Mesut YEĞEN
Bir yandan bildik imza kampanyalarından biri gibiydi, bir yandan değil. Bir açıdan, ‘bir kısım aydının’ memleket ahvaline dair kanaat serdedip, serzenişte bulunduğu son zamanlardaki onlarca imza kampanyasından birine benziyordu, başka bir açındansa benzer kampanyalardan epey farklı bir tarafı vardı. Başka zaman olsa bir araya gelmesi zor yüzlerce insan, kampanya başlar başlamaz imzacı olmuştu. Bu ayrıksı halin benim anlayabildiğim tek sebebi vardı: Son bir kaç aydır Cizre’de, Silopi’de Sur’da yaşananlara tanıklık etmekten utanmışlık duygusu ve beterinden sakınmak arzusu.
İmza kampanyası duyurulduktan sonra yaşanan cadı avını yürütenlere göre ise kampanyanın esas müşevvikleri bu dediklerim değil, Türkiye’yi dışarının nazarında zor durumda bırakmak ve ‘terörü desteklemek’. Kampanyayı beğenmeyen ama cadı avını uygun bulmayanlara göreyse ortada ifade hürriyeti var ve ifade hürriyeti infial yaratması muhtemel aykırı fikirlerin de serbestçe savunulabilmesini gerektiriyor.
Kampanyanın asıl hedefinin “terörü desteklemek” ya da “Türkiye’yi dışarının nazarında zor bırakmak” olduğu tespitine dair söyleyecek çok bir şey yok. Neresinden, hangi niyetle okunursa okunsun, kampanya metninden bunu çıkarmanın imkanı olmadığını düşünüyorum. İçine düştüğümüz bir iki aylık bağlamla birlikte okunduğunda, iyi ifade edilmiş olsun olmasın, kampanya metninin ana fikri ortada: “Sur’da, Cizre’de, Silopi’de insanlar ölüyor, ölmesin”. Benim anladığım kadarıyla, benim de aralarında bulunduğum 2000 kadar akademisyen esas olarak bunu demek istedi, barış talep etti. Ama galiba, kampanyadan duyulan rahatsızlığın esas sebebi metnin içeriğinden ziyade bizzat böyle bir metnin ortaya çıkabilmiş olması oldu. Kampanya, Sur’da, Cizre’de, Silopi’de devletçe yapılanların sorgusuz sualsiz kabul edilmediğini gösterdiği için tehlikeli bulundu. Sanıyorum, derdini daha iyi ifade etseydi de kampanya öyle ya da böyle büyük bir rahatsızlığa sebep olacaktı
İfade özgürlüğü meselesine gelince... Evet, ifade özgürlüğü, şiddete çağrı yapıp, nefret suçu barındırmadıkça, en ayrıksı fikirlere de tahammülü gerektirir, doğru. Ama doğrusu kampanya metninde infial yaratacak çok bir şey de yok. Dolayısıyla, “tamam, berbat şeyler söylüyorlar, ama şiddete çağrı yapmadıklarına, nefret suçu işlemediklerine göre, bu da onların ifade özgürlüğü” denecek bir durum da yok ortada. Sorunu metinden ziyade memleketçe infial eşiğimizin düşük oluşunda aramak daha iyi olur.
Öte yandan, bütün bu dediklerim kampanya metninin pir u pak, mükemmel olduğu anlamına gelmiyor. Metin duyurulduktan sonra gelen iki eleştirinin kıymetli, ciddiye alınması gereken eleştiriler olduğuna katılmamak, benim açımdan, imkansız. İlk eleştiri, metnin muhatabıyla ilgili malum. Evet, olmak zorunda değildi, bu diyeceğime kapalı da değildi, ama kampanya devletle PKK’yi aynı anda çatışmasızlığa davet eden iki muhataplı bir metin olabilirdi. Sur’da, Cizre’de, Silopi’de yaşananların devam etmemesi için, “hendekler kapatılsın, müzakerelere dönülsün” türünden, iki muhatabı da mevcut pozisyonlarını terk etmeye davet eden bir çağrı daha yerinde olabilirdi gerçekten
İkinci olarak da, denmek istenen denmek kaydıyla, yürüyen eziyet ve zulmü kaydetmekten vazgeçmeden, daha kapsayıcı, barışı dert edenlerin sayısını arttırmayı dert eden daha mutedil bir terminoloji tercih edilebilirdi.
Öte yandan, kampanyanın ardından başlayan cadı avı metinde yer bulan barış çağrısının yetkinleştirilmesini şimdilik engellemiş görünse de, bunu yapmak halen mümkün ve vazgeçmemek gerekiyor. Memlekette yürüyen çatışma durumundan müşteki, ülkenin yarınından endişeli herkesin akademisyenlerce başlatılan kampanyayı referans alarak ya da almaksızın barışın nasıl sağlanabileceğine dair teklifini ortaya koyması gerekiyor.
Bunu yapmaz da cadı avına devam edip, kampanyayı ifade hürriyeti etrafında konuşmaya çekilirsek, Sur’da, Silopi’de ve Cizre’de insanlar ölmeye, ülkenin geleceği kararmaya devam edecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025