Pelin CENGİZ
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı bu defa Katar’ın başkenti Doha’da 26 Kasım- 7 Aralık 2012 tarihleri arasında yapılacak. Her yıl kasım aralık aylarında düzenlenen konferansta, iklim politikaları ve dünya ekonomisinin geleceği 195 ülkeden resmî müzakere heyetleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla ele alınıyor. Kyoto Protokolü ikinci yükümlülük dönemine girerken, geçen yıl Durban’da gerçekleştirilen müzakerelerde alınan bir kararla 2015’te tüm ülkelerin ortak ama aynı zamanda farklılaştırılmış sorumluluklar çerçevesinde taraf olacağı ve 2020’den itibaren yürürlüğe konacağı yeni bir iklim anlaşmasının tamamlanması hedefleniyor. Bu doğrultuda, müzakereler ve ülke pozisyonları yeniden şekillenirken, burada yapılacak müzakereler büyük önem taşıyor. Geçen yıl çetin müzakereler sonucu kabul edilen Durban Platformu gündemine göre çalışmalar, hem 2015’te oluşturulması hedeflenen yeni rejime ilişkin tüm hususların belirlenmesi hem de 2020’ye kadar ve daha sonrası için sera gazı azaltım gayretlerinin arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması şeklinde iki kanaldan yürütülecek.
Şu zamana kadar yapılan tartışmalara bakılacak olursa, zirveyle ilgili epey karamsar bir tablo mevcut. Yapılan son üç iklim zirvesinden elde edilen sonuçlara göz atınca zaten karamsarlığın nedeni de ortaya çıkıyor. Çünkü karar vericiler ekonomi ve ekoloji arasında nasıl bir denge kuracaklarını bilemediklerinden Rio’da acil önlemlerin alınmasından uzak, hayal kırıklığı yaratan epey zayıf bir metin üzerinde mutabık kaldılar ve topu Doha toplantısına attılar. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla ilgili hâlâ ciddi adımlar atılmış değil. Bir yanda sera gazı salımlarıyla ilgili bağlayıcı kararlar almayı reddeden gelişmiş ülkeler, bir yanda ise kalkınması gerektiği iddiasıyla hedef koymak istemeyen gelişmekte olan ülkeler var. Durban’daki zirvede kabul edilen 2020’ye kadar, gelişmekte olan ülkelerin sera gazı emisyonlarının azaltılması için oluşturulan fona her yıl toplanması hedeflenen 100 milyar doların nasıl bulunacağı da hâlâ muamma. Bu konuda da henüz bir çözüm önerisi yok. Doha Konferansı, sera gazı emisyonlarının azaltılmasında bugün varolan, tek yasal bağlayıcılığa sahip olan ve bu yılsonu sona erecek Kyoto Protokolü’nün devamının görüşülmesi açısından önemli. Ancak, ülkelerin karar vericilerinde bu gönülsüzlük varken, ne Katar’da ne de başka konferanslarda yeni bağlayıcı kararlar alınması mümkün görünüyor.
Aslında konferansın Katar’da yapılıyor olması da bir anlamda eşyanın tabiatına aykırı. İklim değişikliğine neden olan, doğayı kirleten sera gazı emisyonlarının azaltım hedeflerinin konuşulacağı toplantının, petrol zengini olup dünyayı en fazla kirleten ülkeler arasında ilk sırada yer alan Katar’da yapılacak olması, özellikle çevre aktivistleri tarafından epey tepki görüyor. WWF’in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yayımladığı “Yaşayan Gezegen 2012 Raporu”nda, dünyayı en çok kirleten ülkelerin başında sırasıyla Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Danimarka, Belçika,ABD, Avustralya, Kanada, Hollanda ve İrlanda’nın geldiği tesbitine yer verilmişti.
Bu ikilem içinde Katar, iklim meselesi farkındalığı ile ilgili hiçbir Müslüman ülkede bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir uygulamaya imza atmaya hazırlanıyor. İklim Değişikliği Konferansı’nın Katar’da yapılacak olması vesilesiyle, yaklaşık 150 camide imamlar iklim değişikliği ile ilgili bilgilendirici vaaz verecek. İmamlar, çevre konusundaki sorumlulukla ilgili verecekleri mesajlarla geniş kitlelerin dikkatini bu yöne çekecek. Her imam kendi vaazını kendisi hazırlayacak. İmamlar, insanlara daha az su kullanımı ya da ağaç kesilmemesi gibi kolayca uygulayabilecekleri bilgiler verecek. Zirvenin Katar’da yapılacak olması vesilesiyle, çevre meseleleri üzerinden ülkede dinlerarası işbirliği ve diyalogun da geliştirildiği ifade ediliyor.
Katar İslami Kültür Merkezi Fanar’ın Direktörü Abdullah al-Mulla, inançların etkisinin her zaman büyük olduğunu belirterek, “Din, farkındalık için çok iyi bir araçtır. Eğer din aracılığıyla yaklaşırsanız, müminler daha kolay algılar” diyor. Friends of the Environment Centre Başkanı Dr. Saif Ali al-Hajari de, ilginç bir noktadan bahsediyor: “Kuran’da 1500’den fazla ayet çevreden bahseder. Üstelik Kuran, çevreye ilişkin sorunların olmadığı bir zamanda inmiştir.”
Kuran-ı Kerim de tıpkı diğer kutsal kitaplar gibi yüzyıllar öncesinden çevre sorunlarına işaret ederek, bugünün çevreci bilimadamlarını geride bırakmış diyebiliriz.
Din üzerinden çevre meselesine bakışın Katar’da böyle olduğunu görünce, Diyanet İşleri’nin sitesine girdim. Öyle ya, 2013 bütçesi 4,6 milyar liraya çıkarılmış bu kurum da çevre, doğa, iklim meseleleriyle ilgili Kuran’ın yol göstericiliği ile bilgilendirme yapıyordur belki diye... Maalesef tek satır, tek kelime bulamadım. Katar’da bu bilinçlendirme süreci başladıysa, Türkiye’de neden olmasın. Gerçek şu ki, çevresel konular tüm insanlığın ortak meselesi ve evren de herkesin müşterek yaşam alanı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022