Osman CAN
Kürt Solu, Türk solunun geleneğinin rayları üzerinde ilerlemeye devam ediyor. Devam ettikçe batıyor.
Aysel Tuğluk’un seküler güçleri sorumluluk üstlenmeye davet etmesinin ardından, Cemil Bayık da “Ve AKP tüm devleti kontrol altına almaya çalışıyor” diyor.
Sekülerlik kavramına da son zamanlarda yoğun anlam yükleniyor. Bu şekilde Türkiye’de kilitli olduğunu düşündükleri veya öyle algıladıkları kapıları bu kavramla açabileceklerini düşünüyorlar. Zira IŞİD örneğinde sekülerlik iddiası oldukça sempatik.
Elbette yine Bayık’ın ifadesiyle “uluslararası güçlerin”, Ortadoğu’da mesele sekülerlik olunca, totaliterliği dahi bazen görmezden gelebileceğini bilenler bu kavram üzerinden algıları köpürtmeye devam edecekler. AK Parti’yi IŞİD ile aynı denkleme oturtuverince mesele de kendiliğinden çözülecek.
Şimdilerde “AKP devleti kontrol altına almaya çalışıyor” ifadesiyle de zihinlerinde kurguladıkları hayalin ikinci sacayağını üretmiş oluyorlar.
Bu yaklaşım açıktır ki, Türk solunun, CHP’nin veya “yaşam tarzı liberallerinin” bir miktar izinden giden PKK-HDP çizgisinde de yansıma bulmuşa benziyor.
Bu da tutarsa AK Parti “IŞiD’iı bir diktatörlük” olmuş olacak. Tuğluk’un “Belki insanların çoğu farkında değildir ama AKP çizgisi Türkiye’nin bütünü için şu an yürürlükteki en büyük tehlikedir. Öyle IŞİD’in Türkiye’ye dönmesinden söz etmiyorum. Bizzat IŞİD ideolojisi ve yaşam anlayışının AKP eliyle toplumun dokularına nüfuz etmesinden söz ediyorum” şeklindeki beyanının üzerine “AKP’nin Türkiye’deki demokrasinin gelişimine ciddi bir engel oluşturduğu, demokrasiyi kafa saymaya ve seçim oyunlarına indirgediği göz önüne alındığında, artık ciddi olarak diktatörlükten söz etmek gerekiyor” beyanını koyduğumuzda eksik kalan kısmın Bayık tarafından tamamlandığını görüyoruz.
Nedir bu devleti kontrol meselesi?
Ordu AK Parti karşısında denge olmaktan çıkmış, siyasi iradenin emrine tabi olmuş vaziyette. Yargı artık eskisi gibi siyasete meydan okuyamıyor. Geriye kalan Ana muhalefet partisinde ise iş yok. Böyle olunca Türkiye bir devlet partisine dönüşmüş oluyor haliyle...
* * *
Faşizm devletin bir parti tarafından kontrol edildiği örneklerden biri. Sosyalist tüm düzenler de böyle. Örneğin 1924, 1936 ve 1977 Sovyet Anayasaları’na bakıldığında bunu görmek mümkün. 1924 Anayasası açıkça bunu öngörmese de, üretilen sistem 1950’ye kadar tek parti diktatörlüğüne engel olamadı. Zaten engel olsun diye de üretilmemişti.1961 Anayasası ile Parlamentoda ortaya çıkan sivil hükümetin, meşruiyetini halktan almayan kurumlarla dengelendiği yeni bir sistem meydana getirildi. Buna da denge ve denetim sistemi dendi. Yani Parlamento’daki partiler, yani iktidar partisi devlet kurumları alanına giremeyecek, kontrol edemeyecek. Onlar iktidar partisini dengeleyecek. Ve buyurun size demokrasi, hem de çoğulcu olanından...
Tabi bu devlet kurumlarının daha çok kurucu parti olarak CHP ideolojisine göre hareket eden yapılar olması da unutturulabilir, bu arada...
Gerçekte bu sistem, parti devleti tasavvurunu “demokratik maskeli faşizm” biçiminde sürdürmeye imkan sağladı. Türk solunun zihnindeki “denge” tasavvurunu ve pratiğini üreten bu mirasın PKK-HDP çizgisi tarafından işe yarar maymuncuk niyetine satın alındığı anlaşılıyor.
Satın alınması şaşırtıcı değil, zira PKK-HDP çizgisinin yaklaşımını KCK Sözleşmesi/Anayasası’nda çok açık. 1936 Sovyet Anayasası’ndan çok farklı değil. Bu anayasa ise siyaset felsefesi ve pratiği itibariyle Türkiye Anayasaları’nın çok da uzağında değil. O halde “parti devleti kontrol ediyor” demekle “faşizan diktatörlük” algısı üretirken, aslında çok daha sorunlu bir durumu kabullendiklerini ortaya koyuyorlar.
Karşı tarafı şeytanlaştırma üzerine hüküm kurma denemesi, şeytani planları hayata geçirme hülyasının tek yolu.
Oysa orada ekmek yok.
Demokratik bir sekülerlik ve demokratik bir denge denetimini savunmaya ne dersiniz?
Bu ülkede barışın yolu bu çünkü...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015