumu bulanıklaştırması, müphemleştirmesi gerekmiştir.” (Şimdiciliğin eleştirisi: Zaman Algısı ve Kriz, Zeynep Gambetti, Cogito, sayı.100)
Maalesef otoriter toplumlarda kitleler sürekli bir korku hali yaşadıkları için farklı yönlere hareket etme kabiliyetlerini kaybetmişlerdir. Bu yüzden de her şeyi belirleyen kutsallaştırılmış liderlerin tavırlarıdır. Doğal olarak otoriterliğin tabiatı gereği bir gün kahraman ilan edilen, ertesi gün rahatlıkla hain olarak tanımlanabilir. Düzenli olarak yeni iç ve dış düşmanlar yaratılmalıdır ki kitleler ne olup bittiğinin farkına varmasınlar…
Ve haliyle toplumsal fay hatlarının son derece kırılgan olduğu korku toplumlarında, iktidar erki “vatan”, “bayrak” ve “din” kavramları üzerinden öylesine bir kutsallık halesi oluşturmaktadır ki kitlelerin doğru ile yanlışı ayırt etmeleri adeta imkansız hale gelmektedir.
“Hakikat”i perdeleyen bu zihniyet yapısının siyaseti, kültürü, toplumsal hayatı nasıl ele geçirdiğini, hatta gizli faşizmin dile nüfuz ederek siyasi hayatta nasıl kök saldığını anlamak için bazı somut örneklere bakmak gerekiyor. Mesela bazı siyasilere göre anayasal haklarını kullanarak eylem yapan öğrenciler ‘başı ezilmesi’ gerekenler kapsamındadır, siyasetçilere saldıran ‘inek hırsızı’ benzeri kişiler eli öpülesi insanlardır, kadınların, kızların emniyette çıplak arandığını iddia etmek ahlaki zaaf göstergesidir ve de bazı partilere oy veren insanlara ‘lanet okumak’ta bir beis yoktur.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025