Osman CAN
CHP yöneticilerinin bazıları ile yine medyada bazı kalemlerin “13 yıllık AK Parti iktidarı sonrası restorasyon”dan söz ettiğini görüyoruz.
Restorasyon kavramı, eski bir yapının, belirli bir süreliğine kullanımından kaynaklı gördüğü hasarın ve yıpranmanın giderilmesi ve yapının eski hale getirilmesi veya eskiye en yakın hale kavuşturulması olarak anlaşılabilir.
Türkiye bir genel seçim yaşadı. Bu seçim sadece bir hükümet koltuğuna oturma mücadelesi değildi. Zira seçimin temel bileşenlerinden biri siyasal sistem değişimiydi. Toplum ve kamuoyu buna göre bir pozisyon aldı. Yine sosyal yapıda meydana gelen değişimler de bireylerin seçim tercihlerini doğrudan etkiledi. Buna ekonomik boyutu da ekleyebiliriz. Bunlarla birlikte seçim atmosferini daha çok psikolojik yarılmanın belirlediğini de inkâr etmemek gerekir.
O halde restorasyon kavramını tek başına genel bir kavram olarak ele almaktan çok, üst üste veya iç içe geçmiş konu başlıklarıyla ele almak ve her bir yapıda restorasyonun ne anlama geleceğini irdelemek gerekir.
Siyasal restorasyon, Türkiye’nin cari anayasal düzeninde meydana gelen arızaları giderip, sistemi eski haliyle tesis etmek anlamına gelir. Peki 13 yıllık AK Parti iktidarı döneminde anayasal düzenindeki değişimler neler ki, onları geri almak suretiyle bir restorasyon gerçekleşmiş olsun?
İlki 2004’te kadın-erkek eşitliği sağlayan ve temel hak sözleşmelerini kanunlara öncelikli hale getiren anayasa değişikliğiydi.
İkincisi cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine imkân sağlayan ve referandumda %70 çoğunlukla kabul edilen anayasa değişikliğiydi.
Üçüncüsü ise 2010’da temel hakların önünü açan, HSYK’da ve Anayasa Mahkemesi’nde çoğulculuğu sağlayan anayasa değişiklikleriydi. Bu değişiklik %58 çoğunlukla kabul edildi.
Bu değişikliklerin sistemi 12 Eylül Darbe düzeninden belli ölçülerde uzaklaştırdığı ortada. Bu durumda restorasyon, sistemi 12 Eylül’e yaklaştırmaktan başka bir anlama gelmez. Restorasyon 12 Eylül sistemini de kapsıyorsa, bu da 27 Mayıs sistemine dönüş anlamına gelir.
CHP’nin beyannamesine bakıldığında bunu kastettikleri de pekâlâ söylenebilir.
Ancak bu anakronizmden başka bir şey olmaz. Eğer referans 1921 Anayasası ise, işte bu restorasyon ciddiye alınabilir. Türkiye tarihinin tek demokratik, çoğulcu, ademi merkeziyetçi anayasası 1921 Anayasası’ydı. Diğerleri hep bu tercihten sapmanın ifadesi oldu.
Toplumsal restorasyondan söz ediliyorsa ve eğer gündelik ve konjonktürel hareketlenmeler kastedilmiyorsa, çok anlamlı değil. Zira toplumsal restorasyona değil, aksine dönüşen toplum için gerekli bir siyasal inşaya ihtiyaç var. Alt yapıdaki değişime, üst yapının uydurulması gerekir. Bu da kurumsal ve anayasal dönüşüm ile mümkün.
Kastedilen sosyopsikolojik restorasyon ise, bu tartışmalı olmakla birlikte dikkate alınabilir. Zira son yıllardaki seçim atmosferinin toplumsal psikolojiye zarar verdiği söylenebilir. Bu alandaki restorasyon yukarıda belirttiğimiz anayasal ve kurumsal dönüşüm için de gerekli zemini üretebilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015