Mehmet Ocaktan
Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana baktığımızda siyasi liderlerin zaman zaman popülist söylemlere baş vurduklarını, hatta kimi zaman siyasi nezaketi aşan bir üslupla muarızlarına karşı acımasız eleştirilerde bulunduklarını görmek mümkün.
Özellikle geçmiş siyasi liderler açısından bir hakkı da teslim etmek gerekiyor ki, aralarındaki siyasi mücadele hiçbir zaman memleketin kaybetmesine yol açacak bir noktaya asla taşınmamıştır.
Düşünün ki çok partili hayata geçiş süreci olan 1946-1950 arasında, yani otoriter demokrasinin hakim olduğu yıllar çok sancılı olmuş, CHP-DP ilişkileri adeta bir bıçağın keskin yüzü üzerinde ilerlemiştir. Ama buna rağmen Cumhurbaşkanı İnönü ve DP lideri Bayar’ın özellikle kritik anlarda dikkatli ve mutedil politikaları arabayı devirmeden çok partili hayata geçişi sağlamıştır. Bu konuda Taha Akyol’un şu günlerde yeni çıkan “Kuvvetler Ayrılığı Olmayınca” adlı çalışması, çok partili hayata geçişin sancılı günlerini ayrıntılı bir şekilde işleyen çok değerli bir eser. Ayrıca günümüz siyaseti için de adeta bir ibret vesikası niteliği taşıyor.
Siyasi tarihimizin çok önemli bir dönemine tekabül eden o yılları dikkatle analiz etmek gerekiyor. İki parti arasında iplerin gerildiği en kritik anlarda Cumhurbaşkanı İnönü, muhalefet lideri Bayar’ı Çankaya Köşkü’ne davet ederek makul bir çıkış yolu bulmaya çalışmıştır. “12 Temmuz beyannamesi” bu arayışın bir sonucudur.
“Beyannamede tarafların şikayetlerini özetleyen İnönü ‘Şimdi ben bu düğümü çözmeye çalışacağım’ diyordu.
Bu durumda iktidar ve muhalefet eşit şartlarda çalışacak, vali, kaymakam ve emniyet müdürleri tarafsız davranacaktı. Beyannamedeki şu ifade çok önemlidir: Bu zeminde, ben devlet reisi olarak kendimi her iki partiye karşı müsavi(eşit) derecede vazifeli görüyorum.” (Kuvvetler Ayrılığı Olmayınca, s.115)
Günümüzde yaşanan siyasi mücadeleleri değerlendirirken, geçmişte yaşanan tecrübeleri iyi analiz etmekte yarar var. Bugün de “Milli Şef” dönemiyle büyük ölçüde örtüşen bir siyasi manzara ile karşı karşıyayız. Ülkede 19 yıllık bir tek parti iktidarı var, ama kabul etmek gerekiyor ki bugün iktidar tarafından muhalefete karşı kullanılan siyaset dili ne yazık ki “Milli Şef” dönemine göre daha acımasız ve kıyıcı bir manzara arzediyor. Maalesef bu süreç yeni rejimin ruhuna da uygun olarak, bütün demokratik geleneği ve teamülleri yok sayarak adeta muhalefeti toptan imha etmeyi hedefleyen bir istikamette ilerliyor.
Neyse ki siyaseti sadece oy almaktan ibaret görmeyen, memleketin bütün değerlerini yok etme pahasına çılgınlığa prim vermeyen ve makuliyete inanan bir muhalefet cephesi var. Bir sohbet toplantısında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı liderlerinin kışkırtıcı üslubuyla asla bir yarış içinde olmayacaklarının altını çizmiş ve mealen şöyle bir tespitte bulunmuştu: “Bu kışkırtıcı dil, toplumdaki ayrışmayı ve kutuplaşmayı daha da derinleştirir, siyasetçiler olarak ülkeye böyle bir kötülük yapmaya hakkımız yok.”
Son dönemde önemli bir çıkış yakalayan ve partisini merkeze götürme konusunda kararlı bir çizgi izleyen İYİ Parti lideri Meral Akşener’in de “siyasi mühendislik projesi” niteliği taşıyan tuzaklara itibar etmeden makuliyette ısrar etmesi, Türk siyaseti adına altı çizilmesi gereken bir duruştur. Eğer Akşener isteseydi, doğrudan MHP tabanını dikkate alarak milliyetçi duyguları köpürten popülist bir söyleme yaslanır, oylarını daha da arttırmayı tercih edebilirdi, ama bunu yapmadı. Neden? Çünkü toplum kavga değil, makuliyet istiyor. Ayrıca her şey oydan ibaret de değil. Bu arada DEVA Partisi lideri Ali Babacan partisinin ilk kuruluş gününden bu yana ısrarla polemikçi bir üslupla siyaset yapmayacaklarını, sadece ülkeyi yangın yerine çeviren iktidarı millet nezdinde teşhir edeceklerini ve kendi projelerini toplumla paylaşacaklarını söylüyor.
Keşke iktidar hem bütün dünyaya ayar veren söylemlerinden, hem de içeride muhalefeti sindirme politikalarından vazgeçerek memleketin temel sorunlarını muhalefetle paylaşarak çözmeyi deneyebilse… Zira toplum bu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı siyaset dilinden o kadar yoruldu ki, neredeyse ülkenin geleceğine ilişkin bütün umutlarını kaybetmek üzere. Eğer bir gün iktidar her şeyin oydan ibaret olmadığı gerçeğini idrak edebilirse, eminim toplum da, iktidar da rahat bir nefes alacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025