Nermin ALPAY
Kadınların zaman, zaman kocalarından dayak yedikleri ve bunun neredeyse normal saydıkları bir yerde büyüdüm. Şiddet, korku hayatımızın olağan bir parçasıydı… Büyürken, önce tanrıdan, sonra babadan, sonra kocadan korkmak
gerektiği öğretiliyordu. Ve bunu dile getirenler de maalesef, şiddeti bir şekilde yaşamış kadınlardı. Anlamıyordum… Ruhumuzda sevgi ile var olması gereken bu unsurlardan neden korkmak gerektiğini anlayamıyordum. Hiçbir zaman da anlamadım… Bana dayatılan korku zincirine bir kez takılırsam, hayatımın hep korkuyla geçeceğini anladığımda; Korkuyu, hayattaki tek düşmanım ilan ettim.
Bir gün, canımdan çok sevdiğim babam (rahmetli) anneme vurmaya kalktığında,
Kendimi annemin önüne attım: “ Baba! lütfen anneme vurma!” Şaşkınlıkla yüzüme baktı, önce elini bana doğru kaldırdı, sonra başını önüne eğip dışarı çıktı. Sakinleşip, döndüğünde bana öyle bir minnet duygusuyla baktı ki, O gün, annemi koruduğumu sanırken, aslında babamı yıllarca utanarak hatırlayacağı bir vicdan azabından kurtardığımı anladım.
Babama dair onca iyi anım varken, dayak atmaya teşebbüs etmek gibi aşağılayıcı bir durumdan bahsetmek, benim için hiç de kolay değil. ( Kız çocuğunu neden okutuyorsun diyenlere, “benim için oğlan, kız fark etmez, okumak isteyeni ceketimi satar, yine de okuturum,” diye cevap verirdi.)
Bu yüzden, kendisine çok şey borçlu olduğum babam hayatta olmadığı için; bir anlık öfkesini sizlerle paylaşırken, ona ihanet ediyormuşum gibi geliyor.
Ama; Şiddeti gizleyen ve devamına yol açan, bu mahremiyet duygusu değil midir? Onun hayatıyla ilgili o küçük olumsuz anımı sizlerle paylaştığımda; şiddete uğrayanların konuşmasına bir parça da olsa katkıda bulunabilirsem, babamın ruhunun huzur bulacağına inanıyorum. Eğer hayatta olsaydı;“Babalar, çocuklarınızın annesine vurmayın, böyle bir şeyi akıldan geçirmek bile insanı çok utandırıyor.” derdi. Şiddete uğrayan kadınların konuşmasını teşvik etmek “susma, konuş ! “ kampanyalarıyla onları yüreklendirmek ve onlara insan olarak, komşu olarak, devlet olarak sahip çıkmak gerekiyor.Çünkü “ kol, kırılıp, yen içinde kaldıkça” kadına yönelik şiddetin sonu gelmeyecek.
Kadın-erkek arasındaki eşitsizliğe karşı çıkan ve toplumsal eşitliği savunan bir düşünce akımı olarak ortaya çıkan Feminizm; iddia edildiği veya sanıldığı gibi erkek düşmanlığı değildir. Bu nedenle, kadınların eşitliği için mücadele eden, şiddete karşı olan herkesin feminist hareketi desteklemesi gerektiğine inanıyorum.
Ülkemizde, 80’li yıllarda Feminist kadın hareketinin başlattığı “ Dayağa Hayır”, “Bağır, Herkes Duysun” kampanyaları o güne kadar gizli kalan ev içi şiddeti ortaya çıkardı. Şiddete uğrayan ve bunu gizleyen kadınlar gördüler ki, yalnız değiller… Çünkü; uygulanan şiddeti mahkum etmenin en doğru yolu, onu açığa çıkarmaktır.
Şiddet; sadece dayak atmak değildir, bağırmak, korkutmak, yasaklar koymak da şiddetin bir parçasıdır. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlar, bu şiddete daha fazla maruz kaldığı için, onların toplum tarafından korunması gerekiyor.
Hemen her bölgede Kadın sığınma evlerinin olması bu yüzden çok önemlidir.
İlk kez “Mor Çatı Sığınma Evi “ şiddete uğrayan kadınlara kapılarını açarak,
önemli bir örnek uygulama başlattı. Bugün, Başbakanlığa bağlı Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü, kadına yönelik aile içi şiddete karşı kadınlara ulaşmaya ve onlara destek vermeye çalışıyor. 5393 sayılı Belediyeler kanunun 14. maddesinde nüfusu 50.000 ‘i geçen yerlerde belediyelere sığınma evi açma görevi verilmiştir.
Sığınma evleri koruma altındadır ve oraya sığınan kadınların kimliği gizli tutulmak zorundadır. Ülkemizde maalesef 49 tane sığınma evi bulunmaktadır.
KADINA UZANAN ELLER KIRILSIN !
Kadınlara yönelik şiddeti engellemek için yasalar bir günde çıkarılmadı. Kadınlar, uluslar arası ve ulusal düzeyde iğne oyası işler gibi sabırla mücadele ettiler.
1981 yılında ilk kez Latin Amerika ve Karayipler’deki kadın örgütleri tarafından ilan edilen 25 Kasım “Kadına Karşı Şiddete Son Uluslararası Günü” 1999 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası düzeyde kadına yönelik şiddetle mücadele günü olarak kabul edildi.
Şiddet, kaba tanımıyla dayak, yiyenden çok atanı aşağılayan bir durum… Kontrolden çıkan öfkeyi, kendinden güçsüz olana boşaltma hali… Ama bu öyle bir kısır döngü ki, evdeki huzuru da alıp götürdüğü için bir türlü rahatlanamıyor.
O nedenle, öfkelerini kontrol edemeyen erkeklere evden dışarı çıkıp, yürümelerini önereceğim. Eşiniz sizin köleniz değil, hayat arkadaşınız… Unutmayın ki sonradan pişman olmanız bir fayda etmez.
Kadınlar; birbirinize sahip çıkın… Ve kendi şarkınızı söyleyin.
“Kadınlar Vardır,
Kadınlar Vardır,
Kadınlar her yerde…”
Nermin Alpay
Email:[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.11.2019
23.03.2017
18.07.2016
4.09.2014
28.07.2014
23.06.2014
6.04.2014
2.04.2014
6.03.2014