Mustafa Karaalioğlu
Bakü’ye giderken “İdlib’te olmaya mecbur değil mahkumuz” demişti. Dün de “Ortaya çıkan büyük insani krizi önlemek için sahada aktif müdahale dahil her yolu deniyoruz. Talebimiz rejimin saldırılarını sona erdirip gözlem noktalarımızın gerisine çekilmesidir. Rusya insani hassasiyeti kabul etmek istemiyor. Gözlem kulelerimizi kuşatanlara verdiğimiz süre doluyor” dedi.
Bu sözlerin anlamı, dünden itibaren sayacak olursak üç günün sonunda İdlib’te askeri harekatın başlamasıdır. Başlamama şartı nedir? Suriye askerinin Soçi mutabakatında belirlenen sınırlara çekilmesi ve şu anda kuşatma altında bulunan 7-8 TSK gözlem noktası çevresinin boşaltılması. Yani, Suriye rejiminin geldiği noktadan geri dönmesi… Krizin derinleştiği yaklaşık bir aylık sürede İdlib’in yarısını ele geçirdikten sonra bunu yapmaları ihtimal dışıdır. TSK’nın askeri harekatını ihtimal dahiline sokan da bu geri adımın imkansızlığıdır.
Peki Türkiye’nin adım atmaktaki sıkıntısı nedir? Bunu da Cumhurbaşkanı’nın sözleriyle cevaplayalım: “En büyük sıkıntımız hava sahasını kullanamıyor oluşumuz. Yakında bunun da bir hal ve çaresini bulacağız. Diplomatik kanalları kullanıyoruz.”
Diplomatik kanallardan kasıt eğer ABD ile sürpriz bir anlaşma değilse, Rusya ile verimsiz gitmekte olan heyetler arası görüşmeler olsa gerek. Bir de Almanya Başbakanı ile Fransa Cumhurbaşkanı’nın önerisiyle Rusya’yı 4’lü masaya oturtma girişimi… Putin bu girişimi püskürttü ve şimdi bu kanalın işleyebilmesinin tek çıkar yol O’nu İstanbul’a getirtebilmek. Kesin olmayan ama ihtimal dahilindeki tek üst düzey temas bu görünüyor. Bir anlamda Putin, Türkiye’nin masaya Avrupa ile oturmasını reddediyor ve hala Türkiye’nin başına bela olan Astana sürecini ayakta tutmak istiyor.
Diplomasinin sonuç üretmekten uzak olmasından daha endişe verici olan ise sahada Türkiye ile Rusya’nın çatışıyor olmasıdır. Suriye görünümlü Rus saldırıları sonucunda 16 şehit verdik, devamında da ÖSO’nun düşürdüğü Rus İHA’sına karşılık ANKA modeli bir insansız hava aracının düşürüldüğü haberleri geldi. Sahadaki asıl mesele ise Suriye’nin karadan, Rusya’nın ise havadan -ve karadan- ilerlemeye devam etmesi… Bir anlamda Türkiye’nin dayandığı Soçi mutabakatı sınırlarının fiilen anlamını yitirmesi…
Erdoğan’ın askeri harekattan başka seçenek görmemesi açıktır ki bu tablonun sonucudur. 72 saatin sonunda düğmeye basacağını ilan etmesi eğer gerçekleşecek olursa 5 Mart’taki Putin görüşmesi öncesinde mevzi kazanmak olabilir. Ama bu plan aynı zamanda Rusya ile de çatışmak mecburiyetinde olmak gibi bir paradoks içeriyor. Cumhurbaşkanı bunu da gördüğüne göre Cumartesi’den itibaren bir yandan sahada bir yandan masada veya telefonda çok yoğun bir süreç başlıyor demektir. Eğer Erdoğan’ın söylediği hava sahası meselesini halledebilirsek… Bir paradoks da burada çünkü hava sahasını bizim uçuşlara yasaklayan da Rusya…
Başa dönelim… Erdoğan’ın dediği gibi Türkiye İdlib’te bulunmaya mahkumdur. Her şekilde değilse de bir şekilde bulunmaya mahkum çünkü zaten bir milyonu sınırımıza dayanmış üç milyona varabilecek yeni bir göçmen problemiyle karşı karşıyayız. Rusya bunu umursamıyor, Suriye de hepsinin çekip gitmesini umuyor. Böyle büyük bir problemimiz var ve çözümün diplomasiyle sağlanması şüphesiz en iyi sonuç olur.
Ayrıca, İdlib krizinin Türkiye’yi tatmin etmeyecek şekilde bitmesi Suriye dosyasının devamında da kayıpların süreceği anlamına gelir ki bugüne kadar ödenen bedeller düşünülürse böyle bir şeyin ne kadar can acıtıcı olacağı aşikardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025