Mustafa Karaalioğlu
Birleşmiş Milletler’e bağlı çalışan Ekonomik ve Sosyal İşler Organizasyonu (DESA)’nın rakamlarına göre geçtiğimiz yılın Eylül ayında Türkiye’de bulunan mülteci ve göçmen sayısı 5 milyon 678 bini aşmıştı. Sadece İdlib’teki düzenli katliamın ardından rakamın şu anda nereye ulaştığını bilmiyoruz. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar sözcülerinin kaygılı açıklamalarından anlaşılan o ki göçmen sayacı hızlı yükseliyor. Daha dün İçişleri Bakanı Soylu, “Tarihin en büyük göç dalgasıyla karşı karşıyayız” dedi. Bu ifade, mevcut sayısına ilaveten yeni dalgaları ifade ediyor olmalı ama mesela İran’ın sınırları açıp özellikle sayıları Afgan mültecilere çıkışı gösterdiği iddiası buna dahil mi, onu da bilmiyoruz.
Washington Post gazetesinin iddiasına göre Trump’ın İran’a yönelik yaptırım politikalarının sonucunda ortaya çıkan sorunlu ekonomik problemler yeni bir göç hareketinin işaretini veriyor. Esasen işaretin de ötesine geçildi ve başlayan bir hareket var. İçişleri Bakanlığı kayıtlarına göre sadece resmi yollarla iltica başvurusunda bulunan Afganlılar’ın sayısı 2081’de 100 bin, 2019’de ise 184 bine ulaştı. Soylu’nun yeni açıklaması da şöyle: “Bu yıl 454 bin kaçak göçmen yakalandı, bunlardan 104 bin kişi kendi ülkelerine gönderildi. Yüzlerce insan Ege Denizi’nde boğulmaktan kurtuldu.”
Yakalanan göçmenlerin çoğunluğu Suriye dışı ülkelerin vatandaşları olsa gerek. Zira, Suriye’den geçişler bir şekilde kontrol altındadır.
Muhtemel artış potansiyeli bir yana mevcut rakamlar dahi Türkiye’nin devasa boyutta bir göçmen meselesi olduğunu apaçık ortaya koyuyor.
Peki, bu büyük problemle neden gerektiği şekilde yüzleşmiyoruz? Cevabı basit ama çok naif. Çünkü, göçmen denildiğinde büyük çoğunluk (4 milyona yakın) Suriyeliler olduğu için ve bunların da nasıl olsa birgün ülkelerine döneceği kanaati hakim olduğu için meseleyi zihinlerde ertelemiş bulunuyoruz. Fazlasıyla naif bir düşünce çünkü gerçek bu değil… Kabul etmek gerekir ki Suriye’de Esad rejiminin Rusya desteğiyle “zafer”e ulaşması bu fikri yenilgiye uğratmıştır. Mevcut şartlarda; yani, Esad egemenliğinde göçmenlerin geri dönmesi mümkün değildir. Bu durum onlar için, tıpkı ülkeyi terketmek zorunda kaldıkları gün olduğu gibi bir ölüm-kalım meselesidir. Dönemezler. Düşman ve hain görüldüklerinden döndüklerinde can güvenlikleri olmayacaktır. Dolayısıyla, normalleşmeye bağlı, serbest ve rızaya dayalı dönüşü unutmakta fayda vardır. Türkiye dahil, Ürdün, Lübnan veya Avupa’da bulunan göçmenler için tek normalleşme şartı Esad’sız Suriye’ydi ve bu artık imkansız hale gelmiştir.
Bununla birlikte, Türkiye’nin son derece haklı olmakla birlikte yine naif bir fikirden öteye gitmeyen sınıra yakın yerlerde yeni yerleşim merkezleri inşa ederek en azından bir milyonluk kısmı geri gönderme projesi de imkansızdır. Bunun için kaynak da siyasi zemin de bulunmamaktadır. Suriyelilerin dışındakiler özellikle Afgan göçmenler için ise bırakın bir proje düşünmeyi, naif bir geri dönüş fikri geliştirmek dahi sözkonusu değildir.
Türkiye’nin bir göçmen ve mülteci meselesi bulunduğunu bilerek ve bununla yüzleşerek önümüze bakmamız gerekiyor. Özellikle Suriyelilere yönelik düşmanca ve dışlayıcı tutumlarla mücadele ederek işe başlamakta fayda vardır. Birçoğu iş kurarak veya işçi olarak ekonomik hayata karışan bu insanların sosyalleşmesi ve uyumunu temin etmek ileride yaşanabilecek başka problemleri önlemek adına gecikmeden atılması gereken adımlardır. Zaten ülkemizde kalacak insanları bir problem olarak tanımlamak yerine, gerçekle yüzleşerek geleceğimizi planlamak en doğru yol olacaktır.
Hiç olmazsa bir sosyal meseleyi zamanında, erkenden ve önlem almak için vakit varken çözmeyi deneyelim…
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025