Murat AKSOY
Çözüm süreci konusunda taraflar azami hassasiyeti koruyorlar. Gerek AK Parti çevresinde gerekse BDP çevresinde azami dikkat göze çarpıyor.
23 Şubat'taki ikinci İmralı ziyareti sonrasında, Öcalan'ın PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisini serbest bırakma çağrısı, sonuç verdi. PKK kaçırdığı 8 kişiyi serbest bıraktı.
Bugün gazetede haberin ayrıntılarını okuyacağınız gibi, İmralı daha önce BDP, Kandil ve Avrupa'ya yolladığı mektuplara gelen cevaplardan sonra yol haritasına kendisi ile görüşen güvenlik birimleri ile birlikte son halini verdi. Çözüm sürecinin en önemli aşaması böylece geçildi. Bu yüzden 21 Mart'ın tarihi bir gün olacağı artık daha rahat söylenebilir.
Öcalan'ın son halini verdiği mektup, Avrupa ve Kandil'den gelen bazı çekince ve soru işaretlerine cevaplar veriyor. Bunları da doğal olarak güvenlik bürokrasisi ile yaptı. Ve mektubu adrese teslim edilmek üzere ilgili yerlere verdi.
Mektup kadar önemli olan ise kuşkusuz mektuba yazılan ön sayfadaki çağrı. PKK'ya eylemsizlik ve sınır dışına çekilme çağrısının olduğu bu bölüm, 21 Mart'ta Diyarbakır'da kutlanacak Nevruz töreninde okunacak.
Öcalan'ın çağrısının iki mesajı var. İlki PKK'nın 21 Mart'ta eylemsizlik ilanı, ikincisi de koşullar oluşur oluşmaz silahlı unsurların sınır dışına çekilmesi.
Bunlar çözüm sürecinin adım adım ilerlemesi anlamını taşıyor.
Bir kez daha ifade etmek gerekir ki, çözüm sürecinin özü; 'Demokratik Türkiye'nin Kürt sorununu çözeceği temel varsayımına dayanıyor.
Bu hedef siyasetin demokratikleşme konusunda atacağı adımlara paralel olarak PKK'nın önce eylemsizlik, sonra belli bir takvim içinde Türkiye'deki unsurlarının yurt dışına çıkarılması sonraki süreçte ise PKK'nın silah bırakması ile sağlanacak. Bu süreçte PKK'nın silah bırakması ise; silah bırakanlardan Türkiye'ye dönmek isteyenlerin sosyal hayata katılımı konusunda sorunsuz bir geçiş sağlanmasına bağlı.
Bu sürecin elbette düz, sancısız bir süreç olacağını kimse iddia edemez. Elbette sürecin kendisinden kaynaklanacak sorunlar olabilir ama bunlar göreli olarak aşılması daha kolay sorunlardır. Demokratikleşme sürecinin kendisi böyle bir süreçtir.
Sürecin başarısı için temel varsayım kabul edilen 'demokratik Türkiye' zorunlu olarak 'demokratikleşme sürecini' ima eder. Eğer demokratikleşme bir süreçse, bu sürecin başarısının temeli 'katılımcı ve çoğulcu' olmasıdır.
Katılımcı ve çoğulcu olmanın temel koşulu ise demokrat olmaktan geçiyor. Demokrat olmak her şeyden önce 'bilmiyorum ve birlikte yaşayacaklarımıza sormalıyım'ın zimnen kabulü ile başlar. Bu kabulü başlangıç noktası yapmayan bir adım başarıya ulaşamaz.
Bu sürecin hızlanmasının koşulu çözüm sürecinin hem siyaseten hem de toplumsal olarak sahiplenilmesine bağlıdır. Bu açıdan çözüm sürecinin şu anada iki partinin (AK Parti ve BDP) öncülüğünde ve CHP'nin ise kerhen desteği ile sürmesi önemlidir. Bu yüzden CHP'nin bu süreci 'ama'sız desteklemesi çok önemlidir.
Kürt sorununun çözümü, Türkiye'nin 100 yıllık hatta daha eski bir tarihle hesaplaşması ve yüzleşmesi anlamını taşıyor. Kürt meselesinin çözülmesi Türkiye'nin ergenlikten olgunluğa giden yolda büyük bir adım atması anlamını taşıyor.
JİN'İ İZLEYİN
Hafta başında Reha Erdem'in son filmi Jin'i izleme imkanı bulduk. Jin içinde olduğumuz çözüm sürecinde, savaşın ve savaşın yarattığı toplumsal travmaları çok iyi anlatan bir filim. Erdem'in diğer filmleri ile düşünüldüğünde yakaladığı sinema dili Türkiye'de 'iyi sinema'nın önemli bir yerinde olduğunu gösteriyor.
Filmden çıktığımda aklıma ilk gelen içinde şiddetin olduğu her türlü savaşın bir mağlubunun da doğa olduğu oldu. 30 yıllık şiddet sarmalının sadece insanları değil, doğayı da öldürdüğünü ve doğadaki her canlının (ağaçların, bitkilerin ve hayvanların) çatışmalardan etkilendiği görmek, hiç farkında olmadığım başka bir gerçek oldu.
Bence Jin'i izleyin.
twitter.com/murataksoy
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018