Oya BAYDAR
Bu ülkede -bırakın öncesini- sadece son yüzyılda çok insan asıldı. Her siyasî idam toplumda yeni çatışmalara, düşmanlıklara, travmalara, cepheleşmelere yol açtı. İdam cezasının caydırıcı olmadığını, ibret sağlamadığını kanıtlayan bir dolu araştırma, inceleme, istatistik var. İdam cezasının, bumerang örneği, gün gelip savunanlara döndüğü, onları vurduğu da başka bir gerçek.
Öldürmeyeceksin, der dinler; öldürmeyeceksin, der insan haklarına saygılı çağdaş hukuk devletlerinin yasaları. Bırakın insanı, hayvanın canını alanlar bile cezalandırılır. Peki devlet taammüden cinayet işleyince ne olur? Devlet öldürme hakkını kimden, nasıl alır?
İnsanın en ilkel güdüsü, -tıpkı hayvanlar gibi- tehdit olarak gördüğünü, başa çıkamadığını, canını sıkanı yok etmektir. İnsanların ilkel kan kültürünün ve vahşî güdülerin tortusunu içlerinde taşıdıkları, bireyin etik değerlerinin ve kişiliğinin yeterince gelişmediği, eril faşizan zihniyetin iktidara egemen olduğu devlet ya da din tapınçlı toplumlarda idam cezası daha yaygındır. Yoksul ve cahil halk kitleleri tarihin her döneminde ve her yerde hemcinslerinin asıldığı meydanları doldurmuş, hemcinslerinin öldürülmesini seyredip alkışlamıştır. İşte bu nedenle evrensel hukukta temel hakların en başında gelen yaşama hakkının halkoyuna sunulamayacağı ilkesi yer alır.
Dişine kan deymiş kalabalıklara teslim olmak
Olağanüstü günlerdeyiz. Herkesin heyecanı, korkusu, öfkesi burnunda. Kitlelerin her türlü yıkıcı istemlere, vahşi eylemlere yönlendirilebileceği, sağduyunun yerini kinin, öfkenin aldığı bir atmosferdeyiz. Böyle dönemlerde kitleler daha kolay gaza gelir, manipüle edilir ve en tehlikeli, en habis, hatta caniyane eylemlere yönlendirilebilir. Yaşamakta olduğumuz belirsizlik ve kaos ortamında, on beş yıl önce geride bıraktığımız bir ayıbın, idamın, yeniden yasalara girmesi tartışmalarının ülkemize ve topluma büyük zarar vereceğini düşünüyorum.
Kitlelerin idam taleplerine (ki şimdilik Fethullah Gülen’e, darbecilere yöneliyor, bir adım ötede bölücü hainler diyerek HDP’lilere ve sonra iktidarın düşman diye işaret ettiği her kesime yönelecek) önce Cumhurbaşkanı mevkiindeki kişinin, sonra Başbakan’dan bakanlara, sözcülere AKP iktidarının kafa adamlarının verdikleri “siz isteyin biz yapalım”, “halk isterse olur, siz isteyin biz asalım” türünden cesaretlendiri, onaylayıcı cevaplara bakınca ülkem adına, masum ve mağdur halk adına, etik değerler adına utanıyorum ve ürküyorum.
“Halk isterse” popülizminin tehlikeleri
İdam konusunda, şu günlerde “halk isterse” söylemi pek revaçta. Peki kim bu halk? Kısıklı’da Erdoğan’ın konutunun önünde ve meydanlarda rabia ya da bozkurt işareti yaparak, tekbir getirerek, bayrağı dansöz elbisesi gibi kuşanıp neşe içinde göbek atarak (ekranların favorisi tesettürlü işveli genç kadını hatırlayın), ya da belden yukarısı çıplak (Kabataş yalanının belden yukarısı çıplak sanal saldırganlarının görüntüsü yoktu ama bunların var), elinde meşin kemer dövecek, linç edecek insan arayarak idam idam diye tempo tutanlar mı? Milli irade sözcüğü, öteki yüzde 50 milli irade dışı sayılıp nasıl AKP’ye oy verenler anlamında kullanılıyorsa, halk sözcüğü de Erdoğan’ın “dindar ve kindar” ak militanları yerine kullanılıyor. Başbakan, idam talepleri konusunda “milletim rahat olsun” diyor. Milletin kan, ölüm, idamla rahatlayacağını varsayıyor. Milletle, halkla IŞİD cihatçılarını bir tutuyor.
