Nuray MERT
Bazılarımız, haklı olarak daha da otoriterleşecek ve nihayet Türk tipi başkanlık sistemi ile tek adam rejimine dönüşecek, bu zemine oturacak bir düzenin korkusunu, endişesini, üzüntüsünü yaşıyor. Diğer bazıları sanıyor ki, böyle bir rejim kurulursa artık ülkeyi rahatça idare edecek, yeni bir düzen kuracaklar. Korkular yersiz değil ama daha beteri olabilir; zira bazılarının istediği düzen, sandıkları gibi “sürdürülebilir” değil. Bu ülkede, “otoriter bir istikrar düzeni” kurmak hayalini kuranların sandığı gibi kolay değil, olmadığı için daha beteri, kaos ve daha fazla gerilim kapıda bekliyor.
Tarih çok baskı rejimi gördü, hepsi birbirine taş çıkaracak işler yaptı ama hiçbiri tutunamadı. Ama sanmayalım ki otoriter rejimlerin tutunamaması kendi başına bir umut kaynağıdır, bu tür rejimlerin varlığı bir dert, tutunamaması başka derttir. Bu tür rejimler tutunamadı diye, kapılar demokrasiye, özgürlüklere, daha iyi bir düzene açılmaz.
Tam tersine bu tür rejimler sadece varlıkları ile değil, çöküşleri ile de yıkım getirir. Zira bu tür rejimler, düzeni değiştirmek adına önlerine çıkan her şeyi buldozer gibi ezer geçer, ortalık harabeye döner, o harabeden yeni bir çıkış yolu bulmak zordur. O halde en iyisi başımıza gelenlere katlanmak demek istemiyorum, gidiş sandığımızdan daha vahim olabilir diyorum; her türlü savrulmaya karşı sağlam durmak için olanların ciddiyetinin farkında olalım diyorum.
Demokrasinin olmadığı yerde, demokratik mücadele zemini ortadan kalkar ama bu zeminin korunmasında ısrarcı olmak lazım. Bu konuda en büyük görevlerden biri ana muhalefet partisine düşüyor.
Çaresizlikten tüm ümitleri ona bağlayanlardan da tüm sorunları ana muhalefete yıkanlardan da değilim; böylesi, siyasi şaşılık olur. Ancak, böylesi dönemlerde ana muhalefet fazladan önem ve sorumluluk taşır, taşıması gerekir. Hal böyle iken, CHP’nin son bildirgesi maalesef çok umut kırıcı oldu. İktidarı, “teröre yardım ve yataklık”la itham etmek, nerden baksanız ciddiyetsiz bir tutum, bu tutumun iktidarın ülkenin tüm sorunlarını “terör”le izah etmesinden ne farkı var?
Siyaseti, birbirini teröre destek ile itham etmeye indirgemek, iktidar söyleminin açtığı yoldan tıpış tıpış gitmekten başka nedir, hangi derde deva olur? Siyaset bir kere “terörle mücadele”ye indirgenirse, bir daha içine düştüğü çukurdan çıkamaz, bunu anlamak çok mu zor?
Türkiye’nin Batılı “dostları”nın ve onların dostlarının içinde bulunduğumuz halde sergiledikleri tutum da başka dert. AB’nin Türkiye’de demokrasi zaafları, basın özgürlüğü, HDP’li milletvekillerin tutuklanmasına karşı sert tepki göstermesi son derece anlaşılır bir şey, ama AB büyükelçilerinin HDP grup toplantısına katılması neyin nesi? Bu tablonun, iktidarın Batı karşıtı söylemlerine fazladan su taşıdığını, toplumda zaten var olan Batı düşmanlığını körüklemekten başka bir şeye yaramayacağını anlayamıyorlar mı?
Dahası, en büyük sorunlarımızdan biri, demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını “Batı’nın bizi zayıflatmak için kullandığı bir araç”tan ibaret gören bir anlayışın iktidarda olması ve bu anlayışın ciddi bir toplumsal desteğe sahip olması. O nedenle, bu kafayı cilalayacak tutumların bu ülkeye faydası yok, bari gölge etmesinler.
Zaten zamanında, bu ülkenin demokratlarının “iç dinamikler yetersiz, o nedenle, bizi ancak dış dinamikler kurtarır, haydin AB’ye” tavrı, vereceği zararı verdi. Bu aklın devamı, daha büyük zarar verecek kimse; görmüyor mu?
Demokrasi dediğimiz şey ne sandıktan ibaret ama ne de dışardan gelecek bir şey. Bu ülkenin geleceğine dair iddiası olanlar ya bu ülkenin içinde, bu ülkenin dinamikleri ile mücadele verecek ya da boş versinler gitsin.
Yoksa, bu ülkede yaşamakta, bu ülkede direnmekte kararlı olanlara fazladan yük oluyor, haklı davalara gölge düşürüyorlar.
Bazıları dostumuz, bazıları arkadaşımız ve hepsi çok iyi niyetli de olabilir ama gerçek bu, kusura bakmasınlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024