Osman CAN
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlardan biri de 2010 yılında Referandum ile kabul edilen bireysel başvurular ile ilgilidir. Bu kararlar mahiyetleri itibarıyla kanunların denetiminden farklıdır.
Bu kararların negatif yasama fonksiyonu ve etkisi yoktur. Bireylerin yaptığı başvuru üzerine mahkeme, somut bir uygulamada, somut bir kişinin somut bir hakkının güncel ve devam edegelen bir şekilde ihlal edilip edilmediğine bakar. İhlal kararı verildiğinde, kararın etkisi sadece taraflar ile ilgilidir. Bu başvurularda ne bir kanun iptal edilir, ne bir düzenleyici işlem ne de bir idari işlem...
Sadece tarafları bağlayıcı olduğundan, bu kararların dış dünyadaki hukuki etkisi, elbette iptal kararları kadar güçlü değildir.
Mahkeme bireysel başvuru üzerine ihlal kararı verdiğinde, ihlalin sonuçlarını kendisi ortadan kaldıramaz. Yapılması gerekenlere hükmeder ama doğrudan bunu saptayamaz. Yerindelik denetimi yapamaz. İptal davasında nasıl yasa koyucu gibi hareket ederek yeni bir uygulamaya yol açamayacaksa, bireysel başvuruda da idari eylem ve işlem mahiyetinde karar veremez.
Bunları kanun ve anayasa söylüyor.
İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, yargılanmanın yenilenmesi yolunu açar. Dava mahkemesi gibi işin esasını çözmez. Anayasa Mahkemesi’nin doğrudan ihlali gidermesi istisnaidir ve tazminat ile ihlalin giderileceğinin kesin olarak anlaşılmasıyla sınırlıdır. Q Bunun dışında verdiği ihlal kararının bir yasanın varlığından kaynaklanması durumunda ise yasanın düzeltilmesine yönelik bir çağrıyla yetinebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaptığı tespite ve sonuçlarına benzer biçimde yetkili organların, yani yasama organının, örneğin barajın düşürülmesi için gerekli değişiklikleri yapması yönünde bir çağrıyı karar metnine işleyebilir.
Bu durumda yasa koyucu düzenleme yapar ve bence yapmalıdır. Ancak bu düzenlemenin de 67. Madde’nin son fıkrası uyarınca, bir yıl içinde yapılacak seçimlere uygulanamayacağı açıktır.
Meclis’in bir anayasa değişikliği yapmak suretiyle çözüm üretme iradesinin önünde elbette herhangi bir engel yoktur. Yani bireysel başvuru üzerine verilen karar, hukuk tekniği itibariyle yasa gücünde değildir. Dolayısıyla yasa gücünde bir hukuki işlemin sahip olmadığı hukuki etki ve fonksiyona evleviyetle sahip olamayacaktır.
Diğer bir husus ise Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya bakarken, kendini ilk derece mahkemesi olarak görüp, ihlale neden olan kanun maddesini, Anayasa Mahkemesi’ne, yani kendisine, göndermesi, sonra Anayasa Mahkemesi olarak toplanıp karar vermesi, ardından yeniden dönüp bireysel başvuru meselesini esastan çözmesidir.
Bu konu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte şu saptamaları yapmak mümkündür.
Mahkeme böyle bir yola girdiğinde, bu yolun hukuken tanınmış veya tanımlanmış bir yol olmadığı açıktır. Hukuki boşluklardan söz edilebilir. Ancak kamu hukukunda hukuki boşluk tartışması tehlikelidir. Zira anayasada varsayılan boşluklar, boşluk olmayıp, yasa koyucuya bırakılmış takdir alanlarıdır. Yasa dışındaki kurumların boşluk gerekçesiyle norm üretmeye başlaması, yasa koyucu fonksiyonu üstlenmeleri demektir. Bu yasama yetkisinin gaspı anlamına gelir.
İkinci olarak Anayasa Mahkemesi, “Yüce Divan” veya kısmen “Siyasi Parti Kapatma” davalarında ilk derece mahkemesi gibi çalışmaktadır. Çok tartışmalı olmakla birlikte, bu davalarda böyle bir pratik geliştirmiş durumdadır. Lakin Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruda, kanunu uygulamaz, kanunun uygulanmasını gözlemler ve anayasal hak ihlali tespitini yapar. Yargılama yapmaz, yapılan yargılamanın anayasal çerçevede cereyan edip etmediğine bakar. Kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığına bakmaz. Kanunun ilk derece mahkemesi tarafından uygulanırken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği tespitiyle yetinir.
Yani adli, askeri ve idari yargı yolunda görülen davalardaki etkisi, temel hak ve özgürlükler bakımından tamamlayıcı bir etkidir. Fonksiyonu ikincildir, tamamlayıcıdır.
Devam edecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015