Pelin CENGİZ
Bir dönem şehirlerarası otobüs firmaları aralarındaki rekabetten mi yoksa taklitçilikten mi bilinmez ama her hâlükârda inandırıcı olmak için markalarının önüne “öz”, “hakiki”, “gerçek” gibi sıfatlar eklerdi. Bu standart altı, son derece kalitesiz şirketler, kelle koltukta yolcu taşır, sık sık ölümcül kazalara neden olur ama başkalarının ismini taklit etmekten de geri durmazdı. Katılım sürecinde olduğu AB’nin özgürlük, demokrasi, insan hakları, hukuk, yargı gibi temel alanlardaki eleştirilerine giderek daha fazla tahammülsüzlük gösteren Türkiye, AB İlerleme Raporu’na karşı kendi raporunu ortaya koyunca, bu otobüs firmalarının hâletiruhiyesi aklıma geldi. Türkiye’ye yönelik endişelere ayna tutan raporu, “AB’nin taraflı raporuna karşılık tarafsız rapor” diye veren medyanın hâli de, en az Türkiye’nin oturup kendi raporunu kendi yazması hâli kadar gülünç...
Türkiye her ne kadar, “bu sadece tepki değil, reform kararlılığının paylaşılması” dese de, AB BakanıEgemen Bağış, aslında esas niyeti şu sözleriyle belli etmiş: “Ülkemizin reform kararlılığını sorgulayanlara bu rapor her cümlesiyle, her sayfasıyla anlamlı bir cevaptır. Bu rapor Türkiye’nin Avrupa perspektifinin de AB reform sürecindeki kararlılığının da mührüdür. Rapor, hem AB değerlerini, hem de üyelik sürecimizi istismar eden çarpık zihniyetlere de Türkiye’nin meydan okumasıdır. Avrupa’da Türkiye’nin reform hızının yavaşladığı, AB perspektifinin kaybolduğu yolunda eleştirileri olanların da başlarını iki ellerinin arasına alarak bir kez daha düşünmeleri gerekir.”
Bu köşede sık sık ele alındığı üzere, Ankara’nın ilerleme raporunda özellikle çevre başlığı altında yer verilen gelişmelere dikkat ettim. En son yayımlanan ilerleme raporunda en önemli değişikliklerden biri, bu faslın adıyla ilgiliydi. Daha önce “Çevre” adını taşıyan başlık, bu yıl “Çevre ve İklim Değişikliği” hâline getirilmişti. Bu, Türkiye’de hiç gündemde olmasa da iklim değişikliğinin artık AB’nin müktesebatına dâhil olması anlamına geliyordu. Ankara’nın raporunda başlık sadece “Çevre” olarak yer almış. Ankara’ya göre, çevre meselelerinde herşey olumlu ve başarılı bir seyirde ilerliyor. Raporda yer alan, “TBMM Çevre Komisyonu, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nı Haziran 2012’de kabul etmiştir. Tasarının 2013’te yasalaşması beklenmektedir. Sözkonusu tasarının AB müktesebatına uyumlu bir şekilde yasalaşması ile Çevre Faslı dördüncü teknik kapanış kriterinin sağlanması konusunda önemli bir gelişme kaydedilecektir” ifadesi ilginç. Oysa, AB ilerleme raporunda, “çevre alanında yatay mevzuatta hemen hemen hiç ilerleme kaydedilmediği, iklim değişikliği konusunda genel politika geliştirilmesi bakımından sınırlı ilerleme kaydedildiği” ifadeleri yer almıştı. Ayrıca, Akkuyu’da yapılacak nükleer santralin ulusal ve uluslararası kamuoyunda kaygı yaratmayı sürdürdüğü belirtilirken, HES’ler ilk kez rapora girmişti. HES’ler için, “Çok sayıda büyük hidroelektrik santralinin inşa edilmesine yönelik planlar için stratejik çevresel değerlendirme veya uygun ÇED çalışmaları yapılmamıştır” denmişti. Su sektörünün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ayrılmasının ardından, kurumsal koordinasyon konusunda sorunlar yaşandığı dile getirilen raporda, 2B yasasına atıfla,“Bozuk orman alanlarının özelleştirilmesi hakkındaki kanun, Türkiye’deki orman habitatlarının azalacağı yönünde endişelere sebep olmaktadır” denmişti. Ankara’nın raporunda bunların hiçbirine değinilmezken, Akkuyu’ya yönelik sadece ÇED sürecinin devam ettiğine ilişkin muğlâk ifadeler var.
Bu arada, geçen hafta BETAM (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) 1998-2012 arasındaki ilerleme raporlarını inceleyerek, Türkiye’nin çevre mevzuatlarının AB ile olan uyumunu ortaya koydu. Dr. Barış Gençer Baykan’ın çalışmasına göre, Türkiye’nin çevre mevzuatları AB mevzuatlarından çok farklı. Bu raporlara göre, Türkiye’nin enerji altyapı projeleri çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkiledi. GDO, nükleer güvenlik, radyasyondan korunma gibi alanlarda ilerleme yok. Endüstriyel kirlenmenin kontrolü, kimyasallar ve iklim değişikliği gibi konularda uyum seviyesi çok düşük. Türkiye’nin, en büyük seragazı emisyonu gerçekleştiren ülkelerden biri olmakla birlikte, 2020 için henüz bir seragazı emisyon azaltım hedefi belirlemediği vurgulanıyor. Türkiye’nin AB mevzuatına uyum sağlamak ve mevzuatı uygulamak için daha fazla adım atması gerektiği anlatılan son raporda, uluslararası iklim müzakerelerinde bağlayıcı kararlar almadığı sürece özel koşullarını bahane ederek iklim değişikliğine karşı ulusal ve uluslararası planda etkin bir mücadele vermekten kaçınmayı sürdürdüğü kaydediliyor.
Türkiye, rating kuruluşunun verdiği not kararını beğenmeyince kendi rating kuruluşunu kurmaya kalkışan, Avrupa’da Schengen vizesiyle sorun yaşayınca kendi bölgesine has Şamgen vizesi fikrini ortaya atan, ilerleme raporunu beğenmeyince oturup kendi “ilerlemesinin” kaydını kendi düşen bir ülke hâline gelirken, belki bu sebeplerle giderek yalnızlaşacak bir yerde duruyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022