Mustafa Karaalioğlu
Her ne kadar Rusya ve İran’ın ne yapmak istediği ve bu yolda amaçlarına ulaşmakta büyük bir mesafe aldıkları anlaşılıyorsa Tahran zirvesinin ardından kafalar biraz daha karışmıştır. En başta zirvenin üç ortağından birisi olan Türkiye için durum artık toplantı öncesindekinden farklıdır. Suriye dosyasında niyetleri, fikirleri ve kaygıları birbirinden uzak üç ülkenin Astana süreciyle zor olanı denemeleri elbette önemliydi ama gelinen nokta Türkiye için beklentilerin çok uzağındadır. O kadar ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sivil kayıpları gerekçesiyle ateşkes veya operasyonun bir müddet daha ertelenerek insani şartların oluşmasını bekleme önerisi bile tartışılmadan reddedilmiştir. Cumhurbaşkanı meselenin sivil ölümleri ve kaçınılmaz göç dalgası gibi iki ana unsurunu ortaya atmaktan ve bu noktalara dikkat çekmekten başka bir şey yapamazdı. Ama Rusya’nın bunu umursamadığı, kendi meselesi olarak görmediği ve hedefe yaklaşmak üzereyken böylesi kaygılara değer vermediği açıkça görüldü.
Dramatik bir şekilde hem sahadaki diğer önemli aktör olan ABD hem de Rusya, Türkiye’nin başına açılacak sıkıntılar konusunda ortak bir duyarsızlık içinde bulunuyor. Tahran zirvesine rağmen ABD, bu iki önemli kaygı unsurunu gerekçe gösterip sürece müdahale edebilirdi ama oralı olmadı. Bilinen “kimyasal silah kullanırsanız çok kızarız” gerekçesine sığınıp kapıları kapattı.
Toplamda, ABD’nin ve Avrupa başkentlerinin varlığı ile yokluğu belli olmayan tavırları Putin’e açıkça istediği gibi bir harekat yapabilme onayı veriyor. Rusya’nın da böyle bir fırsatı kaçırması beklenemezdi… Kaçırmadı da zaten. Savaş uçakları, Tahran zirvesinin başladığı saatlerde bile İdlib’i bombalıyordu.
***
Bundan sonra ne olabilir ve biz nasıl etkilenebiliriz?
1-) İdlib’in rejim adına Rusya-İran koalisyonu tarafından ele geçirilmesi Türkiye’nin Suriye sahasında zaten kısıtlı olan hareket kabiliyetini iyice azaltacaktır.
2-) Operasyon başarıya ulaştığında, hatta ulaşmadan Türkiye sınırına doğru göç dalgası kaçınılmaz olacaktır. Ne var ki Erdoğan’ın Tahran’da ifade ettiği gibi mülteci ağırlama kapasitemizi çoktan aşmış bulunuyoruz.
3-) Öte yandan, Esad rejimi için İdlib halkının da ülkeden ayrılması ideal bir sonuç olacaktır. Daha önce gidenler gibi bu dalganın da geri dönüş yapmamasını isteyecektir. Kaldı ki geri dönmeleri açıkça ölüme ve yokluğa dönüş olacağı için nerede olursa olsun hiçbir mülteci bu yolu denemeyecektir.
4-) Birkaç haftadan beri Rus yetkililerin dile getirdiği “Bütün yabancı güçler Suriye’yi terk etmeli” mealindeki açıklamaların sonucu olarak Türkiye’ye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla hükmettiği bölgelerden çıkması baskısı artacaktır. Moskova’da yapılacak bir sonraki üçlü zirvenin konusu bu olursa şaşırmayalım… Türkiye’nin ise, bütün sular durulmadan Afrin veya Cerablus’tan çıkması mümkün olamayacağından yeni bir siyasi gerilim süreci başlayacaktır. Bu baskılara karşı ABD ve Avrupa’nın desteğini alabilmek önemli olacaktır. Ama mümkün mü bilinmez…
5-) Fırat’ın doğusu, yani YPG’nin nüfuz bölgesi de hedefte olacaktır ama Esad rejiminin bu güçlerle anlaşması veya Rusya tarafından anlaşmaya zorlanması güçlü bir ihtimaldir. Neticede Esad için Türkiye’ye sıkıntı veren bir gücün sınırda bulunması en azından bugün için tercih edilecektir.
6-) ABD, sahada İran karşıtı bir pozisyonun ötesinde risk almayacak ve dolayısıyla Türkiye’nin YPG kaygısına duyarsız kalmaya devam edecektir.
7-) En önemli konu da Esad rejiminin Türkiye ve aynı konumda bulunan ülkeler tarafından tanınmaya zorlanması olacaktır. Tanıma veya ilişki kurma mümkün olamayacağı için bir başka gerilim potansiyelini de bu alanda beklemek gerekiyor.
8-) Son cümle… Suriye’de bir açıdan sona geliniyor görüntüsü var ama özellikle çıkarlarımız ve kaygılarımız böyle bir sonu benimsemekten uzak olduğumuzu gösteriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025