Meydanlara demokrasiyi korumak için çıktıkları varsayılan bu AKP (daha doğrusu Erdoğan) militanı kesimin tek demokratik (!) talepleri idam. İdam ise günümüzde demokratik bir ülkede, evrensel hukuk ve insan haklarına dayalı çağdaş bir devlette yeri olmayan bir “ceza”, bir ilkellik belirtisi. Kimileri, “idamı geri getirecekleri falan yok, kendi adamlarının gazını alıyorlar” rehaveti içindeler. Ama idamın simgesel anlamı vardır. İdamdan IŞİD’ci zihniyete giden yol ise sanıldığı kadar uzun değildir. Bu zihniyete popülizm adına prim ve cesaret vermek yarın lumpen güruhların sokak hâkimiyetine yol açar ve darağaçlarının kimler için kurulacağı da belli olmaz.
Gelelim darbeye karşı meydanlarda toplananlara… O meydanlarda temenni ettiğimiz, hayalini kurduğumuz gibi her kesimden, her partiden, her görüş ve inançtan tüm halkımız yok. NE YAZIK Kİ YOK. Olamadı. Nereden kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın asker-sivil bütün darbelere ama’sız karşı olan gerçek demokratlar, idam naraları atarak Erdoğan’ın milis ordusuna yazılamazlardı. Zaten salalar verilerek, tekbir çekilerek AKP belediyelerinin ve AKP teşkilatlarının hoparlörlerinden yapılan çağrı, en baştan onları dışlıyordu.
Erdoğan, idam çığlıkları karşısında, “Ne dinimiz, ne yasalarımız, ne hedeflediğimiz çağdaş. demokratik hukuk düzeni idama geçit vermez” diyebilseydi; altını çize çize, üstüne basa basa AKP’lisinden HDP’lisine, her inançtan, her kesimden halkı meydanlara demokrasiyi korumak için çağırabilseydi, işte o zaman bu badireden çıkabileceğimizi umut edebilirdik. Heyhat…
Muhalefet, gerçekten demokrat olamadıkça…
Ya muhalefet? Meydanlar; demokrasi umurlarında bile olmayan, AKP’ye bile değil Erdoğan’a destek veren, ana talepleri idam olan kalabalıklara bırakılmışsa bunda muhalefetin ve hepimizin suçu yok mu? MHP bir yana, ana muhalefet partisi denilen bir CHP var. Kılıçdaroğlu, darbe girişiminden iki gün sonra, kem küm ederek o gece Ankara’dan İstanbul’a nasıl geldiğinin, darbeyi nasıl haber aldığının masalını anlatıyor ekranların karşısında. Erdoğan’ın halka yaptığı darbecilerin önüne dikilme çağrısını, ondan daha önce Kılıçdaroğlu ve CHP merkezinin en yüksek sesle yapması gerekmez miydi?
Meydanlar; rehberleri/ imamları Tayyip Erdoğan, talepleri idam, işaretleri rabia olan Erdoğan’ın milislerine bırakıldıysa, takkeyi önümüze koyup düşünmenin zamanıdır. Ama galiba artık çok geç, her şeyin daha güç olacağı olağanüstü bir döneme giriyoruz. Bu dönemi nasıl atlatacağız, askerî darbe gibi sivil darbeye karşı da nasıl direneceğiz? Cevaplamamız gereken hayatî soru bu.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024