Mesut YEĞEN
Ateşkese bağlı olsa gerek, Suriye ve Rojava meselesine dair siyasette hararet az da olsa düştü. Şimdi herkes gibi Türkiye de Cenevre’ye ve sonrasına hazırlanıyor. Hazırlıklar yürürken gelen işaretler, şimdiye kadar hüsrandan başka bir sonuç vermeyen Suriye siyasetinin Cenevre ve sonrasında farklı bir netice üretebilmesi için Türkiye’nin eskisinden daha az iddialı olacağını gösteriyor. Çok değil, bir sene önce Türkiye için “Esad gitsin, Sünni Araplar yönetsin, Kürdler abad olmasın” öncelikli siyasetken, malum geçen birkaç ayın öncelikli siyaseti “Halep ve kuzeyi Sünni Müslümanlarda kalsın, Kürdler abad olmasın” oldu. Türkiye’nin Suriye siyasetinin öncelikleri Cenevre ve sonrasında bir kez daha yenilenecek gibi görünüyor: Türkiye, “Halep ve kuzeyi Sünni Müslümanlarda kalsın” fikrinden vazgeçecek görünmüyor ama esas enerjisini “Kürdler abad olmasın” işine hasredeceğe benziyor.
Ancak Suriye siyasetindeki öncelikler değişirken Türkiye’nin Güney Kürdistan siyaseti de değişme yoluna girecek gibi görünüyor. Daha doğrusu, Türkiye’nin “Suriye’de Kürdler abad olmasın” siyaseti ancak Türkiye’nin Güney Kürdistan’la ilişkisinin değişmesi pahasına gerçekleşebilecek gibi görünüyor. Şundan: Türkiye, “Suriye’de Kürdler abad olmasın”, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürd oluşumu ya da federal bir Rojava olmasın talebini ne ABD’ye ne de Rusya’ya kabul ettirebilecek gibi görünüyor. Bu durumda, bu talebi anlayışla karşılayıp, gereğini yapmak için el uzatabilecek tek ülke kalıyor: İran. İran da, karşılığını alırsa, Türkiye’ye el uzatabilecek gibi görünüyor. Söz konusu karşılığın ne olabileceğinitahmin etmek zor değil: Türkiye’yle Güney Kürdistan arasındaki sıcak münasebeti İran’ın kabul edebileceği bir seviyeye çekmek.
Aslında işin esası şu: Ortadoğu’ya İhvan çizgisi üzerinden nizam vermek, Esad’ı devirip, Suriye’de Sünni bir rejimle çalışmak işleri yürümediğinden Türkiye için hiç olmazsa Suriye Kürdlerine nizam vermek gerekiyor. Lakin, ABD ve Rusya onay verecek gibi görünmediğinden, Suriye (ve onun üzerinden Türkiye) Kürdlerine nizam verebilmek için İran’ın, Irak Kürdlerine nizam vermesine razı gelmek gerekebilir. Nitekim, Suriye’nin kuzeyinde Kürd oluşumunu Türkiye’nin kırmızı çizgisi ilan eden Erdoğan’ın yakınlardaki konuşmalarından anlıyoruz ki, 2003’te Irak’ın işgal edilmesine destek vermemenin bedeli olarak Güney Kürdistan’ın ortaya çıkmasından hoşnut olmayanlar arasına Erdoğan ve Ak Parti de katılmış. Bu durumda, Suriye Kürdlerinin abad olmamasını temin etmek için Irak Kürdlerinin abad olmamasına rıza göstermek fena bir seçenek gibi durmuyor.
Aslında, Ortadoğu’ya nizam verme işlerini beceremeyen Türkiye için ideal durum, tabii ki 1991 öncesine, o eski, güzel zamanlara dönmek olur. Ankara, Tahran, Bağdat ve Şam’ın, aralarındaki ihtilafları ihmal ederek, Kürdleri hep birlikte bir cenderede tuttukları zamanlara. ABD-SSCB dengesi tarafından da desteklenen, Kürdlerin yaşadıkları hiçbir ülkede ses çıkaramadıkları, ses çıkardıklarında da tepelendikleri bu kutlu zamanlar geri getirilebilse fena olmaz görünüyor. Peki bu güzel günler geri getirilemez mi? Aslında zor görünmüyor: Tahran ve Ankara anlaşsa olabilir gibi, çünkü eskisi gibi ortada anlaşması gereken dört başkent, dört ülke de yok. Hem Şam hem de Bağdat Tahran’ın yörüngesinde olduğuna göre iş Ankara’yla Tahran’ın anlaşmasına bakar. Türkiye’nin, Ortadoğu’da kendisine yakıştırdığından daha sınırlı bir role razı olması karşılığında Tahran da bu güzel günlere geri dönmeyi tercih edebilir. Ne de olsa Tahran da kendi Kürdlerinin zamanlarını beklediklerini biliyor.
Tahran ve Ankara anlaşırsa kolayca olabilecek gibi görünen “Suriye’de ve Irak’ta Kürdler abad olmasın” siyasetinin handikapları da yok değil tabii. Olur da Ankara ve Tahran “Kürdler abad olmasın” üzerinde uzlaşırsa, ABD ve Rusya, “iyi işte ne güzel anlaştılar” deyip, bu işe onay verir mi? Biraz zor görünüyor. İkinci bir handikap da Kürdlerin ne yapacağına bağlı olarak gelişebilir. Türkiye ve İran’ın Rojava ve Güney Kürdistan abad olmasın siyasetinde uzlaşmaları doğal olarak Kürdistan’ın bu iki parçası arasında bir yakınlaşmaya yol verebilir olabilir. Bu da Kürdleri Irak ve Suriye siyasetinin şimdikinden daha da güçlü bir aktörü kılabilir.
Galiba şu ortada: Irak ve Suriye başta olmak üzere, Ortadoğu’da atılacak her yeni adım domino etkisi üretmeye devam edecek.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025