Nuray MERT
Kahire toplantısı sonrası, Katar Maliye Bakanı Ali Şerif El Emadi, “Tehdit edilemeyecek kadar zengin bir ülke” olduklarını söylemiş. Aslında, üzerlerine oturdukları kaynakların bekçiliğinden başka işlevi olmayan diğer Körfez ülkeleri de, pek çok açıdan onlardan farklı değil, ama belli ki, dünya gerçeklerinin daha fazla farkındalar. Katar, çok kısa zamanda yükselip bölgesel aktör diye gazlandığı için o zenginliğin sahiden kendisine ait, giriştiği işlerin de sahiden kendi gücüne dayalı olduğunu düşünüyor. Oysa, çok uzağa gitmelerine gerek yok, mevcut Katar şeyhi, dedesinin başına gelenleri hatırlasa böyle saçma çıkışlara ön vermeyebilirdi. Malum babası, dedesini darbe ile indirdikten sonra bir Amerikan hukuk bürosu vasıtası ile dedesinin servetinin büyük bölümüne el koymuştu.
Parayla saadet olmadığı gibi parayla siyaset de olmuyor, esas olan para dahil ama, daha pek çok şeye bağlı siyasi gücün kimin, kimlerin elinde olduğu. Katar gibi ülkeler için, doğal kaynaklar üzerine oturmak piyango gibi bir şey, esas iş piyangodan çıkan parayı nasıl idare ettiğiniz, yoksa pek çok büyük piyango kazandıktan sonra çar çur eden adam durumuna düşmeniz işten bile değil. Ülkeler bazında esas olan siyasi güç, bu gücün temelinde de, kuşkusuz maddi zenginlik, üstelik haksız kazanç, sömürü, emperyal talan ile elde edilmiş zenginlikler var, ama yine de mesele ondan ibaret değil. Asıl önemlisi, üretim ekonomisi, ileri teknoloji üretim altyapısı, güçlü siyasal kurumlar, insan sermayesi, kültürel iktidar birikimi başta olmak üzere pek çok zenginlik zeminine sahip olmak veya zaman içinde bu zemini oluşturmak, geliştirmek. Yoksa, altın yumurtlayan tavuğa bekçi bulmak zor değil, bekçinin kıymeti harbiyesi yok, sonuçta biri gider diğeri gelir.
Dahası, bu küçük Körfez ülkelerinin hiçbiri, kendisi de başka bir berbat rejim olan, Suudi Arabistan ile kıyaslanamayacak kadar köksüz idareler. Hal böyle iken, Katar’a Osmanlı dostluğu izafe edip köklüleştirme ve sevdirme gayretleri de manasız işler. 1871’de Osmanlılar, şimdi Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Hassa bölgesini ele geçirince Katar civarında gücünü pekiştiren Sani ailesi, Suud tehdidine karşı, Osmanlı garnizonunu kabul etme karşılığında kaymakam yani o bölgenin yöneticisi olarak tanındı. Birinci Dünya Savaşı esnasında ilk yaptıkları iş ise, 1916’da bir anlaşma ile İngiliz himayesini kabul etmek oldu, olay bundan ibaret.
Bari her şeye rağmen, kendilerinin sandıkları gücü, iddia ettikleri gibi hayırlı işlere harcasa idiler.
Nihayetinde, onların yaptığı da, siyasi konjonktürden yararlanıp sırtlarını Batı gücüne dayayıp Suriye’de, Libya’da, hatta tüm bölgede iş çevirmeye kalkmak idi, şimdi karşılarında olanların da tuttuğu yol aynı. Aslında paranın yetmeyeceğini bildikleri için, siyasi güç olmaya çalıştılar, ama işe tersinden başlamış oldular. Tıpkı, para sahibi olmanın yetmediğini sezip saygınlık, hayranlık, seçkinlik kazanmaya çalışan para babaları gibi, bunları da parayla edinebileceklerini düşündüler. Şansları da yaver gitmedi, işler farklı gelişseydi bir ölçüde kazançlı da çıkabilirlerdi, olmadı. Dünyada bunca mazlum insan, ülke varken siyasi kumarda kaybeden para babalarının derdi ile dertlenemeyeceğiz. Dertlenenler de, artık bu olayı allayıp pullayıp Katar’ın emperyalistler ile mücadelesi gibi pazarlamaya çalışmaktan vazgeçseler iyi olur, çünkü galiba farkında değiller ama hikâyenin hiç kurtarır tarafı yok.
Bakın, Katarlılar, bunca zaman Türkiye ile sıkı ilişkiler içindeler, keşke bizim şu güzel “parayla saadet olmaz” deyişimizi duymuş olsalar, ondan ders almış olsalardı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024