Mustafa Karaalioğlu
Dünya ekonomisi gelişmeye devam ederken, yüksek üretim ve buna bağlı düşük işsizlik ekseni gelişirken içinde bulunduğumuz kriz ve ağır işsizlik hala temel felsefemizdeki eksikliği gündeme getirmeye yetmiyor. Ekonominin içinde bulunduğu durumun sebebi olan üretim eksikliğinin nasıl olup da aşılacağına dair, iktidar merkezli bir yaklaşım duyulmuyor. “İnşaat mı üretim mi ya da geleneksel altyapı yatırımları mı ileri teknoloji mi” soruları hala cılız tartışma konuları olmaktan öteye geçemiyor.
Açık ifade etmek gerekirse, ağır finansal problemlere rağmen inşaat hala ekonominin dinamosu olma özelliğini koruyor. Belki bilinen kredi riski nedeniyle şimdilik sahada etkinlik azaldı ama felsefe olarak umut hala orada aranıyor.
Biz parayı inşaata yatırırken bizim gibi gelişme sürecindeki ülkeler ve zaten gelişmiş olanlar ne yaptılar, sorusunu tekrarlamaya gerek yok. Ne olduğu apaçık ortada. Son 10-15 yılda dünya yeni teknolojilerde birkaç kez değişip gelişirken Türkiye o yarışın dışında kaldı. Paranın bol ve ucuz olduğu dönemde, kolay borçlanabilirken sağlanan kaynaklar teknoloji alanlarına aktarılamadı. İstikbali düşünüp katma değerli alanlara yatırım yapmak yerine günün cazibesi galip geldi.
Harika siteler, büyük binalar, köprüler ve yollarımız oldu, altyapımız gelişti. Bu tercih tamamen yanlış değildi elbette. Türkiye’nin bir dönem veya belirli oranda inşaata ağırlık vermesi gerekliydi. Ne var ki, borç yoluyla transfer edilen kaynakların tamamına yakınının inşaata aktarılması bir hataydı. Yapılan hatayı bugün daha iyi görüyoruz.
Aynı dönemde stratejik bir tercih olarak 15-20 teknoloji sektörüne (savunma sanayiinde yaptığımız gibi) öncelik verilebilirdi. Bu yapılmış olsaydı ekonomi kırılgan olmaz ve en önemlisi de dış finansman bağımlılığı bu hacme mahkum olmazdı.
Şimdi Kanal İstanbul projesi yeniden gündeme geldi ve kıyasıya bir tartışma alevlendi. Sanki, 2000’lerin başından itibaren yapılan tercihlerin ürettiği sonuçlar ortada değilmiş gibi yine bir inşaat projesini; üstelik de eşi benzeri olmayan büyük bir projeyi konuşuyoruz. Maliyet olarak tahminen; yol, köprü, tünel gibi büyük projelerin tamamı kadar bir kaynağın borçlanılarak aktarılması gereken bir projeyi… Eğer meseleye sadece inşaat ve altyapı penceresinden kanala bakarsak bazı açılardan faydalı da olabilir. Ama parayı inşaat yerine daha verimli alanlara yatırmayı düşündüğümüzde kesinlikle en faydalı ve akılcı yatırım değildir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bunu ne kadar istediğini biliyoruz. Kabul etmek lazım, Erdoğan kalkınmacı kimliğiyle ülkeye büyük eserler kazandırdı. Şimdi, projeyi savunurken Kanal İstanbul’un dünyada da büyük sükse yaratacağını söylüyor. Haklıdır, süksesi olur.
Ancak, Türkiye’ye dünyada sükse kazandıracak başka projeler de var ve bunlara ilgi göstermek kesinlikle daha önceliklidir. Daha da hayatidir.
Birincisi, büyük ve yıkıcı bir depremin kapıyı çalmak üzere olduğu İstanbul’da depreme karşı acilen kentsel dönüşüm yapmaktır. O zaman bütün dünya Türkiye’nin insanına verdiği değeri konuşur başka bir işle kıyaslanamaz süksemiz olur. Ayrıca, mimarisi düzelmiş, binaları güvenli hale gelmiş İstanbul’un rantı da katlanır.
Ve mesela ikincisi, ileri teknolojide bazı sektörleri belirleyip elde avuçta ne varsa oralara harcayarak geleceği kurtarmak… Böyle bir girişim Kanal İstanbul’dan daha önce sonuç alır ve dünyanın her yerinde rekabet edebilen Türk markalarıyla büyük sükse yaparız.
Artık, önemli yatırımları ve devasa kaynak kullanımlarını siyasi eksenden kurtarıp verimlilik, katma değer ve küresel yarış kriterleriyle tartışmanın zamanı gelmedi mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025