Osman CAN
Anayasa Mahkemeleri adli vakalara bakmazlar. Bir suçun işlenip işlenmediği, evrakta sahtekarlığın yapılıp yapılmadığı veya bir kira sözleşmesinin ihlal edilip edilmediği gibi teknik hukuki meseleler, Anayasa Mahkemeleri’nin görev alanına girmez.
Anayasa Mahkemeleri’nin varlığı adaletin dağıtılmasıyla ilgili değil. Anayasa Mahkemeleri’ni başka ihtiyaçlar ortaya çıkardı.
Anayasa sırf bir hukuk metni değil. Anayasalar, eğer demokratik mahiyette iseler, siyaset üreten bir toplum sözleşmesi üzerine inşa edilirler. Bu yüzden hukuki bir metin olmaktan çok siyasal bir çerçeve mahiyetindedirler. Ve bu çerçevenin korunması gerekir.
Bu çerçeveyi kim koruyacaktır?
Demokratik bir ülkede Anayasa’nın sahibi toplumdur. Peki ama bunun bekçisi kimdir?
1920’lerde Avrupa’da bu soruya verilen cevaplardan biri “Anayasa Mahkemesi” olmuştur.
Anayasa Mahkemeleri, ortaya çıkaran ihtiyaç görüldüğü gibi tamamen politik bir ihtiyaca cevap verirler. Devlet erklerinin anayasal çerçeve içinde kalmalarını sağlamak üzere bir sınır bekçisi, futbolda çizgi hakemi gibi bir kuruma duyulan ihtiyacın cevabı Anayasa Mahkemeleri olmuştur.
Anayasa Mahkemeleri bu yüzden politik alana dair karar verirler. Zira anayasa politik alanın hukuki çerçevesini belirlemektedir. Anayasa Mahkemeleri bu işlevlerinde karar verirken, yargısal muhakeme kurallarını işletirler.
Çok tartışmalı siyasal konulara ilişkin karar verirken, onların kararlarını meşrulaştıran, itaati sağlayan, toplumsal onayı ve dolayısıyla saygıyı üreten şey, esas itibariyle onun yargısal ve hukuksal prosedürlere, yani usul kurallarına riayet etmeleridir.
Yoksa Anayasa Mahkemesi kararları siyasal alanda lehte ve aleyhte sonuçlar doğurur. Bu dezavantaja rağmen, Mahkemenin verdiği kararın saygınlığı, içerikten çok usule uygun olarak verilmesine bağlıdır.
Zira, dediğimiz gibi, Anayasa soyut kurallardan oluşmaktadır. Yine soyut kanunlar bu kurallara uygunluk denetimine tabi tutulur. Bu soyutluk içinde Anayasa Mahkemeleri’nin hareket alanı oldukça geniştir.
Hatta bu yüzden ABD’li Yargıç Charles Evans
Hughes “Biz anayasaya tabiyiz, ancak anayasa, yargıç ne diyorsa odur!” der. Bu ifade Anayasa Yargıçlarının sahip oldukları geniş takdir alanını belirler. Hele 7 Maddeden oluşan ABD Anayasası açısından bu ifade yadırgatıcı değil.
Lakin ABD’de anayasallık denetimini yapan Yüksek Mahkeme, bunun usullerini de 200 yıl önce ortaya koymuş ve istikrarlı bir şekilde bu usullere riayet ederek kararlarını vermiştir.
Usullere riayet yoksa aslında meşruiyet de yoktur. Bu yüzden “yargılama” denilen ameliye, esasen “usul kurallarının uygulanması” ameliyesinden başka bir şey değil.
Mutlak adalet ve hakikat iddiası, insan kapasitesini aşar. Ancak usul kurallarına uyulursa ortaya çıkan sonuç benimsenebilir. Zira öngörülebilirlik sağlar, yargılamanın ve kararın takibi mümkün olur. Keyfilik engellenmiş olur.
Bu yüzden Luhmann, kararların “hakikat” kriterine göre değil, ancak toplumsal katılım, öngörülebilirlik, denetlenebilirlik ve usul kurallarına uygunluk kriterlerine göre meşrulaştırılabileceğini söyler.
Esasen bu yüzden de demokrasi hakikate ulaşma iddiasıyla değil, süreçler yoluyla meşruiyet sağlar.
Yine bu yüzden usul kuralları Mahkemelerin anayasası sayılır.
Saygınlığı bununla sağlanır.
Usul kurallarından sapma çok ama çok istisnai durumlarda belki meşruiyete katkı sağlar.
Torba Kanunun yayınlandıktan sonra 23 gün, esas incelemeye geçtikten 7 gün sonra Anayasa Mahkemesi tarihinin rekoru kırılmak suretiyle, usul kuralları zorlanarak ve ihlal edilerek iptal edilmesi hangi yüce amaçlara hizmet eder, bunu kestirmek güç. Zira herkesin, her kesimin hakikat iddiası farklı olabilir.
Ancak herkes ve her kesim için aynı olan usul kurallarının ihlali meşruiyet krizine yol açar, Anayasa Mahkemesi’nin saygınlığını zedeler.
1982 Anayasası gibi bir darbe Anayasasının bekçiliğini yapmanın yol açtığı meşruiyet krizi ortada iken, krizin Mahkemece daha da derinleştirilmesi, aynı zamanda Türkiye’ye kaybettirir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015