Mesut YEĞEN
15 Temmuz darbe girişiminin pek çok önemli sonucu oldu, daha da olacak. Sonuçlardan en fazla etkilenecek olan belli ki baştan aşağıya bürokrasi, devlet. Koca bir bürokratik aygıt, olağanüstü hal hukukunun yardımıyla gözlerimizin önünde yeniden tanzim edilecek, bu belli. Bürokratik aygıtın yeniden tanzimi süredursun, darbe girişimi siyaset alanını yeniden tanzim etti bile. Yeniden tanzim burada da sürebilir, buna şüphe yok, ancak şimdiye kadar olan dahi yeterince önemli, yeterince büyük.
Darbe girişiminin siyaset alanındaki en belirgin sonucu, bu alandaki tanzimin esası şu: 14 Temmuz’a kıyasla Türkiye siyasetinde etkili aktör sayısı azaldı, var olanların göreli etkisi değişti. Etkili aktör sayısı itibarıyla sadeleşen, aktörler arası muhtemel ilişkiler açısındansa karmaşıklaşan bir Türkiye siyasetinin içine yuvarlanmış durumdayız. Aktör sadeleşmesini bu yazıda izah etmeye çalışayım.
15 Temmuz’la beraber Türkiye siyaseti önemli ölçüde sadeleşti. O devasa operasyon kapasitesiyle Cemaat artık yok, MHP’de Akşener etrafında oluşan belirsizlik son buldu ve bu parti Ak Parti’yle ya da Erdoğan’la neredeyse bütünleşti. Son olarak da TSK, yaşadığı imaj hasarı sebebiyle, Cemaat’ten arındırıldığında bile eski etkisinde olmayacak bir kuruma döndü. Bu ayıklanma, bütünleşme ve kuvvetten düşmenin sonunda Türkiye siyasetinde Ak Parti, CHP ve HDP ya da dindarlar, sekülerler ve Kürdler ana aktörler olarak kaldı, bir de bir faktör olmakla beraber özgül bir aktör olarak da düşünülebilecek dış siyaset: Yerine göre ABD, NATO, AB, yerine göre de Rusya ve İran’la ilişkiler.
Bu sadeleşmeye bağlı olarak, kalan aktörlerin göreli ağırlıkları, ‘değerleri’ de değişmiş durumda. Darbeyi, kurmaylığını ve kitlesini buluşturarak defetmiş olması hasebiyle Ak Parti ve Erdoğan şimdi eskisinden daha güçlü, daha ‘değerli’ buna şüphe yok; lakin, hem darbe girişiminde bulunabilmiş olması, hem de darbenin savuşturulmasında MHP’nin verdiği açık, CHP’nin verdiği örtülü destek sebebiyle, Ak Parti aynı zamanda tedirgin ve ‘borçlu’. Üstüne üstlük bir de uluslararası aktörlerden darbeye karşı gelmeyen destek konusu da var. Bütün bunlar Ak Parti’nin Türkiye siyasetindeki karşılığının, ‘değerinin’ azaldığını da gösteriyor.
CHP’nin ise yeni siyasi vakumda hem ağırlığı artmış hem de işlevi karmaşıklaşmış durumda. Darbeye dahil olmayıp karşı durmuş olmanın ürettiği prestij ve Ak Parti’nin ‘borçluluk’ hali CHP’nin Türkiye siyasetindeki ağırlığını arttırırken, darbeden sonra oluşan yeni siyasi vakum CHP’yi dindarlık-sekülerlik, Türklük-Kürdlük ve Batıcılık-anti-Batıcılık gerilimlerinde dengeleyici bir aktör olabilme yeteneğiyle buluşturuyor. Bu durum CHP’yi 14 Temmuz öncesinden daha etkili, daha ‘değerli’ bir aktör kılacağa benziyor.
15 Temmuz sonrası siyasi vakumun üçüncü önemli aktörü, malum HDP ya da Kürdler. HDP ve Kürdlerin 15 Temmuz siyaseti sonrasındaki ‘değeri’, karşılığı tedirgin edici bir belirsizlik içeriyor. CHP gibi ve hatta yer yer CHP’den daha belirgin olarak 15 Temmuz’a karşı çıkmış olmakla beraber, HDP yeni siyasi vakumda CHP gibi ‘değerini’ arttırabilmiş gibi görünmüyor. Bu elbette HDP’ye ilgili bir durum olmaktan ziyade, HDP’nin merkezinde olduğu Kürd meselesine dair olarak Ak Parti ve CHP’nin ayrı ayrı ve birlikte ne yapabileceklerinin belirsiz olmasıyla ilgili bir durum. Kürd meselesinin kendi özgül ağırlığı ve Rojava meselesi sebebiyle HDP’nin Türkiye siyasetindeki ‘değeri’ yüksek olmaya devam edecek, bu belli; lakin yeni siyasi vakumda bu değerin artıp artmayacağı HDP’nin adımlarından ziyade Ak Parti ve CHP’nin Kürd meselesinde yapıp edeceklerince belirlenecek.
Son olarak ABD, NATO ve AB ve Rusya ve İran olarak dış siyaset var. Uluslararası ya da bölgesel siyaset 15 Temmuz sonrasında da Türkiye siyasetinde önemli olmaya devam eden bir (f)aktör, buna şüphe yok, lakin onun da ağırlığı kompozisyonu değişmeye aday görünüyor.
Hem bu son meseleyi hem de aktörler arası muhtemel ilişkileri, karşılıkla konumlanmaları konuşmak sonraki yazıya kalsın.
- See more at: http://bas-haber.com/tr/article/2940/15-temmuzdan-sonra-aktorler#sthash.eUrTsnKX.dpufYazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025