Murat AKSOY
17 Aralık’tan sonra tüm yaşadıklarımız, siyasal alanının korunması kadar bu alanın demokratikleştirilmesinin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları konusunda hukuk için ne yapıldığını, soruşturmaların hangi aşamada olduğunu bilmiyoruz ama bu iddiaları soruşturan savcıların akıbetlerini az çok biliyoruz.
Sadece bu savcıların değil, 3 binden fazla emniyet görevlisi, yüzden fazla hakim ve savcının tayin ve yer değişikliği yapmasını da.
Demokratik meşruiyete sahip olan hükümeti savunabilmenin tek bir koşulu vardır; yürütme ve idari tasarruflarının hukuk içinden sürdürmek. Siyasal görüşlerini paylaşmasak bile hukuk içinde kaldığı sürece seçilmiş bir hükümetten yana olmak siyaseti savunmaktır. Eğer meşru hükümet, tasarruflarını hukuk sınırları içinde sürdürmüyorsa; hukuk devletinden değil kanun devletinden bahsediyoruz demektir. Hukuka dayanmayan yürütme ve idari tasarruflar da demokratik olmaz.
Hükümetin meşruiyetini ve gücünü koruyacak olan hukuk ve demokratik adımlardır. Bu aynı zamanda sivil siyasetin panzehiridir.
HÜKÜMETİN İKİ EKSİĞİ
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonrasında hükümet cephesinden seslendirilen temel tez; bu gerilim seçilmişler ile bir anlamda atanmışlar arasındaki çatışmadır.
Bu tezin sahipleri şeklen doğru şeyi savunuyorlar. Ne yazık ki, savundukları argüman temelsiz kalıyor. Çünkü hükümet bu tezi güçlendirecek adımları atmıyor. Hükümet cemaate yakın olan ve paralel devletin unsurları olarak tespit ettiği kişilerin yerlerini değiştiriyor, görevden alıyor, atama yapıyor. Ama bunları yapma hızı kadar aynı anda iki şeyi daha yapmalı hükümet. İlki yapılan bu yer değişikleri konusunda ellerinden bilgi ve belgeyi kamuoyu ile paylaşmalı veya hukuki bir süreç gerektiriyorsa gerekli soruşturmalar açılmalıdır. İkincisi ve ilki kadar önemli olan ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile ilgili de hukuk sınırları içinde yol alınmasına katkı sunmalıdır.
Roboski’de 34 vatandaş öldürüldüğünde BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ifadesi ile bir onbaşı bir görevden alınmazken; yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonrasında yaşananlar yer değişikleri insanı ister istemez düşündürüyor.
Devlette var olduğu söylenen paralel yapı temizleniyor iddiasıyla yolsuzluk ve rüşvet iddialarının perdelenmesi siyasal alanı güçlendirmez. Tam tersine bu durum oportünizm bir siyaset biçimi olarak güçlenmesini sağlar.
Eğer demokratik bir hukuk devletinden, siyasal alanın meşruiyetinin daha kalıcı hale getirmek ve bürokratik meşruiyete sahip olanların demokratik meşruiyete sahip siyasetin alanına müdahale ettiğini iddia ediyorsak; çözüm demokratik siyasete sahip çıkmaktır.
Böyle anlarda demokratik siyasete sahip çıkmak, demokratik meşruiyete sahip olsa da tek bir partinin yüklenebileceği bir mücadele değildir.
Demokratik siyasete sahip çıkmanın yolu yaşananları kamuoyuna anlatmak kadar başta Meclis’teki siyasal partiler olmak üzere, Meclis dışındaki siyasi partiler ve STK’lar demokrasi temelli ilişki kurmaktan geçer.
Ne yazık ki, AK Parti, siyaseti savunmak için daha geniş bir siyasal koalisyon yerine önceliği siyasal meşruiyetine verdi. Ve bunu kendine yakın medya ve meydanlarda yapmayı tercih etti.
KUTUPLAŞMAYI BESLEYEN SİYASET
Bu tercih siyasal alanın korunmasında AK Parti’yi giderek yalnızlaştırıyor. Çünkü hükümetin medya üzerinden verdiği mesajlar ve kamuoyuna yaptığı açıklamalar siyasal alanının savunulması değil sadece hükümetin meşruiyeti bağlamında kendi tabanının konsolide etme girişimleri olarak yansıyor. Ve yerel seçim süreci bunu besliyor.
Daha acı olan tablo bu eylem ve söylemlerin var olan toplumsal gerilimi besliyor oluşudur. 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyaset dışı unsurların deneyip başaramadığı toplumsal gerilim ve bölünmeyi; 2013 başından itibaren Gezi ile artan ve 17 Aralık ile güçlenen biçimde siyasiler başarıyor.
İçinde olduğumuz kaosun çıkı yolu demokraside ve demokrasinin derinleşmesinden geçiyor. Çünkü demokrasi hem paralel yapı ile mücadelede, hem çözüm sürecinde hem de hukuk devleti olmada en büyük gücümüz.
Demokrasi olmadan olacak olan şey sadece adım adım ikinci tek parti dönemidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018