Mesut YEĞEN
15 Temmuz darbe girişiminin ardından “darbeciydi”, “bölücüydü”, “o örgütle iltisaklıydı”, “bu örgüte yardım etti” denilerek yapılan cadı avı, çok değil birkaç ay içerisinde, muhtemelen bu işleri başlatanların bile “bu kadarını herhalde beceremeyiz” dedikleri seviyelere, rakamlara ulaştı. Belki birkaç bin kişilik ‘gerçek suçlunun’ cezalandırılmasıyla tamamlanması gereken bir süreç eşi, dostu, yakınlarıyla beraber birkaç yüz bin kişinin cezalandırılmasına kadar genişledi. Çözüm sürecinin çökmesi, Suriye savaşına dahil olunması ve 15 Temmuz darbesiyle afallayan toplumun mefluç bir halde olan biteni seyretmesinden cesaret alan hükümet işi hepten bir muhalif avına çevirmişe benziyor.
Binlerce kamu görevlisini özlük haklarını ortadan kaldırarak işinden eden son kanun hükmünde kararname bu muhalif avının son adımı oldu. Yarısından fazlası barış bildirisini imzalamışlardan oluşan 300’den fazla akademisyenle, yine önemli bir kısmı muhalif öğretmenlerden oluşan binlerce kamu görevlisi artık işsiz.
Türkiye’nin üniversite tarihini düşününce, aralarında olduğum barış bildirisi imzacısı akademisyenlerin yüzlercesinin olağanüstü hal vesile edilerek işinden edilmesine uygun düşecek terimlerden biri (geçenlerde Alper Görmüş’ün kullandığı) ‘Nöbetleşe zorbalık’ olsa gerek.
Malum, Türkiye’nin kısa üniversite tarihi bugünküne benzer çok sayıda tasfiyeyle bezeli. 1933’te Darülfünun’la başlayıp, 1948’de DTCF, 1960’da 147’likler, 1980’de 1402’liklerle, en son 28 Şubat’la İslamcılarla devam eden tasfiyelerle dolu bir üniversite tarihimiz var. Bugün eli ayağı düzgün bir üniversite hayatımız yoksa, düşünce dünyamız bunca çoraksa, bu durumun sebeplerinden biri de bu tasfiye silsilesi olsa gerek. Sürekli devlet tarafından işe koşulan, gözetlenen, devlete yakınlığına göre ödüllendirilen ve sık sık cezalandırılan bir üniversitenin kuvvetli bir düşünce üretmesi, hele de bunu bir gelenek içerisinde yapması olacak şey değil, nitekim de olmadı.
Neye sebep olduğu bugün için bir tarafa, bugünkü de dahil bütün bu tasfiye silsilesinin gösterdiği temel şey şu: Memleket siyasetinin esas özelliklerinden biri nöbetleşe zorbalık. Türkiye siyasetinde olduğu gibi Türkiye üniversite hayatında da hep mağdur olanlar olduğu gibi bir biçimde hep gaddar olmayı becerenler de oldu; ama sık sık da gaddarla mağdur, zalimle mazlum yer değiştirdi. Tasfiye edenlerin tasfiye edildiği 147’liklerin hikayesi bile bu açıdan yeterince ibret dolu ama o kadar geriye gitmeye gerek yok. Malum, çok değil 20 sene kadar önce, bugün iktidarda olanlar, üniversitede bugünkü tasfiyeyi yapanlar, 28 Şubat zorbalığına maruz kalmışlardı. Ama işte, 28 Şubat zorbalığına maruz kalanlar, 28 Şubat’ta üniversitede yapılan tasfiyede mağdur olanlar bugünün zorbaları, üniversitedeki bugünkü tasfiyenin failleri oldular.
Türkiye üniversitesinin maruz kaldığı tasfiye silsilesi nöbetleşe zorbalığın buraların kadim bir geleneği olduğunu gösteriyor olmakla beraber bir şeylerin değişmekte olduğunun işaretleri de yok değil. Hem de bir diğerine zıt, iki biçimde. 28 Şubat’ın gaddar ve mağdurlarının 15 Temmuz’un ardından kurduğu ittifak Türkiye siyasetinin kadim “nöbetleşe zorbalık” geleneğinin yerini “ortaklaşa zorbalık” eğilimine bırakabileceğini gösterdi. Lakin, 28 Şubat gaddarlığına maruz kalanların bir kısmının son üniversite tasfiyesine gösterdiği belli belirsiz reaksiyon da zıt bir şeyi gösteriyor: Memlekette az da olsa “ne nöbetleşe zorbalık, ne ortaklaşa zorbalık” diyenler de halen var ve memleketten vazgeçmiş değiller.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025